Üniversite Sınavına Hazırlık “Eğitim” Değildir
Üniversite veya lise sınavlarına hazırlık “eğitim” değildir. Bu çalışmalar olsa olsa “test çözme alıştırması” olabilir. Ve bu çalışmalar, çocuk ve gençlerimizin eğitimi ile ilgili değildir. Çünkü eğitim, bireyin insan olma süreci ile ilgilidir. Yeni doğan bebek, eğitim sayesinde “insan” olmayı öğrenir. Bu eğitim süreci ailede başlar, okulda devam eder, daha sonra da hayatın her yerinde “beşikten mezara kadar” sürer. Şimdi insanın eğitimli olması, onun “iyi test çözme becerisinin gelişmiş olması” anlamına gelmez. Öyleyse çocuk ve gençlerin eğitimlerine katkı yapmak için “test çözmekten” başka şeylere el atmak gerekir. Örneğin, bu çocuk ve gençlerin büyük çoğunluğu “teknoloji bağımlısı”!.. Bu problemi görüp, buna ilişkin bir eğitim imkânı düşünmek, yetişmekte olan insanımızın eğitimine yapılacak en önemli eğitim katkısı olabilir. İlgilileri uyarmak için tekrar ediyorum: Gelecekte çocuk ve gençlerimizin en önemli sorunu “dijital bağımlılık” olacaktır, hatta bugün bile olmuştur. Bu sorunun çözümü için ne yapılmalıdır ve ne yapıyoruz?
Öte yandan bu “test çözme” işini özel kurslar(dershaneler) çok daha başarılı bir şekilde yapıyordu(yapıyor). O zaman bu kurumların eğitime çok katkı yaptıklarını mı ileri süreceğiz? Evet, tekrar ediyorum: Test çözmek eğitimli insanın bir niteliği değildir. “Çok test çözen, daha iyi insandır!” önermesi asla doğru değildir. O zaman karar vermeliyiz: İyi insan mı yetiştireceğiz? Yoksa “Çok test çözen” ve girdiği sınavların hepsinden üstün başarı elde eden, ama insani niteliklerden yoksun bireyler mi yetiştireceğiz? Unutmayalım geçenlerde basında günlerce “seri katil” olarak tartışılan bir genç, birkaç yabancı dil biliyor ve “iyi eğitim” almıştı…
Başka bir şey daha var: Üniversite ve lise hazırlık sınavları sonrasında daha çok test çözenlerin sıra ile ilan edilmesi de hiç insani bir yaklaşım değildir. Çünkü elimizdeki 100 adaydan diyelim ki 50’si çok iyi sonuç aldı ve övülmeyi hak ediyor. Peki, bu geri kalan 50 kişi ne olacak? Bunlar test çözemedikleri için “değersiz” mi oldular? Böyle bir sıralamayı hiçbir kurum yapmamalı, hele resmi bir kurum hiç yapmamalıdır.
Herkesin yetişmekte olan insanımızın eğitimine katkı yapma sorumluluğu vardır. Ama bu katkının daha doğru bir biçimde ortaya konması şarttır. Öğrencilerin üniversite sınavlarında yardıma ihtiyacı olabilir, buna katkı yapmaya kimsenin bir diyeceği yoktur. Ama bunun, gençlerin eğitiminin bir parçası olduğunu söylemek, pedagojik açıdan doğru değildir. Yetişmekte olan insanımızın en öncelikli ihtiyacı da eğitimidir. Eğitim, doğduğu anda sadece birey olan canlının “kişi” olması sürecidir. Kişi olmak, insan olmak anlamına gelir ki, bunun eğitimden başka yolu bilinmiyor. Bu bakımdan okullar başta olmak üzere, çocuk ve gençlerin eğitimine katkı yapmayı amaçlayan her kurum, çocuk ve gençlerin “eğitimlerine” yatırım yapmak zorundadır. Eğitimli insan, bildiğini davranışlarına yansıtan insandır. Bildiğini davranışlarına yansıtamayan, selam vermesini bilmeyen, iki kelimeyi yan yana getirip meramını anlatamayan bir üniversite adayının, en yüksek puanı almış olmasının eğitim bakımından hiçbir değeri yoktur.
Eğitime katkı yapmak, öncelikle eğitimin anlamına uygun eylemleri hayata geçirmekle mümkündür. Kendisini sınavlarda hazırlamak isteyen gençlere katkı yapmak elbette iyi bir şeydir, ama bu onların eğitimine katkı yapmak değildir!..
Çok Okunanlar
APP Plaka ile Normal Plaka Arasındaki Fark Nedir? Nasıl Anlaşılır?
Serbest piyasada fındık kaç TL oldu? Mart ayında yükseliş olur mu?
Türkiye Kupası’nda Trabzonspor İçin Derbi İhtimali
Fatih Tekke’nin Israrla İstediği Transfer Siftah yapamadı
Trabzonspor’dan Kayseri Çıkarması: Genç Golcü İçin Temas Başlayabilir
Trabzonspor’da Fatih Tekke Bombayı Ortaya Bıraktı Kimlere Ne Mesajlar Verdi