Trabzon’da uzman isimler, son dönemde artan şiddet olaylarının ardındaki nedenleri tek tek ortaya koydu. Dijital bağımlılık, sınır koymayan aile yapısı ve bastırılan duyguların çocukların psikolojik gelişimini tehdit ettiğine dikkat çekildi. Sorunun yalnızca bireysel değil, toplumsal bir boyut kazandığı vurgulandı.
Türkiye’de son dönemde yaşanan ve kamuoyunda derin yankı uyandıran şiddet olayları, çocukların psikolojik gelişimi ve aile yapısı üzerine tartışmaları yeniden alevlendirdi. Taka Gazetesi olarak, psikolojik danışman Emine Güven ve psikolog Merve Ak ile kapsamlı bir röportaj gerçekleştirdik. Uzmanlar; dijital bağımlılıktan ebeveyn tutumlarına, okul sisteminden toplumsal değişime kadar birçok başlıkta dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Röportajda en çarpıcı ortak nokta ise şu oldu: Sorun tek bir yerde değil, sistemin tamamında.
“Çocukların zihni artık ekranlarla şekilleniyor”
TAKA GAZETESİ: Öncelikle sizleri tanıyabilir miyiz?
Emine Güven: Ben Emine Güven. Giresun Üniversitesi mezunuyum. Psikolojik danışman olarak görev yapıyorum. Son iki yıldır Sınav Koleji Ortaokulu’nda rehber öğretmenlik yapıyorum. Aktif olarak çocuklarla birebir çalışıyorum ve sahadaki değişimi çok net gözlemliyorum.
Merve Ak: Ben de yaklaşık üç yıldır gazetemizde psikoloji alanında yazılar yazıyorum. Güncel olayları psikolojik açıdan ele alıyoruz. Açıkçası bu kadar üzücü olaylar üzerinden konuşmak istemezdik ama artık bu konuları konuşmak zorundayız.
“Bu sadece Türkiye’nin değil, çağın sorunu”
TAKA GAZETESİ: Son yaşanan olayları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Emine Güven: Bu mesele sadece Türkiye’ye özgü değil, dünya genelinde yaşanan bir problem. Ama bizim bulunduğumuz coğrafyada bu etkileri daha yoğun hissediyoruz. Çocukların maruz kaldığı içerikler artık sadece eğlence değil; doğrudan zihni şekillendiren unsurlar haline geldi. Şiddet, korku, öfke… Bunlar çocukların gelişim döneminde sürekli maruz kaldığı içerikler.
Eskiden çocuk bir davranışı yapmadan önce düşünürdü. Bir muhakeme süreci vardı. Şimdi ise o süreç giderek ortadan kalkıyor. Çocuklar artık “tercih ederek” değil, dürtüsel şekilde hareket ediyor.
“Algısal kapanma ve kontrol kaybı var”
TAKA GAZETESİ: Dürtüsellikten kastınız tam olarak nedir?
Emine Güven: Şunu görüyoruz: Çocuk o an kendisine haz veren neyse ona yöneliyor. Sonucunu düşünmüyor. Bu çok kritik bir kırılma noktası. Çünkü bu durum, çocuğun kendi davranışı üzerinde kontrolünü kaybetmesine yol açıyor.
Eskiden çocuklar oyun oynarken bile sosyal beceriler geliştirirdi. Sokakta oynanan oyunlar, rekabet, sabır, bekleme… Bunların hepsi vardı. Şimdi çocuk ekran karşısında. Orada bir karakter var, şiddet var, hızlı ödül var. Bu da çocuğun beyin kimyasını etkiliyor.
“Aileler sınır koymayı ihmal etti”
TAKA GAZETESİ: Merve Hanım, siz ne düşünüyorsunuz?
Merve Ak: Sorunun en kritik noktası aile. Günümüzde ebeveynlik anlayışı ciddi şekilde değişti. “Çocuğumla arkadaş gibiyim” yaklaşımı çok yaygınlaştı. Ama bu doğru bir yaklaşım değil. Çocuğun zaten arkadaşı var. Onun ihtiyacı olan şey sınır koyan bir ebeveyn.
Eskiden aileler daha katıydı, evet. Ama o katılık bir sınır oluşturuyordu. Şimdi o sınırlar tamamen kalktı. Çocuk hata yaptığında bile aileler savunma pozisyonuna geçiyor. Bu da çocuğun yanlışla doğruyu ayırt edememesine neden oluyor.
