İki gün önce yine Maçka'da yine terör saldırısı ve yine bir askerimiz şehit.
Adı Osmangazi Çetingöz.
24 yaşında.
Aslen Yozgatlı,
Ailesi Kocaeli'nde oturuyor.
Babası Kocaeli'nde yaşadıkları mahallenin imamı.
Ve Şehidimiz Trabzonspor sempatizanı.
2 Mayıs'ta Nişanlanmıştı.
Trabzon Beşirli mevkiinde ev kiralamış.
Evlenmeye hazırlanmaktaydı.
Kalleş bir terör saldırısıyla o şehitlik mertebesine yükselirken,
Ülkesi,
Trabzonlular ve
Yakınları perişan oldu...
*
Oysa bu alçaklar bilmez ki,
Karadenizli bu coğrafyada yabancı horoz öttürmez.
Karadenizli buralarda devlet düşmanı yaşatmaz.
*
Karadenizli "sen misafirsin,
Sana bir şey olmasın evlat;" diyerek,
Kanlı katilin onursuz düşmanın üzerine askerinden de önde gider.
*
Yazık,
Osmangazi Çetingöz'ü şehit verdik.
Ama onun anısı hiç unutulmayacak.
Kanı yerde kalmayacak.
Ama er ama geç,
O alçaklar Ölü ya da diri ele geçecektir!

NUMAN DOĞAN

Numan Doğan Mühendis.
Tokatlı.
KTÜ Mezunu.
Yıllar var ki Amerika'da yaşıyor.
Doğa ile ilgili olarak  son yazım üzerine Mümin Doğan,
"Harun Bey yaylaların ekolojik dengesi çok kırılgandır.
Ot ve çiçek çok geç çıkar erken savrulur.
Turistlere açıyoruz diye doğayı mahvettirmeyelim.
Washington Eyaletinde Mt Rainier dağının (milli park) eteklerinde gezinirken patikadan çıktım çiçek ve manzaranın fotoğrafını çekmek için.
Milli parkın bekçisi beni uyardı;
Lütfen patikanın dışına çıkmayınız diye.
Adamlar bu kadar hassas doğayı korumak için."
*
Teşekkürler Numan Bey!
Adamlar bu kadar hassas.
Ya bizimkiler!

19 MAYIS

19 Mayıs, Onurlu bir var oluşun başlangıcıdır.
*
19 Mayıs, "Ya ölüm ya istiklal" diyen kahramanların yola çıkışıdır.
*
19 Mayıs, Türkün mucize gücünü düşmana yansıtmasıdır.
*
19 Mayıs, Hattı müdafaa değil, sathı müdafaa'nın tezahürüdür.
*
19 Mayıs, TC'nin kurulma heyecanıdır.

19 Mayıs, Cumhuriyet rejiminin temellerine şehit kanı akıtmaktır.
*
19 Mayıs, Halkın egemenliğine giden yoldur.
*
19 mayıs, Bireyin kendini ifadesine imkan ve fırsat yaratma hamlesidir.
*
19 Mayıs, Saltanatın son bulmasıdır.
*
19 Mayıs, Ulus devlet olamaya giden yoldur.

FARABİ'NİN YOLLARI

Anlaşılır gibi değil.
Bizim hastane yollarımız felakettir.
*
Hani kuruldukları alanlara bir şey demeyelim,
Olan oldu da;
Şu yolların hali nedir?
*
İşte Farabi hastanesinin yolu.
Adeta felakettir.
Allah korusun, o hastaneye ulaşım sağlayan daracık bir yol mevcuttur.
50 yıldır aynı yol.
Hatta daha da daralmış.
Çünkü trafik yüze belki de bine katlanmış.
Ama dedim ya aynı yol.
*
Hatta yolun sağı solu da park edilen araçlarla tek şeride düşmüş.
Hasta ulaşımı güç bela yapılmaktadır.
Ama hiç bir yetkili o yolu kullanılır hale getirme konusunda çaba sarf etmiyor?
*
Öte yandan Kaşüsütü hastanesi de aynı durumda.
Hem şehirden hayli uzak,
Hem de tek yol.
Hem de keskin virajlar...
Hem de acil ihtiyaçlar...
Hem de Ambulansların hasta taşımaları...
Her an korkulacak anlamda her şey olabilir...

