Sevgili okurlarım;
Bir yıl öncesinde yazarak uyarmıştım, tekrarında fayda var.
Ankara’da; Bahçeli –Emek Mahallesi’nde oturuyorum.(1992 yılından beri).
Bu sokaktakilerin yüzde 99’u Rizelilerdir. Dahası İkizdere’ye bağlı Güneyceliler ağırlıktadır.
Sevgili okurlarım;
Bir yıl öncesinde yazarak uyarmıştım, tekrarında fayda var.
Ankara’da;
Bahçeli –Emek Mahallesi’nde oturuyorum.(1992 yılından beri).
Bu sokaktakilerin yüzde
99’u Rizelilerdir. Dahası
İkizdere’ye bağlı Güneyceliler ağırlıktadır.
Her Karadenizliler gibi, İkizdereli hemşerilerimiz de; ülke ekonomisine ve kalkınmasına büyük emekleri vardır.
Çalışkan ve onurlu insanlardır. Dinine bağlı, Cumhuriyetine sevdalı, teröre bulaşmamış, uyuşturucuya karışmamış, demokrasi içinde her meslekten başarılı insanları yetiştiren güzel hemşerilerimizdir.
Aynı sokaktaki
Güneyce Kahvesi,
Ankara’nın en önemli adresi ve buluşma noktasıdır. Bürokrasinin akın ettiği adresidir.
Ankara’da ikamet eden her
Karadenizli gibi
Güneyceli hemşerihleriminde akılları, şirin ilçelerinde. Rize’nın sorunları ile yakından ilgileniyorlar.
Etrafımızda en az 100 kişi vardı. Hepsinin sitemi isyanları aynı. İşadamı
Hüseyin Araydın ile
İbrahim Hacımustafaoğlu ve Yaşar Akyıldız öncülük ediyorlar.
Yaşar Akyıldız, çok yakın dostumdur. Bir hatası var, beni arıcılığa bulaştırdı.
Gölbaşı’ndaki bahçemde 3 adet gerçek Karakovan’ım var. Bunların bakımını sağ olsunlar sevgili Yaşar Bey yapıyor.
Bütün İkizdereli hemşerilerime sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
Mallarımıza el konuldu.
Tapu Kadastro çalışmaları adı altında, dedelerimizden miras kalan arazilerimize el konuldu, ormana yazıldı.
Atalarımızdan kalan ve yıllardan beri koruduğumuz yaylalarımıza el konuldu, gitmek isteyenlere hapis cezası verildi.
Yıllarca gözümüz gibi baktığımız, büyüttüğümüz ormanlarımıza el konuldu, “
Orman yasasına muhalefetten” köylüler yargılandı, ceza aldı.(Tunca-Armutlu köyü bu nedenle satlığa çıkarıldı)
HES projeleriyle ve de denizi doldurma bahaneleriyle, ormanlarımız yok edildi, billur gibi akan derelerimiz kurutuldu, eko sistemimiz bozuldu, bu güzelim doğa harikası Türk firmaları aracılığıyla yabancılara peşkeş çekildi.
Bunlara karşı çıkan, ata mirasını, kendine ait yerleri korumak isteyenlere; ya dayak atılıyor, ya da uyduruk bahanelerle yargı önüne çıkarılıyor.
Önce ormanlar, şimdi dereler
Türkiye’nin gündemine taşınan olay şu:
Önce, Güneyce ile
Ağaçseven köyü arasında
Soğuksu mevkiinde Maden arama bahanesiyle taş ocağı işletiliyor. Ve 2500 ağaç katledildi.
Şimdide yapımına devam eden Şimşirli köyündeki
HES nedeniyle dereler kurutuluyor.
Siz “
Can suyunu bırakıyoruz” dediklerine inanmayın. Hiç bir şey bırakmıyorlar. Sadece devlet büyükleri geldiklerinde göstermelik suyu akıtıyorlar.
Yerel halkın tüm itirazlarına rağmen tabiat katlediliyor. Muhatap bulunamıyor, halkın şikâyetleri işleme konulmuyor(muş).Bu biz değil, bunları kahvedekiler söylüyorlar.
Bu güzel insanlar, yine
Şimşirli köyünde yapımı devam eden
HES’lere karşı çıktıkları için tartaklandılar, dövüldüler, tehdit edildiler, özellikle hanımlar dayak yediler. Yetmedi, mahkemelerde süründürüldüler, yargılandılar.
Suçları neydi?
Teröristler gibi devlet yolunu kesmiyorlar,
Kamyonları yakmıyorlar, Türk askerine, polisine kurşun atmıyorlar,
Karakollara saldırmıyorlar. Askeri, memuru ve çocukları kaçırmıyorlar.
Türk bayrağını indirip yakmıyorlar,
Resmi kurumlarında
T.C’ yi kaldırmıyorlar.
Ülkeyi bölmeye çalışmıyorlar, emperyalistlerle işbirliği yapmıyorlar.
Teröristlerle pazarlığa oturmuyorlar.
Ne mi istiyorlar?
Atalarından kalan topraklarına sahip çıkıyorlar.
Derelerin akmasını istiyorlar.
Ağaçların, yeşilin korunmasını sağlıyorlar
Karadeniz’in kaynaklarına göz koyan yabancılarının defolup gitmelerini istiyorlar.
Atalarından emanet kalan değerlerin yabancılara peşkeş çekilmesine karşı çıkıyorlar.
