Boş zamanlarında dağlık alanlarda gezerek farklı taş örneklerini inceleyen Söyüt, bazı taşların ağaç fosili olduğunu tespit ettiğini söyledi. Taşlardaki halkalı yapıların ağaçların yıllık halkalarına benzemesinin kendisi için önemli bir ipucu olduğunu belirten Söyüt, bölgede daha önce de yaklaşık 150 milyon yıllık deniz minaresi ve ammonit fosilleri bulduğunu ifade etti.
Taşlardaki halkalar dikkatini çekti
Doğa gezileri sırasında karşılaştığı taşları uzun süre incelediğini anlatan Mehmet Söyüt, bazı örneklerdeki halkalı yapıların ağaç fosili olabileceğini düşündürdüğünü söyledi.
Söyüt, taşları çeşitli işlemlerden geçirdikten sonra tahmininin doğru çıktığını belirtti. Ağaçların yaşlarının yıllık halkalar üzerinden tespit edildiğini hatırlatan Söyüt, fosillerde gördüğü benzer yapının keşfinde belirleyici olduğunu ifade etti.
Ağaç fosillerinin oluşumunu anlattı
Bulduğu örneklerin oluşum sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Söyüt, fosilleşmenin milyonlarca yıllık bir süreçte meydana geldiğini söyledi.
Söyüt, “Kum, çamur gibi çeşitli maddelerin bu nesnelerin üzerini kapatması ve dışarıdan herhangi bir temasın olmaması sonucunda içeride taşlaşma meydana geliyor” ifadelerini kullandı.
Taşların içinde kuvars, kireç taşı ve mermer içerikli örneklerin bulunduğunu belirten Söyüt, fosilleşmenin arazinin jeolojik yapısına bağlı olarak farklı biçimlerde gerçekleşebildiğini söyledi.
Bayburt’ta 150 milyon yıllık fosiller bulduğunu söyledi
Mehmet Söyüt, bölgede daha önce yaptığı araştırmalarda da farklı fosil örnekleriyle karşılaştığını belirtti.
Söyüt, “Yaptığımız araştırmalarda 150 milyon yıllık deniz minaresi fosili bulduk. Yine aynı şekilde 150 milyon yıl önce yaşamış ammonit fosilleri bulduk” dedi.
Bayburt’un fosil açısından zengin bir bölge olduğunu savunan Söyüt, doğada yapılacak çalışmalarla daha fazla örneğin ortaya çıkarılabileceğini ifade etti.
Bölgenin jeolojik yapısına dikkat çekti
Bulduğu fosillerin yalnızca canlı kalıntıları açısından değil, bölgenin jeolojik yapısını anlamak bakımından da önemli olduğunu belirten Söyüt, farklı mineral içeriklerinin dikkat çektiğini söyledi.
Kuvars, kireç taşı ve mermer içerikli fosil örnekleri bulunduğunu ifade eden Söyüt, bu durumun arazinin yapısıyla doğrudan ilişkili olduğunu dile getirdi.
“İnsanların yaşadığı bölgedeki fosilleri araştırması gerekiyor”
Fosillerin bilimsel araştırmalar açısından önemli olduğunu vurgulayan Söyüt, bölgede bu tür çalışmaların daha fazla desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Söyüt, “İnsanların bunları araştırması, incelemesi gerekiyor. İmkan verildiği takdirde bu tür çalışmalar daha ön plana çıkacak ve insanlar bu konuda en azından yaşadığı bölgede nelerin olduğunun farkına varacak” ifadelerini kullandı.





