ÇOK SAYIDA KİŞİ KATILDI
Trabzon Büyükşehir Belediyesi ve TÜRKSOY iş birliğinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı paydaşlığında düzenlenen 3. TÜRKSOY Gençlik Forumu, 22 farklı ülkeden gelen gençlerin katılımıyla dün Hamamizade İhsan Bey Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Programa Trabzon Valisi Tahir Şahin, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Sürmene Belediye Başkanı Hüseyin Azizoğlu, Gençlik ve Spor İl Müdürü Lokman Arıcıoğlu, A Milli Futbol Takımı ve Trabzonspor Kulübü eski teknik direktörü Şenol Güneş, KKTC Başkonsolosu Fatma Demirel, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam, Kırgız Cumhuriyeti’nin Türkiye Büyükelçisi ve önceki dönem Dışişleri Bakanı Ruslan Kazakbaev’in yanı sıra Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörü Deniz Demir ve yapay zeka uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Murat Emeç katıldı. Programda Trabzonspor’un efsane isimlerinden Şenol Güneş de konuşmacı olarak yer aldı. Moderatörlüğünü gazeteci yazar Hakan Yoloğlu’nun yaptığı söyleşide konuşan efsane isim Güneş sözlerine şu şekilde başladı:

“İmkansızlıklar içinde büyüdük”
“Bu şehirde doğan bir çocuk olarak imkansızlıklar içerisinde zor şartlarda büyüme durumumuz oldu. 15 yaşına kadar şehrin dışına çıkmayan bir kişiydim. Koşullar itibariyle öyleydi. Oyuncaklarımız yoktu o zaman. Oyunumuz sokaktaki parke taşlarda, dar sokaklarda kullandığımız işte limon kabuğudur, kağıttır, tenekedir, ne buluyorsak idi. Bu şartlarda büyürken 15 yaşına kadar şehrin dışına ilk çıkışım futbol vasıtası ile oldu. Dönüp geldiğimde en güzel yerinin ülkemin olduğunu bu şehrim olduğunu biliyorum. Bunun kıymetini asla unutmamak lazım. Ben şanslı bir çocuğum. Bütün bu imkansızlıklara rağmen bugün karşınızda konuşabilme yetkisi, görevi alabiliyorum. Bana bu imkanları veren mesleğime, şehrime, insanıma, sizlere, hepinize teşekkür ediyorum. Bugün bir varlık olarak bir değer görüyorsam bu beni sevenlerin, sayanların sahiplendiğinden dolayı. Evet mesleğimi yapıyorum ama çok yaptık bu mesleğimizi. Başarılı, başarısız dönemler oldu. Başarı gelip geçicidir. Ama itibar çok önemlidir. Bu itibarı gördüğüm için de kendimle gurur duyuyorum. Sizlere teşekkür ediyorum.”

“Ailelerimiz futbol oynamamızı istemiyordu”
Güneş şöyle devam etti: “Çocuklar sokakta oynuyordu. Denize giriyordu, kumsalda oynuyordu. O zaman ailemizin de beklentisi yoktu. Sadece okumasını istiyordu. Babam da çok kızıyordu. İşte kendi kıyafetimizde oynuyorduk. Ayakkabılar eskiyor, elbiseler eskiyor, yıpranıyor, istemiyordu. Ama ne zaman ki ekonomik katkı gelince 15 yaşında, o zaman hayatımız değişti. O zaman daha fazla destek oldu bize, ailemize ve mahallede büyükler. Mahalle kültürü vardı bizde. Türk toplulukları içerisinde baktığımız zaman birlikteliğimizin bir güç oluşturacağının küçük çaptaki yapısını ben gördüm. Anne babamızdan çok daha çok komşuluk ilişkilerinden kaynaklanan yol gösterme ve eğitim ve terbiye verme anlayışı vardı. Kendi çocuğunu anne babadan çok komşular daha fazla yönlendiriyordu. Yani çocukluğumuzdaki imkansızlıklar bize yeni bir yol çizmiştir. İşte o zaman hem okudum hem oynadım. Şimdi o zaman anne babalarımız futbol oynamasın diye engellemeye çalışırken bugün aileler çocuklar oynasın diye destek oluyor. Aynı heyecanı bulamıyoruz.”
