ÇAYKUR Genel Müdürü Yusuf Ziya Alim, 2026 yaş çay sezonunun bilançosunu açıkladı. Üreticileri ilgilendiren alım rakamları, yeni yatırımlar ve ihracat planları dikkat çekti.

ÇAYKUR'dan 2026 Yaş Çay Sezonu Açıklaması! Yeni Hedefler Dikkat Çekti

Çayın bölge ekonomisi ve sosyal hayatındaki önemini, ÇAYKUR’un üretici politikalarını, 2026 yaş çay sezonunu, ihracat hedeflerini ve kurumun gelecek projelerini konuşmak üzere ÇAYKUR Genel Müdürü Yusuf Ziya Alim’e Rize’de, ÇAYKUR’a ait Botanik Park’ta misafir olduk. Alim, üreticinin memnuniyetinin ÇAYKUR için öncelikli olduğunu vurgularken, sezonun genel seyrinden yeni yatırımlara, Türk çayının uluslararası pazardaki konumundan çay bahçelerinin yenilenmesine kadar pek çok konuda değerlendirmelerde bulundu. ÇAYKUR’un önümüzdeki beş yıllık hedeflerini de anlatan Alim, kurumun üreticiyle birlikte büyümeye devam edeceğini belirtti.

TAKA: ÇAYKUR açısından nasıl bir sezon oldu?

YUSUF ZİYA ALİM: Öncelikle hoş geldiniz. Çay, bölgenin biliyorsunuz her şeyi. Çay yoksa bölgede diğerlerini konuşmaya bile gerek yok. Önceki yıllarda da çay sezonu genel olarak aynı şekilde ilerliyordu. Üreticinin isteği ve memnuniyeti doğrultusunda, kurumun menfaatleri de gözetilerek sağlıklı bir kampanya geçirdik. Sezon henüz tam olarak bitmedi. 5-10 gün, belki 20 gün daha devam edecek. Ancak sonuç olarak sağlıklı, huzurlu ve güzel bir kampanya geçirdiğimizi ümit ediyoruz. Üreticinin memnuniyeti ÇAYKUR için, bizim için çok önemli. Üreticinin memnuniyetine dikkat ediyoruz. Çay, üreticinin her şeyi, bölgenin olmazsa olmazı. Biz bunu slogan haline getirdik; “Çay, damarlarımızdaki kan gibidir” diyoruz.

TAKA: Türk çayının uluslararası pazardaki durumu nedir?

YUSUF ZİYA ALİM: Aslında bizim çayımız ilaç değil ama “ilaç gibi” diyoruz. Hiçbir katkı maddesi olmayan, tamamen doğal bir ürün. Gördüğünüz gibi doğadan, bahçeden toplanıyor ve o haliyle fabrikalara getiriliyor. Fabrikaya geldikten sonra belirli aşamalardan geçerek mamul madde haline geliyor. İnsan eli değmeden paketlenip Türkiye'nin her tarafına ulaştırılıyor. Bunun yanında yaklaşık 100 ülkeye, az miktarda da olsa, bir konteyner veya birkaç konteyner şeklinde ihracatımız var. Bizim çayımız diğer çaylardan doğallığı ve tadı açısından farklı. Diğer çayları kötülemek anlamında söylemiyorum ancak bazı ülkelerde hasat sırasında haşerelerden korunmak amacıyla kimyasal ilaçlama yapılabiliyor. Dolayısıyla pestisit kalıntıları söz konusu olabiliyor. Bizim çayımız ise tamamen doğal. Sağlıklı bir şekilde tüketilebilecek bir çay. Bu nedenle herkesin Türk çayını tatmasını istiyoruz. Dünyanın birçok ülkesine az da olsa ihracat yapıyoruz ve yapmaya devam ediyoruz. Geçen hafta Yunanistan'ın Türklerin yoğun olarak yaşadığı bölgesine ticari bir ziyaret gerçekleştirdik. Oradaki bayimizle ve vatandaşlarla görüştük. Herkes Türk çayını kabul ediyor, istiyor ve gönül rahatlığıyla tüketiyor.

TAKA: Üretici açısından ÇAYKUR'un avantajları nelerdir?

