Eskiden olduğu gibi bugün de Karadeniz’e kıyısı olan illerimizden; Rize, Trabzon, Giresun, Ordu, Samsun, Sinop ve Zonguldak illerindeki halkın büyük çoğunluğu geçimini balıkçılıktan sağlamaktadırlar. Milli ekonomiye önemli katma değer sağlayan balıkçılık, Karadeniz bölgesi halkının vazgeçilmez uğraşlarındandır. Mevcut balıklar içinde önemli bir besin kaynağı olan hamsi ise Karadeniz bölgesinin simgesi haline gelmiştir. Bu ürün, Karadeniz kültürü ile özdeşleşmiş, öyle ki adına türküler yazılmıştır. 

Geçmişte, “Karadeniz”de balık denildiğinde aklımıza; oldukça bol avlanan hamsi, kiloluk istavrit, sofra büyüklüğünde kalkan, iri mezgit, barbun, lüfer, kofana, sargan, izmarit, tirsi, kolyoz, karagöz, kırlangıç, mersin ve mercan gibi daha ismini sayamadığımız onlarca balık çeşitleri gelirdi. gelmekteydi. Bugün ise birçok nedenle bazı balık türlerinin tükendiğini, bazılarında da önemli azalmalar olduğunu görmekteyiz. Dolayısıyla günümüzde sayıları gittikçe azalan hamsi, palamut, mezgit, barbun, istavrit ve lüfer balıklarının son derece az avlanıldığı görülmektedir.


Bu balıklar içinde en fazla tüketilen hamsinin A ve D vitaminleri yönünden oldukça zengin bir besin kaynağı olduğu bilinmektedir. Yapılan araştırmalara göre hamsi balığında; yüksek miktarda sodyum, potasyum, magnezyum, kalsiyum, iyot ve fosfor bulunmaktadır. Bu minerallerden kalsiyum ve magnezyum, kemik ve dişlerin gelişiminde önemli rol oynadığından bebek ve çocukların hamsi tüketmesinin önem arz ettiği ifade edilmektedir. Hamsi, içinde bulundurduğu Omega-3 yağ asitleri ile kandaki kolesterolü, trigliseridi ve kan basıncını düşürerek, kalp sağlığını koruyucu etkisi nedeniyle günümüzde en çok tercih edilen balık çeşitidir. Bu günlerde özellikle, Ekim–Mayıs ayları arasında Karadeniz'in her yerinde avlanan hamsi balığı neredeyse mikroskopla aranır hale gelmiştir. Peki hamsi balığının azalmasına yönelik aşamaya nasıl gelindi? Gelin birlikte göz atalım;

BİLİNÇSİZ VE AŞIRI AVLANMA

Hamsi, bilimsel adı Engraulis encrasicolus olan ince ve uzun küçük gövdeli bir balık türüdür. Üzerinde büyük ve parlak pullar vardır. Karnı beyazdır ve sırtı gümüş renginden mavi ve lacivertte doğru koyulaşır. Karadeniz’de Ekim ortasından Nisan’a kadar varlığını sürdüren hamsi, sürüler halinde dolaşır. Genellikle kış aylarında gırgır ve orta su tirolü balıkçı gemileri tarafından avlanmaktadır. Eşeysel olgunluğa birinci yılın sonunda ulaşan hamsinin yaklaşık 3-5 yıl ömrü vardır. 
Karadeniz hamsisi kuzey-güney yönünde kışlama, beslenme ve üreme göçü yapar. Mayıs-Eylül ayları arasında Karadeniz’e kıyı olan; Ukrayna, Romanya ve Bulgaristan sahillerinde üreme ve yumurtlama dönemini tamamlar. Daha sonra havaların soğumasıyla birlikte Ekim-Kasım aylarında ülkemiz Karadeniz sahillerine göç eder. Balıkçılarımız tarafından avlanmak üzere karşılanan hamsi, aşırı avlanma ve taciz nedeniyle dinlenmek ve beslenmek üzere Gürcistan, Abhazya sahillerine kaçar. Maalesef burada da balıkçılarımız tarafından rahat bırakılmayan hamsi, tekrar yumurtlama ve üreme yaptığı yerlere erken dönüş yaparak göç işlevini tamamlar.

