Olcay Çakır- Kazanırken sınanmak!
Trabzonspor maça büyük takım öz güveniyle başladı. Sahaya yayılımı ve oyun anlayışıyla daha ilk dakikalardan “Ben bu maçı kazanırım” diyordu. Yavaş başladılar, giderek hızlandılar, golleri buldular. İlk golün ardından farkın açılacağı yalnızca Trabzonspor tarafından değil, Samsunsporlu oyuncular ve tribünler tarafından da hissediliyordu.
Ancak Melih maçın tamamen koptuğu bölümde gördüğü kırmızı kartla karşılaşmaya bambaşka bir hikâye yazdırdı! Rakip sana faul yapmış, sen gidip kafa atıyorsun! Sahada hiçbir şeyi şahsileştirme hakkın yok. İzahı yok, mizahı imkânsız! Derbi öncesi kendini de cezalandırarak belki de Trabzonspor’u ödüllendirdi, bilemiyorum . Ancak; olacak iş değil!
Psikolojik eşikti
Trabzonspor devre arasına on kişi ve 3-0 önde girdi. İkinci yarıyı ise tercihlerinden çok mecburiyetleri üzerinden oynadı. Derbi öncesinde kolay kolay yapılamayacak bir savunma provasıydı bu. Alan kapatmayı, birlikte direnmeyi, skoru korumayı sahada çalıştı. Samsunspor baskıyı artırdı, topları direkten döndü ama sonuç alamadı. Trabzonspor’un direnci kırılmadı. Melih, hatasının bedelini takımına ödetmeyen arkadaşlarına tek tek teşekkür etmeli. Bu yalnızca taktik değil, psikolojik bir sınavdı. Kazanan Trabzonspor oldu. Derbi öncesi kritik bir maçta yaşanabilecek hemen her ders yaşandı. Hepsinin not edildiğini düşünüyorum. Trabzonspor kazandı; Melih üzerinden kendisine çıkardığı gereksiz sınavı da geçti.
Ulaş Özdemir- İyiye doğru
Son iki maç bir takımın nasıl değiştiğini ve teknik direktörün düşüncelerinin sahaya ne ölçüde yansıdığını gösterdi. Thomas Reis'in gelişiyle birlikte Trabzonspor'da önemli bir değişim yaşanıyor.
Samsun deplasmanında da ne istediğini bilen, sahada doğru konumlanan ve hücumda acele etmeyen bir takım izledik. Trabzonspor ilk yarıda rakibine ciddi bir üstünlük kurdu.
Mustafa, Muçi ve Aral üzerinden geliştirilen organizasyonlar, hücumdaki hareketlilik ve merkezden gelen destekle birleşince ortaya farklı hücum seçenekleri çıktı.
Muçi, Nwaiwu ve Franculino'nun golleri de bu çeşitliliğin karşılığıydı. Asıl önemli gelişme, Trabzonspor'un artık hücum etmekle acele etmeyi birbirinden ayırmaya başlaması.
Liverpool'da Klopp'un yardımcısı Pepijn Lijnders, Fabinho'ya çok anlamlı bir lakap takmıştı: Deniz Feneri. Samsunspor karşısında Fabinho'yu dikkatle izleyenler bu benzetmenin ne kadar isabetli olduğunu görmüştür. Top nereye giderse sanki Fabinho önceden oradaydı.
Rakibin pas kanallarını kapatıyor, ikinci topların düşeceği alanları seziyor ve oyunun temposunu belirliyor. Trabzonspor üç farklı önde. Rakibine üstünlük kurmuş ve maçın kontrolünü eline almış.
Her şey yolunda giderken Melih Kabasakal sahneye çıkıyor! Rakibin sana sert müdahalede bulunmuş. Hakemin değerlendireceği bir pozisyon var. Sen ne yapıyorsun?
Gidip adama kafa atıyorsun! Arkadaş bu nasıl bir futbol aklıdır? Bu seviyede bu tecrübede ve üç farklı önde olduğun bir karşılaşmada böylesine sorumsuz bir hareketin mazereti olamaz.