YUSUF ZİYA ALİM: Rize çayın ana vatanı. Bunun yanında Trabzon ve Giresun'un bazı ilçelerinde de çay üretimi yapılıyor. ÇAYKUR'un çay üretiminin yapıldığı bölgelerde fabrikaları var. Bunun yanında özel fabrikalar da bulunuyor. ÇAYKUR'un 49 yaş çay fabrikası var. 20-25 yıl önce 46 fabrikamız vardı, bugün bu sayı 49'a çıktı. Her geçen gün kapasitemiz de yenileme çalışmalarına bağlı olarak artırılıyor. Daha önce günlük 6 bin 600 ton olan kapasitemiz bugün 9 bin 250 tona çıktı. Bu kapasite her geçen gün artıyor. Üretici çayını nereye vereceğini ve alacağı parayı biliyor. Bir şekilde çayını ÇAYKUR'a vermeye çalışıyor. Ancak son zamanlarda özel sektör de benzer şekilde, hatta bu yıl üçüncü sürgünde ÇAYKUR'un taban fiyatının üzerine çıkarak farklı fiyatlar verdi. Peşin alanlar da oldu, vadeli alanlar da oldu. Sağlıklı bir rekabet ortamı var. Bildiğiniz gibi bölgede 150-200 civarında özel sektör işletmesi bulunuyor. Bunların yaklaşık 100'ü aktif olarak çay işliyor.

Şu anda herkes adeta bir kamu görevlisi veya kamu işletmesi gibi üreticinin hakkını zamanında ve eksiksiz vermeye çalışıyor.

TAKA: Çayın bahçeden paketlemeye kadar geçirdiği süreç nasıl işliyor?

YUSUF ZİYA ALİM: Süreç yalnızca bahçede görüldüğü gibi değil. Üreticinin çayı bahçeden toplaması, özellikle yol olmayan yerlerden taşıması ve nakletmesi ciddi bir emek ve külfet gerektiriyor. Her bölgede yaş çay alım evlerimiz veya alım noktalarımız bulunuyor. Örneğin Trabzon ve Giresun bölgelerinde alım noktalarımız var. Diğer bölgelerde ise çay alım evlerimiz bulunuyor. Toplam 3 bin 300 civarında çay alım evimiz var. Çay alım evlerine gelen ürünler eksperlerimiz tarafından kontrol edilerek alınıyor. Daha sonra nakliye firmaları aracılığıyla kamyonlara yüklenerek fabrikalarımıza getiriliyor. Fabrikaya geldikten sonra soldurma, kıvırma, fermantasyon ve tasnif aşamalarından geçiyor. Ardından kuru çay, son beş yıldır faaliyet gösteren paketleme fabrikamıza gönderiliyor. Paketleme aşamasında ürün, tamamen otomatik sistemlerle ve insan eli değmeden paketleniyor. Paketlenen çay daha sonra Türkiye'nin her yerine ve gerektiğinde yurt dışına gönderilerek tüketiciye ulaştırılıyor. Burada yanlış bilinen bir noktaya da değinmek istiyorum. Bazı çaylarımızda ince, küçük kırık parçalar bulunuyor. Tüketiciler bunları genellikle “toz” olarak algılıyor. Oysa bunlar toz değil. Örneğin beyaz çayımız var. Beyaz çayın kilosu yaklaşık 8 bin lira seviyesinde. Bu ince kırıntılar aslında daha kaliteli çaylardan oluşuyor. Ancak birçok tüketici bunları yanlış değerlendiriyor ve toz zannediyor. Toz çayın rengi daha sarımtırak olur. Bu ince parçalar ise toz değildir. Demlendiğinde kafein oranı ve damak tadı açısından farklı özellikler gösterir ve güzel bir çay ortaya çıkar. Bu konuda İstanbul'daki bazı üniversitelerden hocalarımız da açıklamalarda bulundu.

TAKA: ÇAYKUR'un çay dışında birçok ürünü de bulunuyor. Bunlardan bahseder misiniz?

