Ve pazar günü yapılan seçimlerden "Cumhur İttifakı" istediğini aldı.
Yani Cumhurbaşkanı koltuğuna,
Tayyip Erdoğan "Başkan" sıfatıyla oturdu.
*
Bu arada başka şeyler de oldu...
Şimdi onları da, irdeleyelim.
En önemlilerinden birisi;
Seçim huzur içinde gerçekleşti.
Yurt genelinde önemli bir şaibe,
Bir çatışma duyulmadı.
*
Bu seçimde Ak Parti 7 Haziran oylarına geri döndü.
Yani oy oranı yüzde 42'lerde kaldı.
*
Ak Parti bu gün mecliste,
"Topal ördek" durumundadır.
Mecliste çoğunluğu yitirmiştir.
Ama ortağı MHP,
"Olsun ben varım,
Eksikleri tamamlarım" diyor.
*
Evet, MHP her kamuoyu araştırma şirketince baraj altı gösterilirken,
Seçimde yüzde 11 oy alması önemli bir sürprizdi.
*
Demek ki,
İdeolojik bakışta liderin hataları,
Tenkit edilse de,
Parti aşkı bitmiyor.
Dava terk edilmiyor.
O nedenledir ki,
MHP'li yine partisine sahip çıktı.
*
CHP'ye gelince;
CHP,
Oylarını baraj altında kalacak partilere servis etti.
İyi Partiye ve HDP'ye oy transferleri yaptı.
Yaptı ama mecliste elini zayıflattı.
*
Gerçi stratejik açıdan amacına ulaştı.
Şayet HDP meclise giremeseydi,
Ak Parti rahatlıkla hiç bir partiye mecbur kalmayacak şekilde mecliste çoğunluğu sağlardı.
*
Lakin unutulmaması gereken,
Bu seçimde meydanlardan bir Muharrem İnce geldi geçti.
Çatır çatır kendini anlattı.
Hayallerini,
Hedeflerini anlattı.
Fikirlerini paylaştı.
Espriler yaptı.
Ve sandıktan şahsı adına Merhum Bülent Ecevit'ten sonra en fazla oyla çıktı.
*
Bundan sonrasını CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu düşünsün.
Zira artık mızrak çuvala sığmaz.
*
İyi Partiye gelince.
İyi parti bu seçimde elinden geleni yaptı gibi.
Meral Hanım tecrübesini,
Siyasetteki rahatlığını meydanlara yansıttı.
Ama ne yazık ki, medyanın kör tarafında kaldı.
Bu arada sürekli FETÖ'cülükle yaftalandı.
*
Her ne kadar da bu iddialara sert tepkiler verse de,
Bizde adettir.
Çamur at izi kalsın.
*
Yine de,
Daha 2 ay önce seçimlere katılıp katılmayacağı belirsiz bir partinin;
Yüzde 10 oy alması;
"Buldun da bunuyorsun" deyimini hatırlattı bana.
*
Halk bu oy oranıyla İyi partiye;
TBMM'de beş yıl staj fırsatı verdi.
Ona göre kalıcılığına karar verecektir.
*
Bu arada beni Temel Karamollaoğlu'nun Saadet Partisi yanılttı.
Ben en az yüzde 3 seviyesinde,
Hatta daha da üzerinde oy alır diye düşünmekteydim.
Bir buçukta kaldı.
Demek ki,
Sevimli olmak yetmiyor.
Genç ve heyecanlı bir lider gerekli.
*
HDP barajı geçti,
Yüzde 11'i buldu.
Türkiye'nin her yerinden oy aldılar.
Trabzon'dan da 4 bin 2 yüz civarında oy aldı.
Belli ki, stratejikti bu oylar...

HDP, PKK ile arasına mesafe koydukça bu oy oranlarında artış olacak ve bir Türkiye Partisi olacaklardır.
Yoksa Kürt Milliyetçiliğine oynayan marjinal bir parti olarak,
Bazen barajın üstünde,
Bezen barajın altında oylarla sürünecektir.
*
Bu meclis hayli renkli...
Bu mecliste,
Ak Parti var.
Bu Mecliste,
CHP var.
Bu Mecliste,
MHP var.
Bu Mecliste,
İyi Parti var.
Bu Mecliste,
DP Genel başkanı Gültekin Uysal var.
Bu Mecliste,
HDP var.
Yetmedi,
Ak partinin kurucularından Abdullatif Şener var.
BBP lideri var.
Dedim ya çok renkli bir meclis oldu.
Yok yok.
*
Bu seçimin en olumsuz tarafı medyanın aşırı taraf olmasıydı.
Sürekli muhalefeti görmezden gelmesi,
Ya da gördüğünde de hırpalamaya çaba sarf etmesiydi.
Dilerim demokrasiye yakışmayan bu çirkin huylar son günahı olur medyanın.
Böyle bir medya, gelişmesini istediğimiz demokrasi anlayışına büyük zarar vermektedir.
*
Sonuç ne olursa olsun;
Bir seçim vakur bir şekilde sona erdi.
İktidarın da,
Muhalefetin de,
Önemli sorumlulukları var artık.
Milletçe hepsini izleyeceğiz ve bir sonraki dönemde tekrar oy vereceğiz.
Haydi hepinize kolay gelsin...
*
Bu arada,
Şu kafayı yemiş Dolar ve Euro seçim sonrası sanki biraz uslanır gibi oldular.
Hatta borsa bile yükselişlerde.
*
Patatese gelince,
Rusya'da Dünya Kupası oynanıyor.
Türkiye tarımda Rusya'ya ihraç yapan ülke.
Ruslar patatesi soğanı çekmişler.
Haliyle iç piyasa ihtiyacı karşılayamaz oldu ve fiyatlar uçtu.
İşte patatesin hikayesi de bu.
FIKRA
Başbakan görevden ayrılmış,
Ertesi gün telefonu çalmış.
Arayan kişi “Sayın Başbakanla görüşmek istiyorum” demiş.
Eski başbakan “Ben artık Başbakan değilim”
Diyerek telefonu kapatmış.
Biraz sonra aynı kişi tekrar arayarak aynı istekte bulunmuş,
Bu bir kaç kez tekrarlanınca sinirlenen eski Başbakan
“Beyefendi, Başbakanlıktan ayrıldığımı söylüyorum,
Tekrar tekrar niçin arıyorsunuz” deyince,
Arayan kişi “Kusura bakmayın efendim” demiş
“Bunu sizden duymak, beni çok rahatlatıyor da.”