Thomas Reis'in kısa sürede değiştirdiği en önemli şey, oyuncuların birbirleriyle kurduğu futbol ilişkisi. Trabzonspor artık topu nereye taşıyacağını, nerede baskı yapacağını, hangi alanları kullanacağını ve topu kaybettiğinde nasıl konumlanacağını daha iyi biliyor.
Elbette iki maç üzerinden büyük hükümler vermek erken. Ancak değişimi görmezden gelmek de haksızlık olur.
İSKENDER GÜNEN- Franculino iyi mesajlar verdi
alatasaray maçından sonra zorlu geçmesi beklenen Samsunspor maçı ilk 45 dakikada sonuçlandı desek yanlış bir yorum olmaz. Sahaya adeta net bir plan dahilinde ve yüksek öz güvenle çıkan Trabzonspor, oyunun başından itibaren temposunu rakibine kabul ettiren taraftı. Topa daha fazla sahip olan, dönen tüm sahipsiz topları alan ve Samsunspor'u kendi alanına hapseden bir Trabzonspor izledik. Önce Muçi, ardından Salah ile yoklanan Samsunspor kalesini Mustafa'nın sol kanattan müthiş bireysel gayreti ve adrese teslim pasıyla Muçi açtı. Ardından kaleci Okan'ın yaptığı büyük hata, Nwaiwu ile gelen 2. gol ve yine Samsunspor'un savunmasının büyük hatası ve Salah'ın asistinde Franculino ile skor 3'e geldi. Franculino, genç yaşına rağmen takıma ilerleyen süreçlerde çok daha fazla katkı yapacağının mesajlarını verdi. Ancak ilk yarının son dakikalarında yaşanan bir detay var ki Trabzonspor gibi hedefleri büyük bir takımın profesyonelliğiyle asla bağdaşmıyor. Skor 3-0, oyun tamamen kontrolün altında ve rakip çaresiz… Böyle bir durumda Melih'in gördüğü kırmızı kartın ne taktikle bir açıklaması olabilir ne de hırsla izah edilebilir. İkinci yarıda 10 kişi kalan rakibin üzerine doğaldır ki Samsunspor çok da fazla geldi. Samsunspor'un getirdiği ataklarda 3 topu direkten döndü. Trabzonspor ilk yarıda etkileyici performansla maçı koparmayı başarsa da Melih'in sorumsuzca gördüğü kırmızı kart nedeniyle ikinci yarıda sorunlar yaşadı. Ama önemli olan 3 puan ve şampiyonluk yarışının içerisinde olmak ise bunu başardılar.
Cemal Ersen-Reis fark yaratıyor
Fatih Tekke, Trabzonspor’un son iki maçını izledikten sonra 1.5 ay önce sahip olduğu bu kadroyu nasıl sıradan bir takım haline getirdiğini sorgulamış mıdır acaba?
Neden sordum? Tekke ile halefi Thomas Reis’i kıyaslamak ve bu sezon bordo-mavili ekibin ne kadar kolay puan kaybettiğini vurgulamak için elbette. İsteyen kendine düşen payı çıkarsın!
Bu maça kadar Trabzonspor’un “deplasman fobisi” var deniyordu. Hayır efendim takımın değil, teknik direktörünün fobisidir o. Reis’in oyun felsefesini kısa sürede takıma kabul ettirmesi ve Galatasaray’dan sonra dün de Samsunspor’u farklı skorla geçmesindeki diğer faktör, oyuncu tercihlerindeki isabeti oldu. Çok zorlandığını sanmıyorum, haklı çıktı Alman hoca.
Son iki maçtaki etkili futbolunun karşılığını 6 puan ve 7 golle alması kadar, kalesini gole kapatması de çok anlamlıydı. İlk yarıda Muçi, Nwaiwu ve Franculino ile farkı yakalayan Trabzonspor’un inisiyatifi ele alıp, doksan dakikaya hükmedeceği düşünülürken, öfke kontrolüne yenik düşen bir oyuncu tüm planları bozdu.
