KTÜ Spor Kulübü ile İdmanocağı'nda yönetici ve başkanlık, Erdoğduspor’da kurucu üyelik, Trabzonspor’da iz bırakarak yöneticilik, ASKF’de ise başarılarla dolu aktif görev yaptı. Ömrünü Trabzon sporuna adayan Abdullah Beşir, keyifli sohbetiyle tarihe ışık tutan anılarını TSYD Trabzon Şubesi Dergisi için anlattı.

 

AĞABEY, BU SPORCUYU NE YAPACAĞIM! 

“Bir dönem Federasyon, profesyonel takımlara güreş takımı kurma mecburiyeti getirdi. Trabzonspor yönetimi de bana ‘kısa süre içinde güreşçi bul ve takımı kur” dedi. Bir iki yere sordum, adeta sokakta toplayarak Ankara’daki şampiyonaya gittik. Toplama takımla gittik şampiyonaya, ama para durumu kötü. Ankara’da kötü bir otelde kaldık. O şartlarda herkes elinden gelin en iyisini yaptı, başarılı sonuçlar aldık. Toplama ekipten bir sporcumuz da finale çıktı. Fenerbahçeli bir güreşçi var, çok yetenekli, önüne geleni deviriyor. Bizim takımdaki Oflu güreşçinin rakibi oldu! Bizimki ister istemez ürktü tabi, ‘Abdullah Ağabey bununla güreşemem, bu beni öldürür’ dedi. Ben de çaresiz onu motive etmeye çalıştım, taktiği fazla bilmiyorum, anladığım kadarıyla bir şeyler söylemeye çalıştım, ‘o sürekli taktik arayacak, sen ondan sürekli uzak dur, fırsatını bulunca aniden onu belinden kapıp havaya kaldır’ dedim. Maç başladı, dediğim gibi sporcumuz kaçak güreşiyor, kaçıyor. O ara dediğimi yaptı, aniden rakibini belinden yakalayıp havaya kaldırdı. Ben şaşırdım ama bir baktım kucağında Fenerli sporcu, bana doğru yürüyor. Herkes şaşkın, ‘ağabey ne yapacağım şimdi?’ diye sordu bana. Düşünmeden, ‘kaldır at yere’ dedim gayri ihtiyari, o da attı, üzerine atladı ve maçı kazandı. Rakip tribünler bile bizi alkışladı.” 

ŞAMPİYON OLDU, MUAVİNLİĞE GERİ DÖNDÜ! 

“Bir keresinde Ağrı'da Türkiye Atletizm Şampiyonası vardı, kulüp olarak katılmamız gerekiyor! Federasyon, teşvik olsun diye o dönem lisans istemiyordu. Takımda bir tane uzun atlayıcı sporcumuz vardı, ama benim şansım, şampiyona öncesi sakatlandı. Kara kara düşünüyorum ne yapacağım diye, hiç zamanımız yok çünkü. Minibüs kiraladık Ağrı'ya gidiyoruz. Ben bu durumdan dert yanarken minibüs muavini ‘ben atlarım ağabey’ dedi. Önce güldüm, sonra baktık fiziği gayet iyi. Açıkçası başka çaremiz de yok, kabul ettim mecburen. O şoför, o şampiyonada altın madalya kazandı, Çarşıbaşı'nda muavinliğe geri döndü. Ne dediysek devam ettiremedik.”

BEŞİR, EKİNCİ’NİN KOLTUĞUNDA! 

“Şamil Ekinci başkandı. Çok büyük hizmetleri oldu kulübümüze Şamil Başkanın, çok değerli bir insan. Şampiyon olduğumuz sezonun sonrasında bir gün toplantı yapıyoruz. Başkanımız Ekinci, ‘arkadaşlar, benim param bitti, bırakıyorum’ dedi. Israr ettik, kararı kesindi, ikna edemedik. Yetmedi, diğer yöneticiler de, ‘sen bırakıyorsan biz de bırakıyoruz’ dediler. Ne diyorsak kimseye laf geçiremiyoruz. En sonunda dayanamayıp, ‘Şamil başkan, kalk o koltuktan’ dedim, gittim başkan koltuğuna oturdum, ‘gidebilirsiniz’ dedim. İstifa ettiler orada. Sonrasında takım Ankara’ya gidecek, kasa tam takır! Aldım kupayı indim sahil yoluna. Otobüslere gösterip deplasman için para toplayıp maça gittik. Bu takım bu günlere kolay gelmedi!” 

TAKA/SPOR SERVİSİ

Editör: Ayşe Sancak