YUSUF ZİYA ALİM: İlk dönemlerde yalnızca siyah çay üretiyorduk. Daha sonra yeşil çay, oolong çayı, beyaz çay ve içecek olarak soğuk çay gibi ürünler geliştirdik. Son iki yıldır da mevcut bir tesis üzerinden başka bir firmaya dolum yaptırdığımız suyun ÇAYKUR markasıyla tüketiciye sunulmasını sağladık. Su oldukça kaliteli ve doğal mineralli su niteliğinde. Fazla yatırım yapmadan, mevcut imkânlarımızı değerlendirerek bu ürünü piyasaya sunduk. Türkiye'nin birçok iline ulaşıyor. Doğu ve Güneydoğu bölgelerine de gönderiyoruz. Hatta yurt dışına ihracatı konusunda da çalışmalarımız var. Bu ay içerisinde 3-5 ülkeye ihracatının yapılmasını planlıyoruz. Su son yıllarda ve özellikle önümüzdeki 5-10 yıl içerisinde daha değerli hale gelecek. Biz de bunu markalaştırarak tüketicinin kullanımına sunmak istedik. Ben bu suyla çay demledim ve çok keyif aldım. Bu suyla demlenen çayın tadı gerçekten farklı oluyor. Büyük şehirlerde damacana suyumuz da oldukça aktif şekilde kullanılıyor. Damacana suyla çay demlediğinizde daha kaliteli ve farklı bir içim ortaya çıkıyor. Normal sulardaki klor gibi unsurlar çayın tadını değiştirebiliyor. Bu nedenle kaliteli su, çayın lezzeti açısından da önemli.

TAKA: İhracat konusunda yeni ülke hedefleriniz var mı?

YUSUF ZİYA ALİM: Elbette. Yaklaşık 100 ülkeye ihracatımız var ve bunu daha da artırmayı düşünüyoruz. Afrika'ya, Amerika'ya, Asya'ya ve Avrupa'ya çayımız gidiyor. Dünyanın farklı bölgelerine ihracatımız bulunuyor. Ancak bunu daha da çeşitlendirmenin yollarını arıyoruz. Dediğim gibi bizim çayımız ilaç değil ama ilaç gibi içilebilir. Pandemi döneminde üniversitelerimizin bu konuda çalışmaları ve makaleleri oldu. Amerika'daki bazı tıp akademisyenlerinin de çayla ilgili olumlu değerlendirmeleri ve çalışmaları yayımlandı. Bizim çayımızda herhangi bir katkı maddesi bulunmuyor. Çayın geçmişi çok eskiye dayanıyor. Ana vatanı Çin olan çayın geçmişinin milattan önce 2000'li yıllara kadar uzandığı biliniyor. Bugün de insanlar çay içmekten vazgeçmiyor. Son zamanlarda çay tüketiminin azaldığı söylense de biz iki gün önce Yunanistan'daydık ve orada çay tüketiminin arttığını söyleyen insanlarla karşılaştık. Geçen yıl Avrupa'ya gittiğimizde de özellikle gençlerin çay içmeye başladığını söyleyenlerle karşılaştık. Bazı içeceklerin tüketimi artıyor veya azalıyor olabilir ancak çayın yerini koruyacağına inanıyorum. Gelecekte çok daha farklı bir içecek haline geleceğini düşünüyorum. Çay herkesin içeceği ve her sohbet masasının vazgeçilmez içeceğidir. Zaten sohbetlerde ilk söylenen şeylerden biri “Çay içelim mi?”, “Çay içer misin?” veya “Bir çay ver” oluyor. Çayla ilgili çok güzel sözler de var. Örneğin, “Bir çay beyhude, iki çay fayide, üç çay kayde, dört çay dertlere derman...” şeklinde devam eden sözler söyleniyor. Madem başladın, beş çaydan sonra da devam ediyorsun. Yani çayın içiminde bir sınırlama yok. Diğer içeceklerde bir veya iki fincanla sınırlı kalabilirsiniz ama çayda böyle bir sınır yok. İstediğiniz kadar içebiliyorsunuz.

TAKA: Çay nasıl demlenmeli?