Melih’in 45. dakikada budalaca gördüğü kırmızı kartın Trabzonspor’un müthiş direnişinin önüne geçmesini kabul etmem. Aksine onun sorumsuzluğunun sahada kalan arkadaşlarını nasıl kenetlediğini, nasıl takım olma yolunda teşvik ettiğini görmesini tavsiye ederim. Melih kardeşim, önce kalecin Onana’ya sonra üç direğe şükret. Yoksa soyunma odasında kimsenin yüzüne bakamazdın.
Reis’in, takımı on kişi kaldıktan sonra aldığı önlemler, yeni oyun kurgusu ve zamanında yaptığı değişiklikler maçın formatını değiştirdi. Lakin son dakikada takım müthiş baskı altındayken Cabral’ın farkı dörde çıkarma çabası çok şey anlatıyordu.
Karşılaşmaya dair öne çıkan ilk isim elbette çılgın kaleci Onana oldu. Kariyer maçlarından birini oynadı. Pina, Nwaiwu, Mustafa, Fabinho ve Franculino’yu ayrı tutuyorum. İkinci yarıdaki takım savunmasına herkesi dahil ediyorum.
Trabzonspor cephesinde işler yoluna giriyor. Ancak yakın geçmişin hasarını gidermek ve en iyi olmak yolunda yapılacak çok şey var. Zaman ve sabır şart. Başkan ve yönetiminin çıkaracağı dersler olmalı. Kaybedilenler geri gelmiyor.
Eğer oyuncu grubu teknik direktörüne saygı duyuyor ve adaletine inanıyorsa, başarıya giden yol kısalır. Thomas Reis geç olsa da doğru tercihtir.
Haftaya Beşiktaş sınavı var. Sonuç, Trabzonspor’un geleceğe dair hesaplarına ışık tutacaktır.
Zeki Uzundurukan- Önce hücum sonra savunma!
Thomas Reis, Galatasaray derbisindeki harika başlangıcını, ikinci maçında da sürdürdü. Hem de eski takımı Samsunspor'a karşı. Samsunspor deplasmanları hep zor geçmiştir Trabzonspor için. Ama dün ilk yarıda muazzam futbol oynayan bir Trabzonspor vardı sahada. Bordo-mavililerin öndeki hücum hattı çok formda ve çok kaliteli. Salah, Muçi, Aral ve Franculino Dju daha ilk yarıda Samsunspor savunmasını darmadağın ettiler. Thomas Reis yönetimindeki Trabzonspor, Galatasaray derbisinde ilk yarıyı 3-0 önde kapatmıştı. Dün de Samsunspor deplasmanında ilk yarıda 3-0'lık skorla soyunma odasına gitti.
Trabzonspor adına her şey yolunda giderken, bordo-mavililer tek kale bir oyun ortaya koyarken Melih Kabasakal amatörce bir hata yaparak takımını 10 kişi bıraktı. Ey Melih, Elliot Watt sana faul yapmış. Bu faul çok sert de olabilir. Hakem Oğuzhan Çakır da senin lehine faul vermiş. Sen nasıl gidip, rakibine o kırmızılık hareketi yaparsın! Bu nasıl bir sorumsuzluk! Bu nasıl bir amatörlük! Kırmızı kartı sonuna kadar hak ettin Melih Kabasakal! 30 yaşına gelmişsin, sen nasıl takımını eksik bırakırsın! Hem de çok iyi oynadığın bir maçta, hem de çok formda iken kırmızı kart gördün. Sen o hareketi yapıp kırmızı kart görürken, Franculino Dju'nun nasıl kahrolduğuna, nasıl dizini dövdüğüne bak! Oysa senin genç Dju'ya örnek olman gerekirdi... Maçta kırmızı kart görmen ne kadar yanlışsa, maçtan sonraki özür açıklaman o kadar doğru Melih! Kabul edilmiş bir yanlışlık, kazanılmış bir zaferdir diyelim.