İnsanların olduğu gibi denizde yaşayan balıkların da beslenmek ve yaşamını sürdürmek için hamsi balığına ihtiyacı vardır. Denizlerdeki canlıların doğası gereği küçük balık olmazsa büyük balık da olmaz. Bu bağlamda Karadeniz'in en küçük balığı olan hamsinini varlığının korunması çok önem arz etmektedir. Bilim adamları yaptıkları araştırmada; “Karadeniz’de 1985'te 850 bin ton olan balık stokunun günümüzde 250 bin tona, 1986 yılında 534 bin ton olan hamsinin ise 88 bin tona düştüğünü, bu durumun da, 150 bin kişinin iş kaybına neden olduğu” ifade edilmektedir. Gelinen durum hiç de iç açıcı gözükmemektedir. Çünkü balıkçılarımız; gelecek kaygısı gütmeden, gece gündüz, küçük büyük ayırımı yapmadan, “Ne kadar yakalarsam kar” mantığı ile avlanmaktadırlar. Rize Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Semih Engin; “Bir balıkçı gemisinin 250 tona kadar hamsi sürüsünü tek bir seferde çekebildiğini, bu durum devam ettiği sürece Karadeniz'de hamsi ile beslenen balık türlerinin de olumsuz etkileneceğini” belirtmektedir. Yetersiz av yasağı ve sistematikten yoksun denetimler, bilinçsiz ve aşırı avlanmayı tetiklemekte, “Aşırı avcılık nedeniyle Karadeniz'de 59 tür balık neslinin yok olduğu” ifade edilmektedir. Aşırı avlanma ve taciz nedeniyle soluğu Gürcistan ve Abhazya sahillerinde alan hamsi balığı, burada da sınır ötesi avlanan balıkçılarımızın kıskacından kurtulamamaktadır. Oysa hamsi balığı tekrar üreyebilmek için bu sahillerde dinlenme ve beslenme ihtiyacı duymaktadır.

DENİZ KİRLİLİĞİ

En önemli nedenlerden biri de deniz kirliliğidir. Karadenizdeki bu kirliliğe; Tuna, Dinyeper ve Dinyester nehirlerinin sebep olduğu ayrıca geçen yıllarda nükleer sızıntı nedeniyle Macaristan’da oluşan radyasyonlu kırmızı çamurun ve sanayi atıklarının neden olduğu ileri sürülmektedir. KTÜ, Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Coşkun Erüz; “Son yıllardaki kirlilik nedeniyle Karadenizde balık neslinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu, Karadeniz'e sınırı olan ülkelerin, çevre kirliliğinden kısmen kurtulmak için denizi çöplük olarak kullandıklarını, 1 Milyon ton zehirli çamurun Tuna nehri ile denize karıştığını belirtmiştir.” Diğer taraftan deniz kirliliğine Sakarya, Kızılırmak, Yeşilırmak nehirlerinin taşıdığı sanayi atıklarının, sahil şeritlerindeki otel ve şehir kanalizasyonlarının ve kafes balıkçılığının da bu kirlilikte olumsuz etkilerinin olduğunu söyleyebiliriz. 

BALIK ÜREME ALANLARININ KORUNAMAMASI

Karadeniz’de hamsi balığının yanında diğer balıkların da henüz avlanacak ölçüye gelmeden tüketiciye sunulmak üzere tezgahlarda yer aldığını görmekteyiz. Bu balıkların üreme alanlarının sahilden 2 mil mesafe içinde olduğu tüm balıkçılar tarafından bilinmektedir. Maalasef bu alanlardaki balık üreme yerleri gırgır ve trol tekneleri tarafından sıfır noktaya yakın yerlere atılan ağlarla tahrip edilmektedir. Bu durum da balık türlerinin ürüyemeden yok olmasına neden olmaktadır. Ayrıca, ışık ve gürültü ile avlanan voli balıkçılarının da yavru balıkların katledilmesinde önemli rol oynadıkları bilinmektedir.

