Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışmaların Karadeniz’deki deniz trafiğine etkisi İstanbul açıklarında da hissediliyor. Bölgeye geçişte yaşanan güvenlik endişeleri nedeniyle çok sayıda ticaret gemisinin Marmara Denizi’nde beklediği, demirleme sahalarının dolması üzerine bazı gemilerin açıkta “drift” yaparak zaman geçirdiği belirtildi. Transbosphor Denizcilik Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Can, mevcut tablonun yalnızca deniz taşımacılığını değil, lojistik maliyetlerini, çevresel riskleri ve Türkiye’nin ticaret hacmini de etkileyebileceğini söyledi. Can, krizin uzaması halinde sektör açısından daha büyük sorunların gündeme gelebileceği uyarısında bulundu.

Whatsapp Image 2026 09 13 At 17.37.16 (1)

Marmara'daki demirleme sahalarında yoğunluk oluştu

Transbosphor Denizcilik Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Can, Karadeniz’de yaşanan güvenlik sorunlarının Marmara Denizi’ndeki gemi yoğunluğunu artırdığını ifade etti. Türkiye’nin gemi trafik kontrol altyapısının güçlü olduğunu belirten Can, buna rağmen bölgedeki gelişmelerin deniz ticaretini sekteye uğrattığını savundu.

Can’ın aktardığına göre, normal şartlarda yaklaşık 72 saatte tamamlanan geliş kontrollerinin ardından seyrine devam etmesi beklenen gemilerin önemli bir bölümü, demirleme alanlarında yeterli yer bulunmaması nedeniyle Marmara açıklarında beklemek zorunda kalıyor. Bazı ticaret gemilerinin sabit şekilde demirlemek yerine açıkta kontrollü biçimde “drift” yaparak beklediği belirtildi.

Türk sahipli gemiler için de risk uyarısı

Mustafa Can, son 4 ay içerisinde Karadeniz’de 206 geminin saldırılardan etkilendiğini, bunların yaklaşık 40’ının Türk sahipli veya Türk bayraklı olduğunu ileri sürdü.

Bölgede faaliyet gösteren yaklaşık 150 nehir-deniz tipi Türk gemisinin bulunduğunu söyleyen Can, bu gemilerin yapıları ve faaliyet alanları nedeniyle alternatif güzergahlara kolaylıkla yönlendirilemediğini ifade etti. Can’a göre bu durum söz konusu filonun önemli bir bölümünün atıl kalmasına neden oluyor.

Krizin 3-4 ay daha devam etmesi halinde bazı gemilerin ekonomik değerlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabileceğini savunan Can, ticaret gemilerinin hedef alınması konusunun uluslararası hukuk açısından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Petrol tankerleri için çevre riski uyarısı

Karadeniz’de yaşanabilecek tanker saldırılarının yalnızca ticaret açısından değil, çevre açısından da ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekildi.

Bitlis'in Tarihi değerleri için pedalladılar: Deliklitaş yeniden hayat bulsun
Bitlis'in Tarihi değerleri için pedalladılar: Deliklitaş yeniden hayat bulsun
İçeriği Görüntüle

Mustafa Can, ham petrol taşıyan bir tankerin zarar görmesi halinde denize sızabilecek petrolün Türk Boğazları’na kadar ulaşabileceğini savundu. Böyle bir gelişmenin deniz ekosistemi açısından önemli riskler oluşturabileceğini belirten Can, özellikle İstanbul ve Çanakkale boğazlarının hassas yapısına dikkat çekti.

Can ayrıca, gemilerin risk nedeniyle daha uzun ve pahalı rotalara yönelmesinin taşımacılık maliyetlerini yükseltebileceğini ifade etti.

Lojistik ve navlun maliyetleri fiyatlara yansıyabilir

Karadeniz’deki ticaret yollarının aksaması halinde firmaların alternatif güzergahlara yönelmek zorunda kalabileceğini belirten Mustafa Can, bunun lojistik ve navlun maliyetlerini artırabileceğini söyledi.

Artan taşıma maliyetlerinin ürün fiyatlarına da yansıyabileceğini savunan Can, söz konusu gelişmelerin enflasyon üzerinde ilave baskı oluşturabileceğini ifade etti.

Deniz taşımacılığının uluslararası ticarette önemli bir paya sahip olması nedeniyle Karadeniz’deki güvenlik sorununun uzamasının yalnızca gemi sahiplerini değil, yük sahiplerini, lojistik şirketlerini ve ticarete konu ürünlerin fiyatlarını da etkileyebileceği değerlendiriliyor.

Boğazlardan geçen gemi sayısında büyük düşüş iddiası

Mustafa Can, Karadeniz’de yaşanan krizin İstanbul ve Çanakkale boğazlarından geçen gemi sayısını da ciddi şekilde etkilediğini öne sürdü.

Can’ın verdiği bilgilere göre daha önce günlük ortalama 200 civarında olan gemi geçişleri, son dönemde 30-40 seviyelerine kadar geriledi.

Gemi trafiğindeki bu düşüşün Türkiye’nin boğaz geçişlerinden elde ettiği gelir üzerinde de etkili olacağını savunan Can, yıllık gelirin kriz nedeniyle yaklaşık 200 milyon dolar seviyesine kadar gerileyebileceğini tahmin etti. Bu rakamlar Can’ın sektörel değerlendirmeleri olarak paylaşıldı.

“Yeni bir ticaret koridoru kurulmalı”

Karadeniz’de deniz ticaretinin güvenli biçimde sürdürülebilmesi için yeni bir mekanizmaya ihtiyaç bulunduğunu söyleyen Mustafa Can, Türkiye öncülüğünde daha önce oluşturulan Tahıl Koridoru’na benzer bir “Ticaret Koridoru” kurulmasını önerdi.

Can, Dışişleri Bakanlığı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının konuyla ilgilendiğini belirtirken, İstanbul Ticaret Odasının da sürece daha fazla katkı vermesi gerektiğini ifade etti.

Yeni bir ticaret koridorunun hayata geçirilmesinin Marmara’daki gemi yoğunluğunu azaltabileceğini, deniz taşımacılığının güvenliğini destekleyebileceğini ve bölgedeki ticaret akışının yeniden düzenlenmesine katkı sağlayabileceğini söyledi.

Karadeniz’deki güvenlik risklerinin ne kadar süreceği belirsizliğini korurken, İstanbul açıklarında bekleyen ticaret gemilerinin oluşturduğu yoğunluk denizcilik sektörünün yakından takip ettiği başlıklar arasında yer alıyor. Sürecin uzaması halinde lojistik, çevre ve ekonomik etkilerin daha fazla gündeme gelmesi bekleniyor.

Kaynak: En Son Haber