Kaleci olmayı istemedi ama hayatı değişti
Futbolculuğa başladığı ilk dönemde kaleci olmak istemediğini dile getiren Şenol Güneş, “Size ne şartlar sunulsa sunulsun bunu yeterli görmeyin. En iyisini isteyin. Mükemmel olmayabilir ama mükemmelliği kovalamak için uğraşmalısınız. Haddinizi de bilmelisiniz. Her zaman mütevazi olmak, sevgi, saygıyı unutmadan. Size düşen iş, size ait olan değerleri kullanarak kendinizi geliştirmenizdir. Ben kendimle ilgili şöyle düşünüyorum işte. O zaman futbol oynarken, dediğim gibi bir oyundu yani. Eğlenceydi, oyuncağımız oydu. Ama herkes önde koşmak istiyor. Kimse kaleye geçmek istemiyor ki. Ben de zaten önde oynuyordum. Kendi yaş grubumda zaten öndeydim. Yeteneğim çok fazlaydı önde oynamaya. Ama şartlar beni, abilerim beni kaleye geçirdi. Büyüklerin de baskısı o zaman çok vardı. Şimdi o zaman kaleye geçildi. Mahalle maçlarında da başarılı olunca lisans çıkardılar. Hadi bir daha bir iki derken birdenbire hayat beni kaleci olarak yaptı. Ama onu da severek yaptım. Yani istemediğiniz bir mesleği eğer çalışmaya başlarsanız, ne hangi mesleği yaparsanız yapın, severek yapmalısınız” dedi.
Madenci eldiveniyle antrenmana çıktı
Futbolculuk döneminde madencilerinden eldiven aldığına dikkat çeken Şenol Güneş, “Onlara teşekkür ediyorum. Allah yollarını açık etsin. Çok zor bir iş yapıyorlar. Zaman zaman haklarını arıyorlar, haklılar. Hepimiz yaptığımız işin karşılığını alalım. Ama o günkü koşullarda Trabzonspor'a geldiğimde Trabzonspor'un da imkanları çok kısıtlıydı. Karayolları sahası dediğimiz, şimdiki Ahmet Suat Özyazıcı Stadyumu, Allah rahmet eylesin onun ismini geçtiği sahada toprak ve yağmur yağdığı zaman gölcükler olan sahada Avrupa'dan getirdiğimiz eldivenlerin içi, şimdi çok modern tabii, çok da güzel. Ama onlara ben alışkın değildim. Onu bir tane almıştım. O toprakta yırtıldığı için yıpranmasın diye ne yapayım maden işçilerinin eldivenlerinden istedim. Onla kaleye geçtim. Antrenmanda hep onu kullandım, müsabakada diğerlerini kullandım. O gün koşullarında ayakkabı, kıyafetler, bunların hiçbiri yoktu. Hatta ben ilk zamanlarda kendi evimizden, ilk 15 yaşında çıktığımızda kendi malzememizi getiriyorduk. Bugünkü gençlerin imkanları daha fazla ama zorlukları da fazla. Çünkü mesafe kısa” diye konuştu.
“Başarı olunca bayağı kalabalıklaştık”
Süper Lig’de bin 112 dakika gol yememe rekorunu elinde bulundurması hatırlatılan Şenol Güneş, “Başarılar kırılmak için vardı. Yani yenileri mutlaka gelecektir. Zaman gösterecektir. Çocukluğumda radyodan futbol maçlarını dinleyen bir kişi olarak hep şunu düşünüyordum. Yani şöyle ben işte kaleci olsam da forvet olsam da oynadığım zaman en iyisini yapmalıyım, başarılı olmalıyım duygusu vardı bende. Yani kaleci isem hiç gol yemeyeyim. Forvetsem gol atayım. O hırs, gizli hırs diyelim vardı. Yaptığım iş neyse ona sevgiyle, hırsla, en iyisini olmak için yaptım. Milli takım tabii farklı bir yerde. Çünkü ülkeni temsil ediyorsun. İyi temsil ettiğimizi düşünüyorum. Sadece sportif başarı değil, aynı zamanda itibar olarak ülkenin tanıtımı olarak güzel sevilen bir takım yaratmıştık. Ama gelmeden önce çok eleştiri almıştık. O zaten neden bu geldi, bundan bir şey olmaz duyguları vardı. Onlara takılmadan işimizi yaptık. Dünya Kupası'na giderken bu konuda biraz yalnızdık. Ama başarılı olunca bayağı kalabalıklaştık” cümlelerine yer verdi.
