Fındıkta yüksek maliyet ve küresel rekabet uyarısı
Giresun’da fındık hasadının sona ermesinin ardından serbest piyasadaki fiyat hareketleri üretici, sanayici ve ihracatçıların gündemine girdi. Fındık sanayicisi ve iş insanı Mustafa Demirci, Türkiye’deki yüksek üretim ve finansman maliyetlerinin sektörün uluslararası rekabet gücünü zorladığını savundu. Şili, ABD, Gürcistan ve Azerbaycan gibi ülkelerin daha düşük maliyetlerle üretim yaptığını belirten Demirci, Türkiye’nin fındık piyasasındaki konumunu koruyabilmesi için verimliliğin artırılması, maliyetlerin düşürülmesi ve ihracat pazarlarının genişletilmesi gerektiğini söyledi. Demirci ayrıca geçen yıldan devreden yaklaşık 200 bin tonluk stok bulunduğunu öne sürdü.
TMO ile serbest piyasa arasında fiyat farkı oluştu

Toprak Mahsulleri Ofisi, 50 randıman esasına göre Levant kalite fındığı 250 liradan, Giresun kalite fındığı ise 255 liradan alıyor.
Mustafa Demirci’nin verdiği bilgilere göre serbest piyasada Giresun kalite fındık 200-205 lira, Levant kalite fındık ise 175-185 lira aralığında işlem görüyor.
Giresun kalite fındığın sahip olduğu yağ oranı ve aromasının fiyat açısından avantaj sağladığını söyleyen Demirci, geçen yıl TMO’nun alım fiyatı 200 lira olmasına rağmen serbest piyasada fiyatların 275 liraya kadar çıktığını hatırlattı. Bu durumun üreticilerde bu sezon için de yüksek fiyat beklentisi oluşturduğunu ifade etti.
“Daha ucuza üreten ülkeler pazar payımızı zorluyor”
Fındıktaki fiyat hareketlerinin yalnızca Türkiye’deki arz ve talep dengesiyle değerlendirilmemesi gerektiğini savunan Demirci, uluslararası rekabete dikkat çekti.
Türkiye’de üretim maliyetlerinin yüksek olduğunu belirten Demirci, Şili, ABD, Gürcistan ve Azerbaycan gibi ülkelerin daha düşük maliyetlerle üretim yapabildiğini söyledi.
Demirci, “Rakip ülkelerin Türk fındığına göre daha düşük fiyatlarla ürün sunması Türkiye'nin pazar payı açısından risk oluşturmaktadır” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin verimliliği artırması, girdi maliyetlerini düşürmesi ve üreticinin maliyetlerini dikkate alan sürdürülebilir bir üretim politikası oluşturması gerektiğini savundu.
Şili ve ABD’nin üretimindeki artışa dikkat çekti

Mustafa Demirci, özellikle Şili ve ABD’nin fındık üretimindeki yükselişine ilişkin rakamlar paylaştı.
Demirci’nin verdiği bilgilere göre Şili’de yaklaşık 15 yıl önce fındık üretimi bulunmazken bugün üretim 115 bin ton seviyesine ulaştı. Şili’nin 2030 yılı için üretim hedefinin yaklaşık 200 bin ton olduğunu söyledi.
ABD’nin ise 15 yıl önce 30 bin ton seviyesinde olan üretimini 150 bin tona çıkardığını belirten Demirci, ülkenin 2030 hedefinin 250 bin ton olduğunu ifade etti.
Bu rakamları küresel rekabet açısından değerlendiren Demirci, Türkiye’nin dünya fındık pazarındaki konumunu koruyabilmesi için üretim maliyetlerine odaklanması gerektiğini söyledi.
“Maliyet düşürülmeli, ihracat artırılmalı”
Türkiye’nin fındık ihracatındaki gerilemenin de fiyatlar üzerinde etkili olduğunu ileri süren Demirci, önceki yıllardaki ihracat miktarlarıyla geçen yılı karşılaştırdı.
Önceki dönemlerde iç fındık ihracatının 340-350 bin ton seviyelerine kadar çıktığını belirten Demirci, geçen yıl bu rakamın yaklaşık 198-200 bin ton seviyesinde kaldığını söyledi.
Demirci, üretim maliyetlerinin düşürülmesi, verim ve kalite kayıplarının önlenmesi, ihracat pazarlarının genişletilmesi ve finansmana erişim maliyetlerinin azaltılması gerektiğini ifade etti.
Türkiye’nin dünya fındık piyasasındaki konumunu koruması için üreticiden sanayiciye kadar bütün sektör paydaşlarını kapsayan uzun vadeli bir politika gerektiğini savundu.
Yüksek faiz maliyetine dikkat çekti

Fındık alımı yapan sanayici ve ihracatçıların büyük miktarda finansmana ihtiyaç duyduğunu belirten Mustafa Demirci, yüksek kredi faizlerinin sektörün maliyetini artırdığını söyledi.
Demirci, “Yüzde 50 faizle, yüzde 60 faizle bankadan para alıp fındık alan bir ihracatçı veya sanayici maalesef bu maliyeti de fındığın üzerine koymak zorunda” dedi.
Serbest piyasadaki fiyatların daha düşük seviyelerde oluşmasının nedenlerinden birinin de sanayicinin kullandığı finansmanın yüksek maliyeti olduğunu savunan Demirci, bu giderlerin ürüne yansıdığını ifade etti.
Nakit ihtiyacı olan üretici serbest piyasaya yöneliyor
TMO’nun üreticiden fındık alımına devam ettiğini belirten Demirci, serbest piyasa ile TMO fiyatları arasındaki farkta finansman ihtiyacının da rol oynadığını söyledi.
Acil nakit ihtiyacı bulunmayan üreticilerin TMO’yu tercih edebildiğini ifade eden Demirci, ürünü daha kısa sürede paraya çevirmek isteyen üreticilerin ise serbest piyasada tüccara satış yaptığını belirtti.
Demirci, piyasadaki mevcut tablonun değerlendirilmesinde ihracattaki daralma ve finansmana erişimin de dikkate alınması gerektiğini söyledi.
“Yaklaşık 200 bin tonluk eski stok fiyatı baskılıyor”

Bu yılki rekoltenin yüksek olduğunu ifade eden Mustafa Demirci, geçen sezondan devreden fındık stokunun da piyasadaki arzı artırdığını öne sürdü.
Yaptıkları araştırmalara göre geçen yıldan yaklaşık 200 bin ton eski fındığın devrettiğini söyleyen Demirci, bu miktarın mevcut fiyatlar üzerinde baskı oluşturan unsurlardan biri olduğunu savundu.
Demirci, “Fındığın kendi rekoltesi bu sene çok yüksek. Bir de bir önceki yıldan devreden stok var. Dolayısıyla serbest piyasaya geçen yıla göre daha fazla fındık geliyor” ifadelerini kullandı.
Fındık piyasasının önümüzdeki dönemde nasıl şekilleneceğinde üretim miktarı, eski stoklar, ihracat talebi, finansman maliyetleri ve uluslararası rekabetin birlikte etkili olacağını değerlendiren Demirci, sektör için uzun vadeli politika çağrısında bulundu.




