BİR VİDEO İLE BAŞLADI

Evrim Yılma, Trabzon gelini. Üç yıl önce ramazan ayı boyunca dua etmiş. ‘Rabbim yetim yoluna koy beni, senin yolunda hizmet etmeyi nasip eyle’ diye. Tefekkürle. Arkadaşının sosyal medya hesabında Afrika Uganda Yetim Çocukların İftar Yemeği başlıklı videosunu görmesiyle birlikte hikayesi başlamış.

Afrikaa (3)

Kontrolden çıkan otomobil devrildi: Sürücü hastaneye kaldırıldı
Kontrolden çıkan otomobil devrildi: Sürücü hastaneye kaldırıldı
İçeriği Görüntüle

YETİMHANE AŞEVİ

Evrim hanımı dinleyelim, ‘Çevremin desteği ve güveni ile Uganda da köyde yetimhane’de aşevi hizmeti veriyorum. Su kuyuları, sünnet, ortopedik ameliyatlar, tekerlekli sandalye dağıtımı gibi faaliyetler gerçekleştiriyorum. Bunları yapmak benim için bir hayaldi. Bu yolda hep "Allah nasip etmeyeceği bir şeyi hayal ettirmez.'' inancıyla hareket ettim.’ dedi.

Evrim Yılmaz, Karayolları’ndan emekli. şu an özel bir holding’te çalışan Trabzon Arsinli hemşerimiz Bedri Yılmaz’ın eşi. Anlattıklarını okuyunca ağlamamak için kendimizi zor tuttuk. Ankara’dan Uganda’ya uzanan öyle bir yolculuk ki, Hızır gibi. O anları Evrim hanımdan dinleyelim.

Afrikaa (2)

COĞRAFYA ÖĞRETMENİYİM

‘Ben coğrafya öğretmeni Evrim Yılmaz. Her şey bir dua, bir rüya, bir hayal ile başladı. Allah diyor ya kulum iste benden küçük şeyler değil, çok büyük, imkansız gibi görünen şeyleri de iste. Allah katında imkansız yoktur, kün fe yekün der ve olur. Yeter ki saf ve salih bir amelle isteyelim.

Afrikaa (6)

YETİMLERİN YOLUNA

Üç yıl önce huşu içinde ramazan ayı boyunca dua etmiştim. Rabbim yetim yoluna koy beni, senin yolunda hizmet etmeyi nasip eyle diye tefekkürle. Arkadaşımın sosyal medya hesabında Afrika Uganda Yetim Çocukların İftar Yemeği başlıklı videosunu görmemle birlikte hikayem başladı diyebilirim. Ben de orada ki çocuklar için bir iftar yemeği verdim. İzlediğim videolardan sonra bu çikolata renkli, yıldız gözlü çocukların mutlulukları, gülüşleri ve gözlerindeki umut adeta kalbimi titretti ve güçlü bir bağ oluştu aramızda. Bu bağ Allah'ın kalbime düşürdüğü bir nur gibiydi. Bu bağı kurmak için dil bilmeye, kelimelere gerek bile yoktur.

Afrikaa (1)

GÜLMELERİ DÜNYAYA DEĞER

Karınlarının doyması, masum çocukça mutlulukları ve minnet dolu bakışları, bir sıcak gülümseme yeterli olmuştu bu bağın kurulması için. Cengiz Aymatov'un dediği gibi ''Bütün duyguları anlatmaya yetecek kadar kelime yoktur. Gerek de yoktur.''
Tam da böyle olmuştu. Sonraki süreçte bu Müslüman ümmete nasıl yardımcı olabilirim diye düşünmeye başladım.

KREDİ ÇEKTİM

Rabbim ben senin elin kolun olayım senin adına bu yetimler için beni görevlendir, rızıklarını ver ben ileteyim şeklinde dualar ettim. Çünkü Allah yardımlarını kulları aracılığı ile yapıyor. Kul kulun hızırıdır. Bu bilinç ve inançla yoluma devam ettim. Kredi çektim ve uçağa atlayıp hiç bilmediğim bir ülkeye, aynı zamanda hikayemin başladığı yere yani Uganda'ya doğru yola çıktım.

UGUNDA’DAYIM

Uçaktan iner inmez bir aksilikle karşılaşmıştım bile. Beni havaalanından almaya gelecek olan Afrikalı Abdul Rauf Beyin arabası yolda bozulmuştu. Haberi aldığımda korkmadım değil. Ama uçakta birkaç Türk yolcu ile tanışmıştım. Onlar havaalanında bekleme süremin uzun olacağını gördükleri için beni Uganda Kampala'daki evlerine davet ettiler. Evlerine konuk olan ilk tesettürsüz kadın bendim, beni çok güzel ağırladılar, ilgilendiler.

Afrikaa (4)

KABİLE KÖYÜNDEYİM

Onlar olmasaydı Afrika'ya ilk gidişimde çok zor anlar yaşayabilirdim. Önyargıları kırmak her iki taraf için de zor olsa da zamanla dost olduk dış görünüş değil kalplerdeki iman gücünün esas olduğunu gördük elhamdülillah. Beni havaalanından alacak olan Afrikalı Abdul Rauf arkadaşım ile Kampala şehrinde bir araya gelip Nampanga kabile köylerine doğru yolculuğumuz başladı. Güvenlik zafiyeti olan bir ülkede uzun yolculuklarımın sonunda sağ salim yardım faaliyetlerini gerçekleştireceğimiz köye varmıştık.
Çok misafirperver bir köydü burası. Yabancıları çok güzel ağırlıyorlardı. İlk gidişimde köyün ihtiyaçlarını gördüm neler yapılabilir araştırdım, düşündüm. İnsanların yatacak yeri dahi yoktu. Yemek ve içecek suya erişim bile çok kısıtlıydı. Gördüğüm manzaralar karşısında gerçekten çok etkilenmiştim. Zamanla bu köye bir iş insanı dostumuzun da yardımları ile 150 kişi kapasiteli bir yetimhane aşevi yaptırdık. Su kuyuları açtırdık. Çocukların ilk defa yatakları olmuştu kendi elleriyle yeni alınan eşyaları yatakhanelere taşıdılar.

Afrikaa (5)

ALLAH'IN HEDİYESİ

Hepsi çok mutluydu. Beyaz bir Türk kadının onlara ulaşmasının Allah'ın bir planı ve hediyesi olarak düşünüyorlardı. Bizi sakın bırakma "anne" diyorlardı bana. Hem kendime hem de çocuklara söz vermiştim. Eğitim almaları için çabalayacaktım gücüm yettiğince. Rızık kapıları sonuna kadar açıldı. Ben kimdim? Görevim neydi? Yaşamın anlamı neydi? Ben Allah'ın bir parçası kulu... Birdik ayrı değildik. Beni hazır ve Hızır kılan Rabbimdi. Cesaretim buradan geliyordu.

Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimizin "Yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimseyle ben cennette işte böyle yan yanayız." buyurmuştur. Şimdi çevremin desteği ve güveni ile bu köyde bir yetimhane aşevi işletiyorum. Su kuyuları, sünnet, ortopedik ameliyatlar, tekerlekli sandalye dağıtımı gibi faaliyetler gerçekleştiriyorum. Bunları yapmak benim için bir hayaldi. Bu yolda hep "Allah nasip etmeyeceği bir şeyi hayal ettirmez.'' inancıyla hareket ettim.’

Muhabir: Doğukan Özkurt