TAKA aracılığıyla, Rize valisine, kaymakama, Jandarmaya ve ilgili kurumlara seslenen Güneyceliler
Önlem alınmaz bu tabiat katliamı durdurulmasa, inadına ve tepkimizi belirtmek için; seçimlerde verdiğimiz yüzde 70 oyumuzu tekrar almasını biliriz. Sesimizi DUYUN ARTIK” diyorlar
Daha başka sitemleri var. Olay ciddi, Güneyceliler kararlı. Karadeniz kadınına kalkan eller mutlaka kırılır. Bunu herkes böyle bilsin.
Lütfen bu sese kulak verin, katliamı durdurun.
HES’lere bende karşıyım..
Türkiye’de ortalama 1500,
sadece Karadeniz’de 700 HES Projesi var.Peki müteahhitlerin ve yatırımcıların söyledikleri gibi ”
Bölgeyi kalkındıracak mı?’.Yoksa “
Derelerimizi elimizden almayın” diyerek eylemlerini genişleten halkın dediği gibi,bu
HES’ler Karadeniz’in sonunu mu getirecek.?
Önce Karadeniz sahil yolu dolgu malzemeleri için ormanlarımızı yok ettiler, kayaları tepeleri indirdiler. Şimdide
HES projeleri nedeniyle derelerimizi, ırmaklarımızı kuruttular. Doğalarımız yok ediliyor.
Ormanlar Devlete tescil.
Sevgili Okurlarım, Karadeniz bölgesine gittiğimde şahit olmuştum. Tapu Kadastrosu çalışmaları adı altında; Karadeniz köylerinin tümü ormana tescil edildiğini, köylülerden; atalarından kalma ormanların nasıl alındığını, yine dedelerinden kalma yayla evleri için nasıl mahkûm edildiklerini belgeleriyle görmüştüm. Orman Şeflerinin keyfi tutumları sonucu tüm köylülerin Adliyeye sevk edildiğini görmüştüm.
Karadeniz’in sonunu getirecek, eko-sistemini bozacak, iklimi değiştirecek
HES projeleri en büyük sorun olarak karşımıza çıkıyor.
Gözler; Karadeniz’de.
Sevgili okurlarım, son yıllarda Karadeniz’de farklı oyunlar oynanıyor. Ajanlar cirit atıyor. Yabancıların mülk alımı arttı. Turist kimliği ile bölgemizdeki bitki örtüsünden, tarihi bölgelerimize kadar inceleyenlerin sayısında artış oldu.
2800 ölü kelebeği kaçırtmak isten yabancı yakalandı. Böyle olaylar her gün yaşanıyor. Karadeniz’e her gelen yabancı turist değildir. Polis kayıtlarında buna benzer çok olaylar var. Ya yakalanamayan turistler, pardon ajanlar.
Bu nedenle Karadeniz’de farklı sesler yükseliyor.
HES’ler konusunda kimse gerçekleri bilmiyor. Yatırımcılar ”
Karadeniz’i kalkındıracak” derken, Sivil Toplum Örgütleri, Bilim Adamları ve yöre halkı”
HES’lere hayır, derelerimizi almayın, ormanlarımıza kıymayın” diyerek isyanda. Sesini duyuramıyor. Çünkü lobi güçlü.
Köylü ihtiyacı için kestiği bir iki ağaç için savcılıklara sevk edilirken,
HES projeleri nedeniyle ormanlar yok edilirken, kayalar indirilirken kimsenin sesi çıkmıyor.
Karadeniz’de dereler kurutuluyor. Ormanlar yok ediliyor, kayalar indiriliyor. Türkiye’de 1500,Karadeniz’de 700 HES Projesi var. Her iki projeden biri Karadeniz’de. Neden. Müteahhitler ”bölge kalkınacak” diyor. Bölgenin kalkınacağı yok. Müteahhitler zengin olacak, yabancı firmalar para kazanacak. Sanki Karadenizliye bedava enerji verecekler.
HES’ler deredeki suyun tamamını kullanıyorlar.”
Can suyu” denen yaşam için gerekli bırakılması gereken suyu bırakmıyorlar.
EPDK’ dan denetime gelmeden önce kapaklar açılıyor,denetimden sonra tekrar kapatılıyor.
İklim değişti, sıcaklar arttı.
Küresel ısınmadan dolayı Karadeniz’in özelliği artıyordu.Türkiye’nin her Bölgesi’nde çöl sıcakları yaşanırken,Karadeniz,kendine has soğuk ve yağışlı ortamını koruyordu.Yapılan HES’ler nedeniyle dereler kurutulup,,ormanlar yok edilince;Karadeniz’deki iklimde değişti,sıcaklar arttı ve etkisini bu yıl gösterdi.Serinlemek için Karadeniz’in dağlarına kaçanlar ”buralarda cehennem sıcakları bastı” diyerek geri döndüler.
Anlayacağınız, Karadeniz elden gidiyor. Ormanlar yok ediliyor, dereler kurutuluyor. Ne için? Yatırım yapmak adı altında müteahhitler ile yabancılar para kazanacak diye. Yabancılar cirit atacak diye. Karadenizlinin eline ne geçecek? Ücretsiz enerji mi verilecek, yoksa o derelerden kar payımı dağıtılacak. Boşuna vatandaşı kandırmayın, Karadeniz’i gözden çıkarmayın.