BABA OCAĞINDA
Değerli Okurlar,
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın memleketi Rize’ye gerçekleştirdiği ziyaret, yalnızca bir siyasi program olarak değerlendirilmemeli. Rize’de vatandaşla, teşkilatla ve sivil toplumla yapılan temaslar, bölgenin sorunlarının Ankara’ya taşınması açısından da önem taşıyor. Rize’nin beklentileri belli. Çayın geleceği, üreticinin gelir kaybı, turizm yatırımları, ulaşım, sağlık ve özellikle bölgenin büyük altyapı ihtiyaçları. Karadeniz insanı artık yalnızca yatırımın yapılmasını değil, yapılan yatırımın hayatına nasıl yansıdığını görmek istiyor. Burada Rize ile Trabzon’u birbirinden ayırmak da mümkün değil. Çünkü aynı coğrafyanın insanlarıyız. Aynı yağmurdan, aynı ekonomiden, aynı ulaşım sorunlarından ve aynı tarımsal gerçeklerden etkileniyoruz.
ÜRETİCİ ZOR DURUMDA
Kıymetli Okurlar,
Gelelim fındığa… Fındık Karadeniz’in yalnızca bir tarım ürünü değil, milyonlarca insanın geçim kapısı. Bu nedenle açıklanan her fiyat, üreticinin evindeki hesaba doğrudan yansıyor. 2026-2027 sezonu için TMO’nun açıkladığı alım fiyatı Giresun kalite için 255 TL, Levant kalite için 250 TL olarak belirlendi. Ancak Trabzon’da serbest piyasada fiyatların bunun oldukça altında seyretmesi üreticinin kafasındaki soru işaretlerini artırıyor. Trabzon’da serbest piyasa fiyatı 181,50-190 TL bandında veriliyordu. İşte burada durup düşünmek gerekiyor. TMO’nun açıkladığı fiyat ile serbest piyasanın oluştuğu fiyat arasında neden bu kadar büyük fark var? Randıman, kalite, maliyet ve işçilik hesaba katıldığında üreticinin elinde gerçekte ne kalıyor? Bu soruların cevabı verilmeden “fındık fiyatı şu kadar” demek, meselenin yalnızca bir tarafını konuşmak olur. Üreticinin istediği çok büyük bir şey değil. Emeğinin karşılığını almak istiyor. Bahçede çalışan insan, gübreyi, ilacı, işçiliği, mazotu, nakliyeyi hesaplıyor. Sonra ürününü satıyor ve elinde kalan parayla bir yılını geçirmeye çalışıyor. O halde fındık politikası sadece fiyat açıklamakla sınırlı kalmamalı. Üreticinin pazarlık gücünü artıracak, piyasayı dengeleyecek ve emeğin karşılığını koruyacak kalıcı bir sistem kurulmalı. Çünkü bugün fındık üreticisini korumazsak yarın bahçeleri koruyamayız.
SİYASETTE SICAK SAATLER
Değerli Okurlar,
Trabzon cephesinde ise siyaset yeniden hareketleniyor. AK Parti sahada daha görünür olma hedefiyle çalışmalarını artırırken, CHP Trabzon teşkilatında da yeni yönetimle birlikte daha aktif bir siyasi dönemin başlayacağı konuşuluyor. Yeni Parti'de ise kongre fitili ateşlendi. İYİ Parti'de sahayı boş bırakmıyor. MHP ilçe turları ve bire bir görüşmeleri sürdürüyor. Trabzon siyasetinin önünde aslında çok önemli bir fırsat var. Siyaseti yalnızca “kim kazandı, kim kaybetti?” tartışmasından çıkarıp “Trabzon ne kazanacak?” sorusuna taşımak… İktidar partisinin de muhalefetin de şehir adına ortaklaşabileceği çok sayıda başlık var. Güney Çevre Yolu… Demiryolu… Şehir içi ulaşım… Turizm… Sağlık yatırımları… Üniversiteler… Fındık ve tarım… Gençlerin şehirde tutulması… Trabzon’un ekonomik olarak büyütülmesi… Bunların hiçbirisi parti rozetine bakmaz. Trabzon’un önümüzdeki dönemde ihtiyacı olan şey, daha fazla siyasi kavga değil, daha fazla siyasi sonuçtur. Milletvekillerinden belediye başkanlarına, il başkanlarından teşkilatlara kadar herkesin aynı soruya cevap vermesi gerekiyor: “Trabzon için ne yaptık, ne yapacağız?” Çünkü vatandaş artık kürsüdeki sert sözlerden çok, hayatında gördüğü değişime bakıyor.
HERKES BEKLENTİDE
Sevgili Okurlar,
Karadeniz’in ortak meselesi: Gelecek, Rize’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın programı… Fındıkta üreticinin fiyat beklentisi… Trabzon’da siyasetin yeni dönemi… Aslında üçü de bize aynı gerçeği hatırlatıyor: Karadeniz’in insanı geleceğini görmek istiyor. Çiftçi ürününün karşılığını… Esnaf müşterisini… Genç işini… Emekli huzurunu… Şehir ise yatırımını ve gelişmesini istiyor. Bölgemizin yöneticileri ve siyasetçileri için önümüzde önemli bir dönem var. Sözün değil, icraatın öne çıkacağı bir dönem… Trabzon’un, Rize’nin, Giresun’un, Ordu’nun ortak meselelerini Ankara’ya daha güçlü taşımanın zamanı. Bizim de gazeteciler olarak görevimiz belli: Sormak, takip etmek ve vatandaşın sesini duyurmak. Bu hafta da TAKA’nın sayfalarından okurlarımıza seslenirken dileğimiz şudur: Karadeniz’in gündemi siyasetle hareketlensin ama siyasetin sonunda kazanan Karadeniz insanı olsun. Fındık üreticisi emeğinin karşılığını alsın. Yatırımlar hızlansın. Siyasetçilerimiz birbirleriyle yarışırken, şehirlerimiz için hizmet üretme yarışını da büyütsün. Çünkü bu bölgenin insanı bunu fazlasıyla hak ediyor. Son sözümüz Trabzonspor ile ilgili: ‘Transfer şampiyonu olduk ama takım olamadık’ Yeni haftanın bölgemize huzur, bereket ve güzel haberler getirmesi dileğiyle.
MUTLU HAFTALAR TAKA