YUSUF ZİYA ALİM: Sizin de söylediğiniz gibi çay demlemenin birkaç farklı yöntemi var. Herkes kendi zevkine göre farklı bir yöntem tercih edebiliyor. Ben kendi uyguladığım yöntemi anlatayım. Birçok kişinin kullandığı bir yöntemdir. Normal su kaynayıp fokurdamaya başladığında ocağı kapatıyorsunuz. Fokurdama durduktan sonra üzerine çayı koyuyorsunuz ve yaklaşık 15-20 dakika bekliyorsunuz. Çay bu sürede “oturuyor”. Yani çay dibe çöküyor. Daha sonra bardağa dolduruyorsunuz. Bu yöntemde süzgeç kullanmaya gerek yok. Birçok yerde süzgeç, çayın tortusunu almak için kullanılıyor. Ancak çay yeterince dinlendirildiğinde zaten dibe çöktüğü için süzgece ihtiyaç kalmıyor. Bence en güzel demleme yöntemlerinden biri bu. Bunun dışında alt demlikte suyun kaynatıldığı, üst demlikte çayın bulunduğu klasik yöntem de uygulanabilir. Bu yöntemde de daha uzun süre beklemek gerekiyor. Bir saatten fazla bekletildiğinde çay tamamen oturmuş oluyor.

TAKA: ÇAYKUR'un yeni yatırımları ve projeleri neler?

YUSUF ZİYA ALİM: Çalışmalarımız her zaman devam ediyor. Örneğin yaklaşık iki yıl önce başlayan Ar-Ge çalışmalarımız var. Çay atıklarının değerlendirilmesiyle ilgili çalışmalar yapıyoruz. Topraksız tarımda altlık olarak kullanılabilecek çay komposto üzerinde denemelerimiz var. Çay atıklarını doğaya bırakmak yerine toplayarak çiçek, meyve ve sebze yetiştiriciliğinde kullanılabilecek altlıklar haline getiriyoruz. Bu çalışma sayesinde hem çay atıklarının değerlendirilmesini hem de ekonomiye katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Bu projede Ankara Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi ve Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi birlikte çalışıyor. Deneme üretimlerimiz devam ediyor. Çiçek, çilek ve domates üzerinde çalışmalar yapıldı ve olumlu sonuçlar aldık.

TAKA: ÇAYKUR'u 5 yıl sonra nerede görüyorsunuz?

YUSUF ZİYA ALİM: Hedeflerimiz belki de birçok kişinin hayal edemeyeceği kadar büyük. Bizim hedeflerimiz her zaman hayalimizin bir adım üzerinde. Geçmiş dönemlerde kota uygulanırken üreticilere 350-400 kilogram seviyelerinde alım yapılabiliyordu. Mayıs ayında ikinci sürgünde 700 kilogramlık alım kotası uyguladık. Üç sürgün üzerinden düşündüğümüzde bu, 2 bin 100 kilogramlık bir alım anlamına geliyor. Bir çay bahçesinin yıllık ortalama verimi 1.500-1.700 kilogram civarında. Dolayısıyla 2 tonluk alım uygulamasıyla üreticinin ürettiği çayın tamamını almaya yönelik bir sistem oluşturuyoruz. Bu hedefimiz sürekli artıyor. Şu anda Kemalpaşa'dan Tirebolu'ya kadar sahilde bulunan fabrikalarımızı hem yenilemek hem de yenilerken kapasitelerini artırmak istiyoruz. Ayrıca “ön soldurma” dediğimiz yeni bir sistem üzerinde çalışıyoruz. Üreticiden alınan çayın çay alım evlerinde bekletilmeden doğrudan fabrikaya getirilmesi ve burada ön soldurma işlemine tabi tutulmasını planlıyoruz. Bu çalışmaların tamamlanması muhtemelen 1-2 yıl içerisinde mümkün olmayacak. Ancak 5 yıllık süreç içerisinde bu fabrikaların şehir içlerinden daha uygun bölgelere taşınması, kapasite artırımlarının yapılması ve ön soldurma sistemlerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Şehir içinde bulunan fabrikaların taşınmasıyla kamyon trafiğini, gürültüyü ve toz oluşumunu da azaltmış olacağız. Bütün bunları yaparken kurumun ekonomik yapısına da yüzde 10-15 civarında katkı sağlamayı hedefliyoruz.

TAKA: ÇAYKUR'un ekonomik durumu nasıl?