ENGELLİLERE ENGEL OLMAYIN

Tayfun Serdar,
Türkiye Sakatlar Derneği Trabzon Şube Başkanı.
Engelli ama tam bir sporcu.
Trabzon Ortahisar Belediyesi AMPUTE Futbol takımının da antrenörü.
*
Grubunda Türkiye 2.si olarak birinci lige çıktılar.
Öte yandan Tayfun Serdar,
“Sakatlar Derneği olarak çalıştaylar yapıyoruz.
Bu çalıştaylarla engellilere girişimcilik ruhunu aşılayacağız” diyor.
*
Sakat; ya da engelli,
Ya da özürlü.
Yani adı ne olursa olsun.
Ama biz yine de engelli diyelim,
Bu durum kimsenin tercihi olamaz.
Hele doğuştan engelli olmak tamamen bir kader...
*
Ancak bizde engelli olmak,
Adeta kafa bulmak için çirkin bir fırsattır.
Hatta ahlaksızcadır...
*
Öyle ki,
özrüne göre;
Kör,
Topal,
Çolak,
Ya da salak diye hitap edilir.
*
Oysa onların başına gelen herkesin de başına gelebilir.
Unutmamak gerekir ki,
Her sağlıklı insan da bir engelli adayıdır.
*
Kaldı ki, zaten bu engelli insanlar için hayat oldukça zordur.
Yaşam kaliteleri sağlıklı insanlara göre daha düşüktür.
Bir de hafife alınırsalar,
İşte bu çok daha katlanılmaz hüzünler yaratır...
*
Öte yandan engelliler için daha çok istihdam gerekir.
Daha çok engelli araçları gerekir.
Daha uygun kaldırımdan iniş ve çıkış rampaları...
Kılavuz kaldırımlar...
Derhal fark edilen pozitif ayrımcılık gerekir...
Ama yine de yetmez.
Toplumda engellilere nasıl davranması gerektiği hususunda eğitim programları gerekir.
*
Hani engellilerin bu kadar hırpalandığı Müslüman ülkemizde,
İslam Peygamberi Hz. Muhammet,
Gözleri görmeyen Abdullah bin Ümmü Mektum'a makamını teslim ederek,
Pozitif ayrımcılığın en muhteşemine örnek olmuştur. 

F I K R A

Ahrette sorgu sırasını bekleyeni ki adam birbirleriyle konuşmaya başlar.
"Sen nasıl öldün?" diye sorar.
Birinci adam ötekine.
"Donarak öldüm.."
"Kötü bir ölüm olsa gerek..." der.
Birinci adam " donarak ölmek nasıl bir şey?"
"Şey, başlangıçta çok rahatsız edici.."
diye anlatmaya baslar ikinci adam.
"Titremeye başlıyorsun, bütün el ve ayak parmakların ağrımaya başlıyor.
Ama sonrası, ölmek için çok sakin bir yol. Vücudun uyuşuyor, adeta boşluğa sürükleniyorsun.
Tıpkı uykuya dalmak gibi.. 
Peki ya sen? sen nasıl öldün bakalım?"
"Kalp krizi geçirdim" der birinci adam.
"Karimin beni aldattığından emindim.
Bir gün ansızın beklenmedik bir saatte eve döndüm,
Yatak odasına koştum..
Karimi orada yapayalnız örgü örerken buldum.
Sonra bodruma koştum ama kimseyi bulamadım.
İkinci katta da kimse yoktu.
Sonra hızla çatı katına vardığımda kalp krizi beni buldu..
Oracığa yığıldım ve öldüm..
Aynen böyle.."
İkinci adam başını sallar "Berbat bir şey bu..." der
"Sadece bir an mutfakta durup buzdolabına bakmayı akil edebilseydin simdi ikimiz de hayatta olacaktık."