“Futbol ülkesi olarak gerideyiz”
“Dünya Kupası'nda üçüncü olduk ama bir dünya futbol ülkesi olarak üçüncü değiliz” diyen Şenol Güneş, “O gün söyledim, bugün de geçerli. Neden değiliz? Çünkü kurumsal yapımız yok. Çocuklarımıza imkan bulunacak alanlarımızı hâlâ halledemedik. Yani yeniden bir organizasyon yapmamız gerekiyor” dedi. Dünya Kupası madalyasını malzemeciye verdiğini ifade eden Şenol Güneş, “Neye sahip olduğunuz değil, sahip olduklarımızı kiminle paylaştığımız önemli olan. O çünkü emekçi. Ve o çocuk çok enteresandır. Bu Dünya Kupası'nda hoca, yönetici, malzemeci hepsinin içerisinde tek giden o. İkinci defa. Yani o ikinci defa gitti. Ve orada da ben de gittim maçlara. İki tanesinde katılmıştım orada. Dedim ona ki ‘Bak bir daha madalya alırsa bu madalyamı geri ver. Bende yok’. Çünkü beni zaten tanırlar. Bakın burada bir konuşma yapıyorsam bu geçmişteki yaptığımız başarılar ve itibarımızdan dolayı. Sadece sonuçlardan dolayı değil. Aynı zamanda itibarınız örnek olması, topluma bir sıcak temas buldurabilmektir önemli olan. Onlardan dolayı. Madalyam olmasa da fark etmez” dedi.

“Başarı da başarısızlık da paylaşılmalı”
“Trabzon'da doğmuşum. Trabzonlu, Trabzonsporlu Şenol Güneş’im” diyen efsane isim, “Stadyumu Cumhurbaşkanı isim olarak verme sebebi buradan çıkan bir evlat uluslararası alanda başarılı olarak hem mahalle hem ülkeler bazında, benim dönemimde başarılı olabiliyor örneğini göstermek için vermişti. Başarı paylaşılmalı. Başarısızlık da paylaşılmalı. Biz ortak düşünceyle, ortak akılla, ortak çalışmayla başaramayacağımız hiçbir iş yoktur” ifadelerine yer verdi. Trabzonspor’un güncel kadrosunun iyi olduğunu ifade eden Şenol Güneş, her dönemin kadrolarının kendisine göre iyi olduğuna dikkat çekti. Güneş, “Bugün Trabzonspor’un kadrosu iyi. Bundan önce de iyi. İşte Hamilerin dönemiydi, hepsi iyi. Kötü diye bir şey yok. İyinin iyisi vardır. 1995-1996 sezonunda benim için o takım mükemmeldi. Tamam doğru ama bugüne karşılaştırma yaparsak yanlış yaparız. Aynı şeyi milli takım için yaptılar. 2026’da Dünya Kupası'na katılınca dediler ki ‘Bu kadro hepsinden çok iyi’. Şimdi diyoruz ki daha kötüsü. Fikirlerin dalgalanmasına karşıyım” sözlerine yer verdi.

“Zatürre oldum, bana ‘kulüp bul’ dediler”
Trabzonspor’dan ayrılış hikayesini anlatan Güneş, “Trabzonspor’dan ayrılışımı hiç unutmam. Hastalandım, zatürre oldum ve iyileştim. Daha ben iyileştiğimi söylemeden bana, “Bir amatör kulüp bul, oraya gidersin” denildi. Erdoğdu’dan Trabzonspor’a gelmiştim. İlk hastalandığımda henüz hiç çalışmadan kadroya bile girememiştim. Sonrasında Trabzonspor’dan ayrıldım ve Sebatspor’da profesyonel 3. Lig lisansımı çıkardım. Üzüldüm ama futbolu bırakmadım. Bunu neden hiç unutmuyorum? Çünkü o zamanlar çok gençtim. Kimse bana “Nasılsın?” diye sormadan Sebatspor’a gittim ve orada iki yıl oynadım. Ardından Kadir Özcan’la birlikte yeniden Trabzonspor’a döndüm. O dönem en yüksek parayı ikimize verdiler. Aradan altı yedi yıl geçtikten sonra yeniden Trabzonspor’a geldim ve şampiyonluklar yaşadık. Yaşadıklarımdan hiç etkilenmedim diyebilirim. Çünkü kırılıp küskünlük beslemeye, hesap sormaya kalkarsanız hataya düşersiniz. 1996’da şampiyonluğu kaybettiğimizde üzüldük. 2005’te şampiyonluğu yine kaybettik ve yine üzüldük” ifadelerine yer verdi.