“Akademik başarı var, karakter eğitimi yok”
TAKA GAZETESİ: Eğitim sistemi bu noktada nerede duruyor?
Merve Ak: Çok net söyleyeyim; biz çocukları akademik başarıya odakladık ama karakter eğitimini geri plana attık. “Çocuğum doktor olsun, mühendis olsun” diyoruz ama iyi bir insan olmasını ikinci plana atıyoruz.
Emine Güven: Günümüz çocuğunun en büyük ihtiyacı akademik başarı değil; ahlak ve kişilik gelişimi. Bu göz ardı edildiği sürece sorunlar büyümeye devam eder.
“Ekran bağımlılığı davranışları değiştiriyor”
TAKA GAZETESİ: Okullarda ne gibi belirtiler görüyorsunuz?
Emine Güven: Çok net değişimler var. Dikkat süreleri ciddi şekilde düştü. Dersin ilk 10 dakikasından sonra kopmalar başlıyor. Çocuklar yerinde duramıyor, komutları dinlemiyor, sürekli bir hareket halinde.
Bunun yanında stres belirtileri de görüyoruz. Saç dökülmesi, tikler, göz seğirmesi gibi. Bunlar doğrudan psikolojik baskının fiziksel yansımalarıdır.
“Çocuk evde anlaşılmazsa başka bir dünya kurar”
TAKA GAZETESİ: Dijital dünya çocukları nasıl etkiliyor?
Emine Güven: Çok tehlikeli bir alan. Çünkü çocuk evde anlaşılmazsa kendine alternatif bir dünya kuruyor. O dünya da genelde dijital oluyor. Ama orası kontrolsüz bir alan. Kimle iletişim kurduğunu bilmiyor.
Merve Ak: Ve orada başarı daha kolay. Gerçek hayatta çaba gerekiyor ama oyunlarda hızlı ödül var. Bu da bağımlılık yaratıyor. Çocuk gerçek hayattan kopuyor.
“Duygular bastırıldıkça risk büyür”
TAKA GAZETESİ: Aileler çocuklara nasıl yaklaşmalı?
Emine Güven: En önemli konu şu: Çocuk duygularını ifade edebilmeli. Korkabilir, üzülür, öfkelenir… Bunlar normal. Ama biz çoğu zaman “abartma” diyoruz. İşte sorun burada başlıyor.
Çocuk o duyguyu yaşayamazsa, onu başka yerlerde yaşamaya başlar. Bu da riskli alanlara yönelmesine neden olur.
“Benim çocuğum yapmaz demek en büyük hata”
TAKA GAZETESİ: Şüpheli davranışlar görüldüğünde ne yapılmalı?
Merve Ak: Öncelikle inkâr edilmemeli. “Benim çocuğum yapmaz” yaklaşımı çok tehlikeli. Bu bir savunma mekanizması ama çözüm değil.
Çocukla iletişim kurulmalı, anlamaya çalışılmalı. Gerekirse uzman desteği alınmalı.
Emine Güven: Bu süreç bir ekip işi. Okul, aile ve uzman birlikte hareket etmeli. Aksi halde sorun büyür.
“Sorun bireysel değil, toplumsal”
TAKA GAZETESİ: Bu durumun ekonomik ya da sosyal boyutu var mı?
Emine Güven: Elbette dolaylı etkileri var. Ama bu tek bir nedene indirgenemez. Her çocuk ayrı değerlendirilmelidir. Psikolojik durum, aile yapısı, çevre… Hepsi birlikte ele alınmalı.
“Sosyal medya çocuklar için riskli alan”
TAKA GAZETESİ: Sosyal medya konusunda ne düşünüyorsunuz?
Merve Ak: Çok net söyleyeyim; çocuklar sosyal medyada korunmasız. Ebeveynler bazen farkında olmadan çocuklarını riske atıyor. Paylaşılan görüntüler bile kötü niyetli kişiler tarafından kullanılabiliyor.
“Bilgi kirliliğine dikkat”
TAKA GAZETESİ: Son olarak neler söylemek istersiniz?
Merve Ak: Her gördüğümüz habere inanmayalım. Şu an toplum çok kaygılı ve bu durum manipülasyona açık hale getiriyor.
Emine Güven: Çocukların duygularını anlayan, sınır koyan ve bilinçli bir ebeveynlik anlayışına dönmemiz gerekiyor. Bu sadece ailelerin değil, toplumun tamamının sorumluluğu.