BALIKÇI GEMİLERİNİN HIZLA ARTMASI

Bugün sayıları hızla artan balıkçı gemilerinin uzunlukları 60 metreye, mevcut ağlarının uzunluğu 1500 metreye, derinlikleri ise 150 metreye çıkmıştır. Önceden görerek veya iskandil radarları ile yapılan avcılık yerine, anında 360 derece açı ile 5 bin metreyi görebilen “sonar” adı verilen radarlarla avcılık yapılmaktadır. Balıkçılarımızın denizde canlı bırakmayan bu teknolojiye milyonlarca dolar harcamasının nedeni tabii ki çok para kazanma arzusudur. Fakat sonuç itibariyle bu teknoloji, hamsi balığının sınırsız şekilde avlanmasına neden olmaktadır. Son zamanlarda hamsının azalmasıyla birlikte balıkçı gemilerinin kullandığı ince ile iri hamsıyı ayrıştıran “Fişbom Elek Sistemi”nin ise yavru hamsinin katledilmesinde önemli rol oynadığı bilinmektedir.

SONAR RADARININ OLUMSUZ ETKİSİ

Bazı araştırmalara göre; büyük balıkçı gemilerinde kullanılan sonar radarlarının aktif halde iken denize; alfa ve beta ışınları yayarak, balıkların kısırlaşmasına ve kör olmasına neden olduğu iddia edilmektedir. Sonar radarıyla ilgili olarak Sinop Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sedat Gönener, “Bu cihazlar önceleri daha çok hamsi avcılığında kullanılıyordu. Son yıllarda palamut avında da kullanılan bu cihazlar sayesinde balıkların kurtulma şansı olmuyor. Gelişen teknolojinin avcılığı artırdığı gibi balık neslini de tehlikeye soktuğu” değerlendirmesinde bulunmuştur. Bu gidişata dur demek için balık neslinin korunması amacıyla, son zamanlarda sivil toplum örgütleri tarafından “Lüfer ve Hamsine Sahip Çık” sloganı ile kampanya başlatılmıştır. 

KÜLTÜR BALIKÇILIĞININ OLUMSUZ ETKİLERİ

Azalan balık çeşitleri nedeniyle, balık ihtiyacını karşılamak için, Ege sahillerinde olduğu gibi, 2005 yılından beri Karadeniz’de de kültür balıkçılığı üretimi yapılmaktadır. Trabzon ili sınırları içinde kafes balıkçılığı adı altında; levrek, çupra, alabalık, istavrit ve kalkan balıkları üretilmektedir. Balık üretiminde kullanılan yemler, balık unu fabrikalarında denizde avlanan balıklardan elde edilmektedir. Kafeste bir balığın üretimi için dört tane balıktan elde edilen yeme ihtiyaç duyulmaktadır. Fayda-maliyet analizi yapıldığında, bu durumun balık neslinin hızla tükenmesine neden olduğu açıkça görülmektedir. “Kültür balıkçılığı ekonomiye katkıları ve yarattığı katma değer bakımından halkın yararına değil zararınadır. Bu durum, şirketler tarafından da halka ucuz balık arzı gibi gösterilmektedir.” Diğer taraftan da balık üretiminde kullanılan yemlerin çevre sağlığına zarar verdikleri düşünülmektedir. Bu yemlerin üretimi tekrar gözden geçirilmelidir. Bölgede izin verilen kafeslerin büyük çoğunluğu balık üreme yerlerinde bulunmaktadır. Öncelikle bu kafesler buralardan alınıp, sahilden en az 2 mil uzağa çekilmelidir. Ayrıca sürdürülebilir üretim açısından kültür balıkçılığı için devletimiz tarafından üreticiye verilen kredilerin amacına yönelik kullanılıp kullanılmadığı da gözden geçirilmelidir. 