YUSUF ZİYA ALİM: Ekonomik açıdan ciddi bir sıkıntımız yok. Bizim temel olarak yaşadığımız durum, üreticiyi mağdur etmemek amacıyla çay parasını peşin ödememizden kaynaklanıyor. Çayı kredi kullanarak alıp üreticiye ödüyoruz. Daha sonra çay satışlarından elde ettiğimiz gelirle kredileri kapatıyoruz. Dolayısıyla kazancımızın bir kısmı kredi maliyetlerine gidiyor. Bunun dışında önemli bir ekonomik sıkıntımız yok. ÇAYKUR üreticiyi mağdur etmiyor. Ben de üreticiyim. 30-40 yıl öncesini biliyorum. O dönemlerde çaylar toplanırdı ancak alınan çayların tamamı değerlendirilemezdi. Bugün ise Sayın Cumhurbaşkanımızın söylemleri ve desteklerinin yanı sıra bakanlarımızın da katkılarıyla çay bölgesi çok farklı bir noktaya geldi. Mevcut Tarım ve Orman Bakanımız Sayın İbrahim Yumaklı'nın da katkılarıyla üreticilerimiz mağdur olmadığı gibi çay sektörü de sağlıklı şekilde ilerliyor. Bunu yalnızca ÇAYKUR Genel Müdürü olduğum için söylemiyorum. Herkes görüyor. Bir çay üreticisine sorsanız o da aynı şeyi söyleyecektir. Ben öğrencilik yıllarımda çay toplardım. Çayı üç gün, beş gün toplar, bazen bir hafta sonra satardık. Bugün üreticinin böyle bir sorun yaşamaması gerekiyor. Şimdi üreticimiz çayını sabah 7'de vermek isterken 8'de verdiğinde bile “Neden bir saat bekliyorum?” diye tepki gösterebiliyor. Biz ise üreticinin daha fazla çayını alabilmek ve onu rahatlatabilmek için çalışmalar yapıyoruz. Örneğin bu yıl mayıs ayında kontenjanı 30 kilogramın altına düşürmemeye çalıştık ve düşürmedik. Üreticiden ne kadar fazla çay alabilirsek üreticiyi o kadar rahatlatmış oluyoruz. Biz de yerimizde oturmuyoruz. Sürekli sahadayız. Bugün Obruç, Kemalpaşa ve Hopa'da bulunacağız. Her gün farklı bölgelerdeyiz ve teyakkuz halindeyiz.

TAKA: İç satışlarda durum nasıl? Didi'nin satışları ne durumda?

YUSUF ZİYA ALİM: ÇAYKUR'un iç ve dış satışlarıyla sürekli ilgileniyoruz. Örneğin Didi'nin şekersiz çeşidi piyasaya çıktı. Buna çok yoğun bir talep var. Didi satışlarımız 100 milyon litrelerden 150 milyon litre seviyesine çıkmıştı. Bu yıl 200 milyon litre seviyesine ulaşmasını bekliyoruz. Muhtemelen 200 milyon litreyi gerçekleştireceğiz. Çay satışında da aynı şekilde dünyanın her tarafına “Türk çayı budur, katkısızdır, doğaldır; bir kez için, görün ve tadın” diyoruz. Yaklaşık 100 ülkeye az miktarda da olsa ihracat gerçekleştiriyoruz. Bir konteyner veya yarım konteyner bile olsa satışlarımızı artırmak için çalışmalarımız devam ediyor.

TAKA: Trabzon'dan da yöneticiler ÇAYKUR'da görev alabilir mi?

YUSUF ZİYA ALİM: Şu anda yönetim kadrosunda Trabzonlu bir yöneticimiz yok. Ancak özel kalem müdürüm Trabzonlu, Bilgi İşlem Daire Başkanımız da Trabzonlu. Yönetim açısından ise yarın kimin hangi görevde olacağı belli olmaz. Biz hiçbir zaman böyle bir ayrım yapmadık. “Şu bölgeden olsun, bu bölgeden olsun” şeklinde bir kısıtlamamız yok. Dolayısıyla Trabzonlu bir yönetici de olabilir. Yarın ne olacağı belli olmaz. Süreç normal şartlarda devam ediyor.

