Sessiz kalınan her çocuk cinayeti, toplum vicdanını biraz daha kanatıyor
Son dönemlerde artan çocuk cinayetleri ve sokakta işlenen şiddet olayları, kamuoyunda derin bir infial yaratıyor. Henüz hayatlarının başındaki Mattia Ahmet, Atlas Çağlayan ve nice masum çocuk, anlamsız nedenlerle, sokak ortasında hayattan koparıldı. “Yan baktın” ya da “neden baktın” gibi sudan sebepler, bir çocuğun hayatına mal olabiliyor. Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, bu karanlık tablo karşısında artık sadece üzülmenin değil, harekete geçmenin zamanı olduğunu söylüyor. Ağıralioğlu’na göre çocukları suça sürükleyen sistemin cezasızlıkla beslenmesi, yalnızca bireyleri değil, bütün bir toplumu yaralıyor.
“Suça sürüklenen çocuk” algısı, suistimal ediliyor
Yavuz Ağıralioğlu, çocukların işlediği ağır suçlara rağmen ceza almamalarının, yasaların iyi niyetli maddelerinin kötüye kullanılması anlamına geldiğini savunuyor. “Suça sürüklenen çocuk” tanımının arkasına sığınarak cezasız kalan gençler, artık birkaç yıl hapis yatmayı bir kariyer planı gibi görmeye başlamış durumda. Bu da sokakta çeteleşmeyi, silahlanmayı ve şiddeti neredeyse olağan hale getiriyor. Ağıralioğlu, “Bir çocuğun değil, bir ailenin, bir sınıfın, toplumun masumiyetini öldürüyor bu sistem,” diyerek, işin sadece hukuki değil, vicdani bir boyutu olduğunu da hatırlatıyor.

Devlet artık yorum yapmamalı, sonuç almalı
Toplumsal hafızada yer eden acı olayların ardından yapılan taziye açıklamaları, artık yeterli gelmiyor. Ağıralioğlu’na göre devlet, bu noktada sadece konuşmamalı; caydırıcı düzenlemelerle aktif şekilde müdahale etmeli. “Bir çocuk ‘4-5 sene yatar çıkarım’ diyorsa, burada sistem çökmüş demektir,” diyen Ağıralioğlu, suça karışan çocukların arkasında çoğu zaman bir organizasyon, bir çete ya da daha büyük suç yapıları olduğunu vurguluyor. Bu yapılarla mücadelede sadece bireysel suçlara odaklanmak, sorunu çözmeye yetmiyor.
Cezalar yetersiz, toplum alarm veriyor
Çocukların kolayca suça sürüklendiği, madde bağımlılığına veya yasa dışı bahislere karıştığı bir düzenin sürdürülemez olduğuna dikkat çeken Ağıralioğlu, mevcut ceza sisteminin “Yapanın yanına kar kaldığı” bir yapıya dönüştüğünü belirtiyor. Bu döngü kırılmadıkça, kaybedilen her çocukla birlikte toplumun vicdanı daha da kanıyor. “Giden gidiyor, kalana bir şey olmuyor,” sözleriyle durumun vahametini özetleyen Ağıralioğlu, çözümün ancak güçlü bir siyasi irade ve net adımlarla mümkün olacağını ifade ediyor.





