Orta Doğu’da 28 Şubat’ta başlayan ve "Destansı Öfke" (Operation Epic Fury) adı verilen askeri harekât dördüncü haftasına girerken, dünya kamuoyu New York Times'ın sızdırdığı son dakika gelişmesiyle sarsıldı. ABD Başkanı Donald Trump’ın, Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Syed Asım Munir aracılığıyla Tahran yönetimine 15 maddelik kapsamlı bir barış planı sunduğu ortaya çıktı. Savaşın ağır ekonomik maliyeti ve bölgedeki belirsizlik sürerken gelen bu hamle, Washington'ın "rejim değişikliği" hedefinden geri adım atıp atmadığı sorusunu akıllara getiriyor. Diplomatik koridorlarda konuşulan bu gizli plan, sadece bir ateşkes değil, İran'ın bölgedeki tüm askeri ve nükleer profilini yeniden şekillendirmeyi hedefliyor.
Arabulucu "En Sevdiğim Mareşal" Asım Munir
Bu gizli diplomasi trafiğinin merkezindeki isim, Trump’ın "en sevdiğim mareşal" olarak nitelendirdiği Pakistan Genelkurmay Başkanı Syed Asım Munir oldu. Pakistan'ın hem Batı ile olan stratejik ortaklığı hem de İran Devrim Muhafızları ile kurabildiği dolaylı bağlar, Munir’i vazgeçilmez bir köprü haline getirdi. New York Times'ın haberine göre Munir, bizzat İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile temas kurarak İslamabad’ın ev sahipliğinde bir zirve teklif etti. Türkiye ve Mısır gibi bölgesel güçlerin de diyalog için teşvikte bulunduğu bu süreçte, Pakistan’ın üstlendiği kilit rol, savaşın gidişatını askeri sahadan müzakere masasına taşıyabilir.
15 Maddelik Planda Neler Var? Nükleer ve Füze Şartı
Sızdırılan 15 maddelik plan, İran’ın askeri kapasitesini adeta "sıfırlamayı" öngörüyor. Taslağın en kritik noktasını, İran’ın elinde bulunan 440 kilogramlık yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na teslim edilmesi oluşturuyor. Ayrıca Natanz, İsfahan ve Fordo gibi dev nükleer tesislerin tamamen kullanım dışı bırakılması (yok edilmesi) şart koşuluyor. Füze programı tarafında ise menzil ve sayı sınırlaması istenirken, İran’ın bölgedeki "vekil güçler" (proxy) stratejisinden tamamen vazgeçmesi ve bu gruplara finansal desteği kesmesi bekleniyor. Buna karşılık ABD, tüm ekonomik yaptırımları kaldırmayı ve sivil nükleer enerjiye destek vermeyi taahhüt ediyor.
Washington Rejim Değişikliği Hedefinden Vazgeçti mi?
Savaşın ilk günlerinde Trump ve Netanyahu cephesinden gelen sert açıklamalar, hedefin İran İslam Cumhuriyeti’ni tamamen devirmek olduğu izlenimini yaratmıştı. Ancak barış planının detayları, Beyaz Saray’ın daha pragmatik bir noktaya evrildiğini gösteriyor. Uzmanlara göre ABD, rejim değişikliğinin yaratacağı devasa istikrarsızlık yerine, nükleer ve füze kapasitesi elinden alınmış, "uysallaştırılmış" bir Tahran yönetimiyle masaya oturmayı tercih edebilir. Öte yandan, Dini Lider Hamaney’in öldürülmesinin ardından Tahran’da yaşanan otorite boşluğu ve hayatta kalan liderlerin suikast korkusu, bu tarihi teklife verilecek cevabın gecikmesine neden oluyor.





