Emeklilik için yaş şartını bekleyen milyonlarca çalışan, mevzuatta yer alan istisnai uygulamaları yakından takip ediyor. Bunlardan biri de çalışma gücünü önemli ölçüde kaybeden sigortalılar için uygulanan malulen emeklilik sistemi. SGK Başuzmanı İsa Karakaş, malullük aylığı konusunda merak edilen ayrıntıları değerlendirdi. Karakaş’ın aktardığı bilgilere göre yalnızca bir hastalığa sahip olmak veya sağlık raporu almak emeklilik için yeterli değil. Çalışma gücü kaybının SGK tarafından belirlenen kriterlere uygun şekilde değerlendirilmesi, sigortalılık süresi ve prim şartlarının da birlikte sağlanması gerekiyor.
Yaş beklemeden emeklilik için yüzde 60 şartı öne çıkıyor
Malulen emeklilikte en önemli kriterlerden biri, sigortalının çalışma veya meslekte kazanma gücünü en az yüzde 60 oranında kaybettiğinin tespit edilmesi.
Ancak bu oran kişinin kendi beyanı veya herhangi bir sağlık raporuyla doğrudan kesinleşmiyor. Maluliyet konusunda değerlendirme ve karar yetkisi SGK Sağlık Kurulu’na ait bulunuyor.
Karakaş, onkoloji, psikiyatri, kalp hastalıkları ve organ yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarının değerlendirmelerde öne çıkabildiğini belirtirken her hastalığın ve her sigortalının durumunun ayrı incelendiğine dikkat çekiyor.
Malulen emeklilik için 1800 gün prim yeterli mi?
Sağlık yönünden malul kabul edilmek tek başına emekli aylığı bağlanacağı anlamına gelmiyor.
Temel uygulamada sigortalının en az 10 yıldır sigortalı olması ve 1800 gün prim ödemiş bulunması gerekiyor.
Ancak başkasının sürekli bakımına muhtaç derecede malul olduğu belirlenen kişiler açısından farklı bir uygulama bulunuyor. Bu durumda 10 yıllık sigortalılık süresi aranmadan 1800 prim günü şartının yeterli olabileceği belirtiliyor.
| Malulen emeklilik şartı | Temel kriter |
|---|---|
| Çalışma gücü kaybı | En az %60 |
| Sigortalılık süresi | En az 10 yıl |
| Prim günü | En az 1800 gün |
| Sürekli bakıma muhtaç malul | 10 yıl şartı aranmayabilir |
| Değerlendirme | SGK Sağlık Kurulu |
Sadece hastalık raporu emeklilik için yeterli değil
İsa Karakaş’ın özellikle dikkat çektiği noktalardan biri, vatandaşların sağlık raporuyla malullük kararını birbirine karıştırmaması.
Bir hastalığın teşhis edilmesi veya kişinin sağlık problemi nedeniyle uzun süre rapor kullanması, tek başına malulen emeklilik hakkı doğurmuyor.
Çalışma gücü kaybının ilgili mevzuat çerçevesinde SGK’nın yetkili sağlık kurulları tarafından değerlendirilmesi gerekiyor.
Dolayısıyla aynı hastalığa sahip iki kişinin sağlık durumu, çalışma gücü kaybı ve sigortalılık geçmişine bağlı olarak farklı sonuçlarla karşılaşması mümkün olabiliyor.
Malullük aylığı için işten ayrılma şartı da bulunuyor
Malullük aylığı başvurusunda yalnızca prim ve sağlık şartları dikkate alınmıyor.
Karakaş’ın aktardığı bilgilere göre başvuru sırasında sigortalının çalıştığı işten ayrılmış veya iş yerini kapatmış olması da şartlar arasında bulunuyor.
Bağ-Kur kapsamında sigortalı olan kişiler açısından ise SGK’ya prim borcunun bulunmaması gerekiyor.
Bu nedenle malulen emeklilik değerlendirmesinde sağlık durumu, prim sayısı, sigortalılık süresi ve çalışma statüsü birlikte ele alınıyor.
Memurlar için malulen emeklilik şartları farklılaşabiliyor
4/1-c kapsamındaki devlet memurları açısından maluliyet değerlendirmelerinde farklı düzenlemeler uygulanabiliyor.
Memurun çalışma gücünü yüzde 60 oranında kaybetmesi veya görevini yapamayacak derecede meslekte kazanma gücünü yitirmesi durumunda maluliyet süreci gündeme gelebiliyor.
Ancak sağlık durumunun yanı sıra memurun görevine devam edip edemeyeceği veya başka bir göreve atanmasının mümkün olup olmadığı da değerlendirmeye dahil edilebiliyor.
Bu nedenle memurlar açısından süreç, diğer sigortalılık statülerinden farklı kurallara tabi olabiliyor.
Uzun hastalık raporlarında süreler nasıl hesaplanıyor?
Karakaş’ın değerlendirmesinde hastalık izinlerinin süresi de önemli başlıklardan biri oldu.
Verilen bilgilere göre kanser, verem ve bazı ruh sağlığı hastalıklarında izin süreleri diğer rahatsızlıklardan farklı uygulanabiliyor.
Kanser, verem ve akıl hastalıklarında izin süresinin 18 ay, diğer hastalıklarda ise azami 12 ay olduğu belirtiliyor. Gerekli görülmesi halinde bu sürelerin bir katına kadar uzatılabilmesi mümkün olabiliyor.
Aynı hastalık nedeniyle farklı tarihlerde alınan raporlarda ise raporlar arasındaki zaman aralığı hesaplamayı etkileyebiliyor.
Aynı hastalıktan alınan raporlar birleştirilebilir mi?
Aynı hastalık nedeniyle alınan raporlar arasındaki süre de değerlendirmede önem taşıyor.
Karakaş’ın aktardığı bilgilere göre aynı hastalıktan bir yıldan fazla ara verilmeden alınan raporlar bir arada değerlendirilebiliyor.
Raporlar arasında bir yıldan fazla süre bulunması halinde ise önceki raporların hesaptan düşmesi söz konusu olabiliyor.
Farklı hastalıklar ise ayrı ayrı değerlendiriliyor. Hastalığın bir yıl içerisinde yeniden ortaya çıkması durumunda sürelerin birleştirilmesi de mümkün olabiliyor.
Sigortalılık statüsü değişirse malullük hakkı kayboluyor mu?
Maluliyet konusunda dikkat çeken bir diğer ayrıntı ise sigortalılık statüsünün değişmesi.
Karakaş’a göre kişinin bir dönemde malul sayılması ancak prim şartını o aşamada tamamlayamaması, hakkın her durumda tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.
Kişi daha sonra farklı bir sigortalılık statüsünde çalışıp gerekli koşulları tamamladığında ve malullük durumu da devam ediyorsa yeniden değerlendirme yapılabiliyor.
Bu nedenle sigortalılık geçmişinin tamamı önem taşıyor.
Malulen emeklilikte son sözü SGK söylüyor
Yaş beklemeden emeklilik konusunda en kritik nokta, kişinin hastalığından çok çalışma gücü kaybının SGK tarafından nasıl değerlendirildiği.
Malullük aylığının bağlanabilmesi için sağlık kriterlerinin yanı sıra sigortalılık süresi, prim günü, çalışma durumunun sona ermesi ve kişinin tabi olduğu sigortalılık statüsü birlikte değerlendiriliyor.
Bu nedenle malulen emeklilik için tek bir hastalık adı veya tek bir rapor üzerinden kesin sonuç çıkarmak mümkün değil. Her başvuru, kişinin kendi sağlık ve sosyal güvenlik geçmişine göre değerlendiriliyor.




