Nietzsche der ki…
“ Zenginler fakirlere Tanrı’dan başka bir şey bırakmadılar! “
Yeni yılın son günlerinde açıklanan 1603 TL’lik asgari ücretlileri ile ülkenin yüzde 54’ünün sahibi olduğu yüzde bir’lik kesimi karşılaştırınca…
2003 yılında dişten tırnaktan arttırdığı asgari ücret maaşıyla 14,5 çeyrek altın alabilen Zeynep Abla’nın, bu gün o maaşla sadece 6 adet çeyrek altın alabildiğini hesaplayınca…
Çılgınlar gibi mücadele edip seçtirdiği vekillerin 17.000 Tl’lik maaşlarına karşın, kendilerinin 1603 TL’lik maaşlarına sanki babalarının hayrına çalışıyormuş gibisinden büyük bir lütufmuş gibi pozitif bakmalarını isteyen politikacıları görünce…
Dedim… Adam haklı…
Üzerine “ Bir eli yağda bir eli bağda oturdukları altın kaplama koltuklarından asgari ücretli müritlerine “ şükretmeyi “ öğreten din adamlarının bitmek bilmeyen vaazlarına tanık olunca…
Bu gidişle… Tanrı’yı da fakire bırakmayacaklar…

Yeni yıl bitip giderken son günlerin modası oldu Sayın Cumhurbaşkanı’nı Rahmetli Deniz Gezmiş ile kıyaslamak. Yaşı 60’şa gelmiş koca koca adamların hepimizin bildiği üzere ve her kesim tarafından itici bulunan “yalakalık “ diye adlandırılan söylemlerinden Yılmaz Vural da aldı nasibini.
“Ülke sistemiyle oynamak riskli bir iştir. Deniz Gezmiş bunu başaramadı, Tayyip bey başardı.” Dedi…
Yılmaz Vural; Deniz Gezmiş asıldığında 25 yaşındaydı…
25!

Her yılın bir öncekinden daha hızlı geçtiği günleri yaşarken, yine geldi çattı yeni yıl. Kimimiz en yakınlarımızı kaybettik, kimimiz çoğaldık bu yılda. Kimimiz çok mutlu olduk, kimimiz boğazımıza kadar üzüntüye battık. Kimimiz en unutulmaz anları yaşadık, kimimiz hatırlamak bile istemediğimiz anlara tanık olduk.
Sonuçta; koca bir seneyi uğurlamak üzereyiz bu gün. Yeni yıl, hep yenilikleri çağrıştırır ya gönüllerde. Ben yeniliklerden ziyade eskilerin düzelmesini istiyorum.
Mesela; Hak eden tüm insanların bir önceki yıldan daha güzel bir yıl geçirmesini istiyorum.
Masum yavrularımızın ırzlarına geçilmediği mutluluk dolu evler, okullar istiyorum.
Allah’ın evi olan camilerde bile bir köpeğin ırzına geçecek kadar gözü dönmüş insanların bir an önce bir mucizeyle bu dünyadan silinip gitmesini diliyorum.
İnsanlığın kaybettiği insanlık duygularına yeniden dönmesini yani fabrika ayarlarımıza dönmeyi istiyorum.
Çocuğun, kadının ve hayvanın haklarını garantiye alacak olan, çıkacağı söylenip bir türlü çık-a-mayan kanunların çıkmasını istiyorum.
Boş olan beyinlerin bilgiyle donatılmasını, haksızlıkların giderilmesini, kanın yerine hoşgörü ve sevginin gelmesini diliyorum.
Hırstan gözü kör olanların kalp gözünün açılmasını, yiye yiye doymayanların artık doymasını…
İyiliklerin artmasını, merhametlilerin çoğalmasını, sağlık ve sıhhatin en önemli unsur olduğunun farkına varılmasını diliyorum.
Geçen gün kaynağını bulamadığım ama çok hoşuma giden bir yazı okudum.” Şimdiye kadar hiçbir kuş komşusundan daha çok sayıda yuva yapmaya çalışmadı ve hiçbir sincap 2 kış yetecek kadar fındık toplayıp saklamadı.”
Anlayana…
Mutlu seneler…