MEVCUT AV YASAĞININ ETKİSİZLİĞİ

Karadeniz’de hamsi balığı ve diğer balık türlerinin tükenmesinin en büyük nedenlerinden birisi de yetersiz ve etkili olmayan av yasağıdır. Bu durumun düzeltilmesi için mevcut av yasağı tüm yönleriyle tekrar gözden geçirilmelidir. Şu an kapsam dışı olan Eylül ayının da yasak kapsamına alınması gerektiği düşünülmektedir. Balık üreme bandını kapsayan 2 milin altındaki sularda küçük balıkçılar hariç, gırgır, trol ve voli balıkçılarının avlanmaları yasaklanmalı, yasakla ilgi kural tanımayan balık unu fabrikalarının işlevleri tekrar gözden geçirilmelidir. Fabrika sahiplerinin kural tanımaz tutumu özellikle hamsi balığının yok olmasına neden olmaktadır. Sezon hazırlıkları nedeniyle gırgır sahiplerine borç para veren fabrika sahipleri, borcu olan balıkçılar üzerinde ne yakalarsan bana getir” baskısını uygulamaktadır. Ayrıca piyasa balığa doyduğunda, fabrikalar hamsinin kilosunu 1500 Kuruş’a alarak denizde balığın bitmesine neden olmaktadırlar. Avcılığın bol olduğu zamanlarda hamsi balığının avlanması takım başına 1000 kasa ile sınırlandırılmalıdır. Rize Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Semih Engin “Küçük boyda, yasal av boyunda olmayan hamsi stokları büyük tonajlarda avlanıyor. Bazen bir ağda 200 tona yakın hamsi balığının avlandığı duyumunu alıyoruz. Bu durum ince ve iri balık ayrımı yapmayan balık unu fabrikalarının işine gelmektedir. Bu katliamın önüne geçmek için kesinlikle balık unu fabrikalarının ince hamsi alımı yasaklanmalıdır.”

GENEL TESPİT ve DEĞERLENDİRMELER

Yukarıda yapılan değerlendirmelerin ışığında balık stokları, avcılığı ve çeşitliliği açısından Karadeniz’in ekolojik yapısının çok ciddi tehdit altında olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye olarak, söz konusu olumsuz yapının öncelikle iyileştirilebilmesi amacıyla “Ekosistem Kökenli Balıkçılık Yönetimi” stratejisinin geliştirilmesine ivedilikle başlanmalıdır. Keza bu çalışmaların Avrupa Birliğine uyum yasaları kapsamına paralellik arz etmesi sorunun çözümüne önemli katkılar sağlayacaktır.

Sonuç olarak; Karadeniz’de 30 yıl öncesine kadar oldukça bol avlanan balık çeşitlerimiz; bilinçsiz ve aşırı avlanma, deniz kirliliği, balık üreme alanlarının korunmaması, hızla artan balıkçı gemisi sayısı, yetersiz av yasağı, sonar radarı ve kültür balıkçılığının olumsuz etkileri nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu olumsuz faktörler nedeniyle, 59 balık türünden, bu gün sadece 6 çeşit balık türü zor da olsa yaşamını sürdürmektedir. Bu balıklardan birisi de son yıllarda yok denecek kadar az avlanan hamsi balığıdır. Bugünlerde tüm canlıların ve halkın besin kaynağı olan hamsi balığının varlığını korumak için yetkililerin palyatif çözümlere baş vurduğunu görmekteyiz, Tarım ve Orman Bakanlığı 7 Ocak 2021 tarihinde aldığı karar ile hamsi avını 10 gün süreyle yasaklamıştı. Daha sonra Bakanlık hamsideki av yasağının 28 Ocak 2021 tarihine kadar devam edeceğini duyurdu. Oysa bindiğimiz dalı kesmiştik. Bu tür geçici önlemlerle Karadeniz’de balık neslini sürdürebilir hale getirmenin çok zor olduğu düşünülmektedir. Karadeniz’de balık neslinin tükenmesine dur demek için başta yasama ve yürütme olmak üzere, ilgili kamu kuruluşları, üniversiteler, sivil toplum örgütleri, tüm balıkçılar ve bölge insanının aşağıdaki tespit ve öneriler kapsamında elini taşın altına koymaları elzem olarak görülmektedir.

ÖNERİLER

1- Bu güne kadar yasak kapsamına alınmayan “gündüz av yasağı” tekrar gözden geçirilmeli, avlanmaya 18:00–05:00 saatleri arasında gece izin verilmeli, 2 milin altında gırgır, trol ve voli balıkçılarının avlanması yasaklanmalıdır. (Bu yasak İspanyada 5 mil olarak uygulanmaktadır) 
 
2-Hızla artış gösteren gırgır ve trol gibi balıkçı teknelerinin sayıları dondurulmalı, bitirici etkisi olan “sonar” radarlarının durumu tekrar gözden geçirilmeli, yavru balık katliamını önlemek için ağların göz çapı yeniden belirlenmelidir.