Trabzonspor ilk golü bir sol kanat organizasyonu ile buldu. Aral şık bir pasla Mustafa'yı gördü. Mustafa'nın jeneriklik pasını ise Muçi ağlara gönderdi. Trabzonspor'un ikinci golünde ise Muçi'nin büyük katkısı var. Muçi'nin sert şutunu Okan Kocuk kontrol edemedi, kaleciden dönen topu Nwaiwu filelere gönderdi. Bordo-mavililerin üçüncü golünde ise Franculino Dju, ceza sahasında rakibi tarafından çekilmesine rağmen penaltıya gitmedi, ayakta kaldı ve ustaca topu ağlarla buluşturdu. Dju çok hareketli ve gol sezgileri çok güçlü bir santrfor. 11'e 11 oynanan maçta Trabzonspor, Samsunspor'u adeta sahadan sildi. Bordo-mavililer, 10 kişi kaldıktan sonra özellikle de ikinci yarıda Samsunspor daha fazla Trabzonspor kalesine geldi.
Thomas Reis, ikinci yarıya başlarken, Muçi'yi kenara alıp, Ozan Tufan hamlesi yaparak orta sahayı güçlü tutmaya çalıştı. Bir kişi eksik oynayan bordo mavililer, geriye yaslanınca Samsunspor büyük baskı kurdu. Onana net kurtarışlar yaptı. Samsunspor'un üç topu direkten döndü. Thomas Reis baktı ki Samsunspor'un baskısı arttı, takım önde top tutamıyor, işler kötü gidiyor. Dönen topları hep Samsunspor alıyor. Hemen iki hamle yaptı Alman çalıştırıcı. Cabral ve Cenk oyuna girdi. Son bölümde ise Salah çıktı, Onuachu maça dahil oldu. İlk yarıda tek kale oynayan, 10 kişi kaldıktan sonra iyi savunma yapan Trabzonspor, Thomas Reis ile 2'de 2 yaptı. En önemlisi de Onuachu üzerinden oynanan oyun, çok yönlü bir oyun organizasyonuna dönüştü. Onuachu olmadan da bu takım çok rahat gol atıyor artık.
Reha Kapsal-Masaya oturmak lazım!
Trabzonspor'un Galatasaray'ı 4-0 yenmesi ve 3 haftalık milli ara sonrası ortaya koyacağı performansın nasıl olacağı çok önemliydi. Bordo mavililer, Samsunspor maçının ilk yarısında harika oynadı ve sahanın tek hakimiydiler. Oyunu toplu ve topsuz mükemmel kontrol ettiler. Oyunun hızı, hareketliliği, top kaybı sonrası verilen reaksiyonla tekrar kazanılması, ikinci topların kazanılması çok iyiydi. Bir de 4/3/3 dizilişi ile oynanan oyunda saha parselisazyonu doğru olunca oyun ve oyuncu kalitesi ile sahada Trabzonspor lehine sanki orantısız bir güç gösterisine döndü.
İşler böyle iyi giderken Melih'in sorumsuzca yaptığı hareket sonrası kırmızı kart görmesinin izahı yok. Sen 30 yaşında böyle büyük bir kulübe transfer olmuşsun, milli takıma davet edilmişsin, daha ne istiyorsun, neyin peşindesin? Sana bu sorumsuzluğu yaptıran o öz güven nereden geliyor bunu anlamış değilim. Son iki maçta takım ivme kazanmış, hızını engelliyorsun. Maçın belki daha farklı skora gitmesini etkiliyorsun. Arkadaşların rakip ve topun peşinde koştuğu gereksiz bir 45 dakika oynuyor, en önemlisi takımı eksik bırakarak arkadaşlarına daha fazla fiziksel ve mental anlamında yük bindiriyorsun.
Bununla beraber hafta içi Konferans Ligi maçı var ve ardından tekrar bir de derbi oynayacaklar. Anladın mı şimdi. Bordo mavililer öyle bir ilk yarı oynadı sanki karşıda rakip yoktu desek abartmamış oluruz çünkü bilek güreşi yapmak için önce masaya oturmak lazım. Samsunspor ise Trabzonspor karşısında bırak rakip olmayı yarışmak için masaya dahi oturamadı.