TAKA: Çay bahçelerinin gençleştirilmesi konusunda çalışmalarınız var mı?

YUSUF ZİYA ALİM: Üretici profili zaman içerisinde değişiyor. Ben kendi açımdan söyleyeyim; cumartesi günü fırsat bulduğum anda bahçeye giderim. Toprağı havalandırırım, gerekiyorsa budama yaparım. Çayda zaten onda bir oranında budama yapılması gerekiyor. Bu budamanın amacı çayı gençleştirmek ve kaliteli filizlerin oluşmasını sağlamak. Ayrıca Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ile koordineli yürüttüğümüz bir çalışma var. Üniversitemiz aynı zamanda Çay İhtisas Üniversitesi. Çay bahçelerinin yenilenmesi ve gençleştirilmesi, gerektiğinde kökten sökülerek yeniden dikilmesi konusunda altyapı çalışmaları yapıyoruz. Bunun için Hayrat Fidanlığımız bulunuyor. Burada çelikleme yöntemiyle damızlık bahçeler oluşturuluyor.

Şu anda yaklaşık 30 dekarlık bir damızlık bahçemiz var ve bunu artırıyoruz. Buradan elde ettiğimiz çeliklerle yeni bahçeler oluşturulmasını sağlamak istiyoruz. Geçen yıl başlattığımız örnek üretici bahçeleri de var. Bu bahçelerde çelikleme yöntemiyle yeni bahçeler oluşturuluyor. Zaman içerisinde çaylıkların yenilenmesi için bu çalışmanın yaygınlaştırılmasını hedefliyoruz. Ancak bu kolay bir süreç değil. Fındıkta da çayda da benzer bir durum var. Üreticilerin önemli bir bölümü şehir dışında yaşıyor. Çay zamanı geliyor, sadece çayını topluyor ve gidiyor. Ziraat fakültelerindeki hocalarımızın da söylediği gibi, toprağın yüzeyinde ve içinde doğal olarak bulunan azot var. Toprağı havalandırıp çapalarsanız bu azot toprağa karışıyor ve gübre ihtiyacı bile azalabiliyor. Ancak toprağı havalandırmadığımız için mart-nisan aylarında gübre vermek zorunda kalıyoruz. Daha sonra çay geliyor ve hasat yapıyoruz. Toprak zamanla taşlaşıyor. Toprak taşlaştıkça verim ve kalite düşüyor.

TAKA: Çay makineleri konusunda üreticilere ne söylemek istersiniz?

YUSUF ZİYA ALİM: Makineleşmeye karşı değiliz. Tam tersine makine, üreticinin işini kolaylaştırması ve daha rahat çay hasadı yapabilmesi açısından önemli bir imkân. Ancak makinenin doğru kullanılması gerekiyor. Makineyle çayı sürekli aşağıdan aşağıya, köke doğru tararsanız çayın odun kısmına inersiniz. Odun kısmına inildiğinde yeni filizlerin çıkacağı alan azalır. Bu durumda hem çayın kalitesi hem de verimi düşer. Bu nedenle çay bahçelerinin yenilenmesi ve üreticinin bilinçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Üreticilerimizi bilgilendirmek amacıyla kısa videolar hazırlıyoruz. Çayın nasıl budanması gerektiğini, nasıl toplanacağını, makine kullanırken nelere dikkat edilmesi gerektiğini ve günlük çalışma limitlerinin nasıl olması gerektiğini anlatıyoruz. Üreticilerimizin kendilerini yormadan, doğru yöntemlerle çalışmasını istiyoruz. İnşallah yenileme çalışmalarımız da kısa zamanda başlayacak.

TAKA: ÇAYKUR'a çay geri gönderiliyor mu? Bunun bir kriteri var mı?

YUSUF ZİYA ALİM: Henüz o noktaya gelmedik. Verimlilik açısından ciddi bir düşüşümüz yok. Ancak yaprakta alınan değerlerde zaman zaman düşüşler görülebiliyor. Şimdilik değerlerimiz genel olarak yerinde. Zaman içerisinde bu değerler düşmeye başladığında çay bahçelerinin kökten yenilenmesi ve yeni çay dikiminin hızlandırılması gerekecek.

