Bozuk Yolda Aracı Zarar Görenler Tazminat Alabilir
Yollardaki çukur, yarık asfalt, eksik uyarı levhası ve bakım ihmalleri nedeniyle araçlarda oluşan lastik yarılması, jant yamulması ve alt takım hasarları çoğu zaman sürücüler tarafından şanssızlık olarak görülüyor. Ancak hukukçulara göre bu tür durumlar yalnızca basit bir kaza değil, yolun bakımından sorumlu idarenin hizmet kusuru kapsamında değerlendirilebiliyor. Şehir içi yollarda belediyeler, şehirlerarası karayollarında ise Karayolları Genel Müdürlüğü sorumluluk taşıyor. Uzmanlar, bozuk yol nedeniyle zarara uğrayan sürücülerin gerekli belgeleri toplaması halinde tazminat hakkını kullanabileceğini belirtiyor.
Bozuk yol hasarı hizmet kusuru sayılabilir
Yollardaki bakım eksikliği, sürücüler için ciddi maddi zararlara yol açabiliyor. Kapatılmayan çukurlar, bozulmuş asfalt yüzeyleri, keskin virajlarda eksik işaretlemeler ve uyarı levhası bulunmayan noktalar trafik güvenliğini tehlikeye düşürüyor. Hukukçular, aracın yoldaki bir çukura düşerek zarar görmesi halinde bunun yalnızca “görünmeyen kaza” olarak kabul edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Yolun yapımı, bakımı ve güvenliğinden sorumlu kurumun görevini eksik yerine getirmesi durumunda hizmet kusuru oluşabiliyor. Bu durumda araç sahibinin uğradığı zarar için tazminat talep etme hakkı bulunuyor.
Belediye ve Karayolları sorumluluk taşıyor
Bursa Barosu avukatlarından İbrahim Gödel, Karayolları Trafik Kanunu’na göre yolun yapımı ve bakımından sorumlu kamu kurumlarının yol güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğunu belirtti. Şehir içi yollar belediyelerin, şehirlerarası yollar ise Karayolları Genel Müdürlüğü’nün sorumluluğunda bulunuyor. Anayasa’nın 125. maddesine göre devlet ve kamu hizmeti gören idareler, görevlerini yerine getirirken kusurlu davranmaları halinde verdikleri zararı tazmin etmekle yükümlü kabul ediliyor. Bu nedenle bozuk yol, eksik bakım veya hatalı işaretleme nedeniyle meydana gelen zararlarda ilgili idarenin sorumluluğu gündeme gelebiliyor.
Lastik, jant ve alt takım hasarı talep edilebilir
Bozuk yollar nedeniyle araçlarda en sık görülen zararlar arasında lastik yarılması, jant yamulması, amortisör arızaları ve alt takım hasarları yer alıyor. Araç sahipleri bu hasarların bedelini, kusurlu olduğu belirlenen ilgili kurumdan talep edebiliyor. Maddi tazminat kapsamında yalnızca araç onarım giderleri değil, kazaya bağlı tedavi giderleri, iş gücü kaybı, sürekli sakatlık gibi zararlar da gündeme gelebiliyor. Ayrıca olayın niteliğine göre manevi tazminat talebi de mümkün olabiliyor. Hukukçular, hasarın yol kusurundan kaynaklandığını kanıtlayacak belgelerin sürecin en kritik noktası olduğunu ifade ediyor.
Delil toplamak sürecin en önemli adımı
Bozuk yol nedeniyle araç hasarı yaşayan sürücülerin olay yerinden ayrılmadan önce delil toplaması büyük önem taşıyor. Trafik kazası tespit tutanağı, hasarın nedenini belgelemek açısından temel kanıt niteliği taşıyor. Bunun yanında aracın hasar gördüğü nokta, yol yüzeyindeki çukur, bozuk asfalt, eksik levha, fren izi, aracın çarptığı taş veya yol kusurunu gösteren tüm ayrıntılar fotoğraflanmalı. Olay yerinin konumunu gösteren görüntüler, plaka bilgileri, ekspertiz raporu, ehliyet, ruhsat, sigorta bilgileri ve varsa sağlık raporları da titizlikle saklanmalı. Bu belgeler, mahkeme sürecinde delil olarak kullanılabiliyor.
Kasko yoksa da hak aranabilir
Trafik sigortası ve kasko poliçeleri bazı durumlarda araç onarım ve tedavi giderlerini karşılayabiliyor. Ancak kaskosu olmayan sürücüler de haklarını kaybetmiş sayılmıyor. Kaskosu bulunmayan mağdur, aracının onarım bedelini kendisi karşıladıktan sonra kusurlu idareden veya sorumluluğu bulunan üçüncü kişilerden tazminat talep edebiliyor. Bu nedenle hasar yaşayan araç sahiplerinin “kaskom yok, hiçbir şey yapamam” düşüncesiyle hareket etmemesi gerekiyor. Önemli olan, zararın yol bakım eksikliği veya idari kusur nedeniyle oluştuğunu belgelerle ortaya koyabilmek.
Dava öncesi yazılı başvuru yapılmalı
Hukuki süreçte idareye karşı tam yargı davası açılmadan önce genellikle ilgili kuruma zarar tespiti ve tazminat talebi içeren yazılı başvuru yapılması gerekiyor. Başvuru, yolun sorumluluğuna göre belediyeye ya da Karayolları Genel Müdürlüğü’ne yöneltilebiliyor. İdare 60 gün içinde cevap vermezse ya da olumsuz cevap verirse İdare Mahkemesi’nde tazminat davası açılabiliyor. Bu süreçte toplanan fotoğraflar, tutanaklar, ekspertiz raporları ve ödeme belgeleri davanın seyrini doğrudan etkileyebiliyor. Bozuk yol nedeniyle zarara uğrayan sürücülerin hak kaybı yaşamamak için belgelerini eksiksiz toplaması gerekiyor.
Bozuk yol, çukur veya eksik işaretleme nedeniyle aracı zarar gören sürücüler, doğru delilleri toplayıp ilgili kuruma başvurarak zararlarının karşılanmasını talep edebilir.




