AK Parti eski milletvekili Metin Külünk, yayımladığı dikkat çekici analizde ekonomik dengesizliğin sosyal sonuçlarına işaret etti.
Ak Parti’de 2011-2018 yılları arasında milletvekilliği yapan Metin Külünk çarpıcı bir analiz yaptı. ‘’Tarihe Not’’ başlığı ile yayınladığı makalede Külünk: ‘’ Nüfusun %70’i geçim sıkıntısı çekerken %30’u gelirin çoğunu alırken uzun süre devamı mümkün değildir.’’ dedi. ‘’Ekonomik denge bozulursa sosyal denge de bozulur’’ şeklinde yazan Külünk, ‘tablo çok sert’ saptamasında bulundu.
Türkiye’de maaşla geçinenler, küçük esnaf, emekliler, asgari ücretliler, alt orta sınıf memurlar ve işçiler toplumun yaklaşık %70’ini oluşturuyor.
Eğer bu %70’lik kesim toplam gelirin sadece %35’ini alıyorsa ve nüfusun %30’luk kesimi gelirin %65’ini kontrol ediyorsa burada artık sadece bir ekonomik tablo değil, ciddi bir gelir adaletsizliği ve ötesi vardır.
Ve bu tabloyu anlamak için en basit soruya bakmak yeterlidir:
Son 3 ayda pazara veya markete gittiğinizde fiyatlar nedeniyle almak istediğiniz bir ürünü almaktan vazgeçtiniz mi?
Araştırmalar gösteriyor ki:
▪️ Evet vazgeçtim diyenler: %75
Bu şu anlama gelir:
Toplumun büyük çoğunluğu artık ihtiyaçlarını bile rahat karşılayamaz hale gelmiştir.
Bu noktada artık herkesin oturup düşünmesi gerekir.
Çünkü hiçbir ekonomik düzen:
Nüfusun %70’i geçim sıkıntısı çekerken
%30’u gelirin çoğunu alırken
uzun süre devamı mümkün değildir.
Bu sadece ekonomi meselesi değildir.
Bu aynı zamanda sosyal barış meselesidir.
Eğer toplumun %30’luk kesimi, özellikle de en üstteki %20’lik varlıklı kesim, bu tabloyu görmezden gelirse büyük bir hata yapar.
Çünkü sürekli kazanmaya alışmış ekonomik gruplar bazen zeminin altlarından kaydığını geç fark eder.
Ekonomik tarih bize şunu gösterir:
Orta sınıf zayıflarsa ekonomi kırılgan hale gelir.
Alt sınıf zorlanırsa sosyal gerilim artar.
Üst sınıf bunu görmezse sistem sert şekilde tepki verir.
Eğer bugün toplumun %70-75’i pazarda almak istediği ürünü alamayacak noktaya gelmişse, bu sadece bireysel bir sorun değil, yapısal bir uyarıdır.
Eğer gelir dağılımındaki bu dengesizlik görülmez,
eğer daha güçlü kesimler sorumluluk almaz,
eğer ekonomik paylaşımda daha dengeli bir yapı oluşmazsa,
çok açık söylemek gerekir:
Sandık bunu affetmez.
Ve sadece siyasi sonuçlar olmaz. Aynı zamanda o %20-30’luk varlıklı kesim de uzun vadede kendini güvende hissedemez. Çünkü ekonomik denge bozulursa sosyal denge de bozulur.
Gerçek şudur:
Bir ülkede geniş kitleler kaybediyorsa, kazananlar da uzun süre rahat edemez.
Bu yüzden mesele sadece fakirlik meselesi değildir.
Bu mesele:
Ekonomik istikrar meselesidir.
Toplumsal denge meselesidir.
Gelecek istikrarı meselesidir.
Ve evet…
Tablo sert mi?
Evet.
Tablo tam olarak bu kadar sert.