TAKA: 2026 yaş çay sezonu nasıl gidiyor? Ne kadar çay aldınız?

YUSUF ZİYA ALİM: Sezonun sonuna doğru geliyoruz. Bu ayın sonuna doğru kampanyayı kapatacağız. Birinci sürgünde 159 bin 200 ton, ikinci sürgünde 159 bin 700 ton çay aldık. Şu anda toplam alımımız yaklaşık 702 bin ton seviyesinde. Geçen yıla göre bir miktar azalma var. Ancak özel sektörle birlikte toplam rekolteyi yaklaşık bir ay sonra daha net görebileceğiz. ÇAYKUR olarak şu anda 700 bin tonun üzerinde çay alımı gerçekleştirdik. Alımlarımız yaklaşık 20 gün daha devam edecek.

TAKA: Bundan sonraki ilk hedefiniz nedir?

YUSUF ZİYA ALİM: İlk hedefimiz, üreticinin refahını ve memnuniyetini daha yukarıya taşımak. Bizim her şeyimiz üreticiyle bağlantılı. Üretici varsa ÇAYKUR var; ÇAYKUR varsa üretici var. İkisi birbiriyle dengeli ve bağlantılı. Bundan sonraki süreçte hem üretici hem ÇAYKUR hem bölge hem de sağlık açısından çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Özellikle Kemalpaşa'dan Tirebolu'ya kadar sahilde bulunan fabrikalarımızın fizibilitesini yaparak, bunları daha uygun alanlara taşımayı, taşırken kapasitelerini artırmayı ve doğrudan ön soldurma sistemine geçmeyi planlıyoruz. Böylece kaliteyi de korumuş olacağız. Doğudaki fabrikalarımızın yenilenmesi sırasında da kapasitelerini artırmayı hedefliyoruz. Bu çalışmalar hem kuruma hem üreticiye zaman ve ekonomik açıdan katkı sağlayacak.

TAKA: Beyaz çay üretiminde bu yıl durum nasıl?

YUSUF ZİYA ALİM: Beyaz çay bizim için çok önemli bir ürün. Beyaz çayın kilosu yaklaşık 8 bin lira seviyesinde. Ancak toplanması oldukça zor. Bir üretici bir günde ancak 200-300 gram, en fazla 400 gram civarında beyaz çay toplayabiliyor. Bu nedenle istediğimiz miktarda beyaz çay alamıyoruz. Şu anda beyaz çayımız yok satıyor. Bu yıl 286 kilogram beyaz çay aldık. Geçen yıla göre biraz daha yüksek bir rakam. İnşallah bu yıl satışını daha etkin şekilde gerçekleştireceğiz. Burada üretici bazında beyaz çaya biraz daha fazla ağırlık vermemiz gerekiyor. Bunu her zaman söylüyoruz. Beyaz çay toplamak aslında çocukların bile yapabileceği bir iş. Özellikle budanmış çaylıkların bulunduğu alanlarda filizleri tek tek toplamak mümkün. Çocuklar bile bunu oyun gibi görerek aile ekonomisine katkı sağlayabilir.

TAKA: Yeni ürünleriniz var mı?

YUSUF ZİYA ALİM: Evet. “Mod Çay” ürünlerimiz çıktı. Papatyalı, ıhlamurlu ve limonlu gibi farklı çeşitlerimiz bulunuyor. Bunlar sallama çay şeklinde piyasaya yeni çıktı ve oldukça yoğun talep görüyor. İnşallah bu alanda da farklı ürünlerle gelişimimizi sürdüreceğiz. Organik çay çalışmalarımız da devam ediyor. Organik çaya yönelik belirli bir tüketici kitlesi var. Şimdilik bu kesime yönelik üretim ve satış yapıyoruz. Organik çayı henüz genel tüketici kitlesine yayamadık. Bu durum bizden kaynaklı değil; pazarın yapısıyla ilgili. Organik çayımız Avrupa'ya da Amerika'ya da gidiyor. Ancak belirli miktarlarda satılıyor. Bu alandaki gelişmeleri de zaman içerisinde göreceğiz.