3-Son zamanlarda balıkçı gemilerinin kullanmaya başladığı, ağdaki iri balıkları ayıklayıp yavru balıkları denize ölü bırakan, “Fişbom Elek Sistemi”nin kullanımı kesinlikle yasaklanmalıdır.

4-Bir gecelik hamsi avı, gemi başına 1000 kasa ile sınırlandırılmalı, ölçüt dışında balık avlayanlara ilk etapta caydırıcı miktarda (100.000 ile 200.000 TL) para cezası verilmeli, suçun tekrarı halinde ise ilgili balıkçı geçici olarak avcılıktan men edilmelidir.

5-Ölçüt dışında balık alan fabrikalara ilk etapta 100.000 ile 200.000 TL, para cezası verilmeli, suçun tekrarında ise ilgili fabrika geçici olarak üretime kapatılmalıdır. Balık neslinin üremesinde olumsuz etkisi olduğu düşünülen fabrikalarının varlığı tekrar gözden geçirilmelidir. Çünkü balık unu fabrikasında, 4 balıktan elde edilen yem ile 1 kafes balığı yetiştirilmektedir.

6-Sezon hazırlıkları için balıkçılarımıza borç para veren fabrika sahiplerinin “Ne yakalarsan bana getir” baskısını kırmak için gırgır sahiplerine “Sezon hazırlığı kredisi” verilmelidir.

7-Avlanma sırasında balıkçıların yoğun tacizinden kaçarak, dinlenmek ve üremek için Gürcistan ve Abhazya sahillerine giden hamsi balığını avlamak isteyen balıkçılara izin verilmemeli, balık neslinin korunması için kıyı komşumuz ülkelerle işbirliğine gidilmelidir.

8-Ayrıca denizin kirlenmesine ve turizmin olumsuz etkilenmesine neden olan kafes ağlarının temizliğinin barınaklarda ve deniz kıyısında yapılmasına kesinlikle izin verilmemeli. Bu duruma aykırı hareket edenlere cezai yaptırımlar uygulanmalıdır. Kafes ağı temizleme işlemi sahilden en az 2-3 mil açıkta derin sularda yapılmalıdır.

9-Kültür balıkçılığında, deniz kirliliğine ve çevre sağlığına zarar verdiği iddia edilen yemlerin kimyasal bileşenleri tekrar gözden geçirilmeli, kafesler balık üreme alanlarının dışına 2 milin üstüne çıkarılmalıdır. 

10-Mevcut yasalar kapsamda birinci derece denetimler su ürünleri koruma ve kontrol ekipleri tarafından yapılmalı, ancak ihtiyaç duyulduğunda sahil güvenlik ekiplerinden faydalanılmalıdır.

11-Denizin kirlenmesine engel olmak için sanayi atıkları ve şehir kanalizasyonları mutlaka filtre edilmeli, bu sistemi kurmayanlara, gemilerden denize sintine ve çöp bırakanlara ağır cezalar verilmeli, kirliliğe neden olan nehirlerin geçtiği ülkelerle soruna çözüm aramak için iş birliğine gidilmelidir.

12-Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü tarafından balıkçılarımızı, fabrika sahiplerini, balıkçı esnafını ve bölge insanını bilinçlendirmek için bulundukları ilçelerde periyodik olarak eğitim seminerleri düzenlemelidir.

13-Sorumlu vatandaşlık bilincini geliştirmek için televizyon, radyo ve internette “Kamu spotları” yayınlanmalı, yavru balık katliamını önlemek için “ALO BALIK 161” ihbar hattı kurulmalıdır.

14-Av yasağı nedeniyle, Nisan – Ekim ayları arasında işsiz kalan balıkçılarımızın, sosyal güvencelerden faydalanması için 6 aylık tarım sigortası primleri devlet tarafından desteklenmelidir.

15-Henüz avlanacak ölçüye gelmeyen balık çeşitlerinin çoğalmasını sağlamak için Eylül ayı da av yasağı kapsamına alınmalı, avcılık 1 Ekim’de başlatılmalıdır. Gerekirse hamsi avı 1 yıl ertelenmelidir.
 
16-Kamuoyu üzerinde bilinç ve farkındalık uyandırmak için “Kamu Spotu” yayınlanması sağlanmalıdır.

İsmail KELEŞ
Karadeniz Gönüllüsü
[email protected]

Muhabir: TE Bilisim