14 yaşında 45 kiloydu.
15 yaşında 30 kilo azalarak gitti, umutları solarken baharın.
Berkin, bir annenin bir çocuğu olarak doğdu.
Ve şimdi o; binlerce annenin, bir çocuğu...
O şimdi dalları yeşil orman, gövdesi fidan gönüllerde.
Ve yaktı
14 yaşında 45 kiloydu.
15 yaşında 30 kilo azalarak gitti, umutları solarken baharın.
Berkin, bir annenin bir çocuğu olarak doğdu.
Ve şimdi o; binlerce annenin, bir çocuğu...
O şimdi dalları yeşil orman, gövdesi fidan gönüllerde.
Ve yaktı gitti bir utancı bırakarak böğrümüzde.
Ekmek için çıkmıştı.
Boğazımızda kalsın diye, dönmedi...
Eylemlerin içinde dilsiz, elsiz, kolsuzken.
Elinde el bombası, pala ya da mavzer de yokken.
Ve de o bir çocukken...
Nasılda yürütüldü bir sonraki hayata...
Kalpsizler...
Yüreksizler...
Ve kafasızlar
Berkin'i kafasından vurdular...
269 gün yatakların esiri oldu Berkin.
Arap çocuklarına ağlama kabinesinden, onun için bir damla göz yaşı düşmedi.
Bir tatlı söz, bir teselli duyulmadı.
Bir alt dudak bükülmedi Berkin için.
Bir hüznü paylaşmadı hiç biri.
Bu nasıl bir kin?
Niçin?
Berkin, Kalın ve siyah kaşlı çocuk.
Berkin, temiz ve aydın yüzlü küçük.
269 gün bekledi.
Uyanmadık...
Gül gibi, gün gibi yüzüyle, halimize güle güle gitti...
Ve sonra onu yol edenlerin yolunu kestiler yine.
Ve döktüler sabırsız öfkesini canı yanmışlar üstüne...
Ve yine gaz ve yine cop...
Gözler aradı Esma'ya ağlayan gözleri
Sıkılmış yumruk.
Issız çöller bulduk...
Nasıl bir ayrımcılık?
Nasıl bir sırt dönüş?
Nasıl bir umursamazlık bu ?
Diyelim ki bu çocuk hiç doğmamış gibi habersiz, kötülerin şerrinden.
Yine de bizimdir diye Esma kadar sevebilirdiniz.
Hırs, at gözlüğüne dönüşmüş gözlerde.
Çok sert esmekte haşmetiniz...
Ancak unutmayın ki, sizler, tarihe karanlık izler bırakırken;
Berkin, masum bir can olarak çok derin kazılmakta hafızalara.
Acı olan, gücün bu acımasızlığınızdır.
Hani biz;
Severdik,
Yaratılanı,
Yaratandan,
Ötürü...