Bu sene okullarımızda milletçe farklı bir ramazan iklimi yaşıyoruz. Zira Milli Eğitim Bakanlığı yayınladığı ramazan genelgesiyle çocuklarımızın ramazanı doyasıya yaşamasını ve içselleştirmesini amaçlıyor.

Bu çerçevede ramazan-ı şerifte okullarımız ramazan temalı resimlerle, afişlerle süslenecek; çocuklara bu ayla ilgili faydalı bilgiler verilecek; çocuklar camilere, vakit ve teravih namazlarına götürülecek; okullarda ramazan içerikli söyleşiler yapılacak; okul-aile iş birliğini güçlendirmek için iftar sofraları kurulacak; çocukların milli ve manevi değerlerimizi daha iyi öğrenmeleri için okul içi ve okul dışı öğrenme ortamları hazırlanacak; öğrencilerde paylaşma bilinci geliştirilecek; birlik ve beraberlik, adalet, vatan severlik, merhamet ruhu gibi olumlu hasletler çocuklara aşılanacak. Böylece mübarek ramazan bir şenlik havası içinde ihya edilecek. En önemlisi de etkinlikler gönüllülük esasına göre gerçekleştirilecek, yani hiçbir öğrenci zorla bu etkinliklere katılma durumunda kalmayacak. Nitekim genelgede belirtildiği üzere böyle bir ramazan yaşanıyor okullarımızda.

11 ayın sultanı olarak nitelendirilen mübarek ramazan ayında ramazan şenlikleri yapmayalım da LGBT, bale şenliği mi yapalım? Hıristiyanların Noel'ini mi kutlayalım? Cadılar bayramı mı yapalım? Bizi biz yapan değerlerimiz bazılarını niçin rahatsız ediyor? Kendi dinine, inancına, gelenek ve göreneklerine bu kadar düşman bir cenah olabilir mi?

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından uygulamaya konulan "Maarifin Kalbinde Ramazan" etkinlikleri dinî ve milli değerlerinden her geçen gün daha da uzaklaşan çocuklarımıza bu konularda bilinç aşılayacaktır. Çocuklarımızın buna çok ama çok ihtiyacı vardır. Zira elimizden kayıp gitmekte olan çocuklarımıza bir istikamet çizme sorumluluğumuz vardı.

Öğrencilerin sanal bir köye dönüşen dünyada farklı ülkelerde yaşanan ramazan kültürünü tanıyarak kültürel çeşitliliğe saygı duymaları, değer temelli öğrenme anlayışı doğrultusunda empati, paylaşma ve sorumluluk bilinci geliştirmeleri sağlanacaktır. Bunun yanında öğrencilerin farklı ülkelerdeki ramazan geleneklerini tiyatro yoluyla tanımaları, kültürel çeşitliliğe saygı duymaları ve paylaşma bilinci geliştirmeleri mümkün olacaktır.

Tabir caizse testle tost arasında sıkışıp kalan bu nesli ayağa kaldırmak için yapılması gereken ilk iş, onlara bizleri bir arada tutan dinî ve milli değerleri öğretmek ve yaşatmaktır. "Maarifin Kalbinde Ramazan" etkinlikleri işte bu yolda atılmış büyük bir adımdır.

Ramazan ayıyla birlikte okullarımızda gerçekleştirilmekte olan "Maarifin Kalbinde Ramazan" etkinliklerinden rahatsız olanları anlamakta doğrusu güçlük çekiyorum. Bu milletin dinî ve milli değerlerinin izini sürmesinden, bunları yaşamasından ve yaşatmasından kime ne zarar gelebilir ki? Aksine bunları hayatımızın dışına itersek, maazallah, millet olarak çözülürüz. Bilinmelidir ki dinî ve milli değerler bizi birbirimize yaklaştırır.

Gelecekte geleneklerine bağlı, saygılı, hürmetkâr, inançlı, yerli ve milli bir nesil istiyor ve bekliyorsak o neslin hamurunu şimdiden gönül teknemizde yoğurmalıyız. Zira hiçbir şey tesadüf eseri gerçekleşmez. Ciğerparelerimiz olan çocuklarımızı yetiştirirken onların manevî ihtiyaçlarını da mutlaka gidermeliyiz. Her şeyi yemekten, içmekten ve giyinmekten ibaret görmemeliyiz. Çocuklarımızı bugünün küçüğü, yarının büyüğü olarak görelim. Bilirsiniz ki hayat boşluk kabul etmez. Bizler hayattaki boşluğu manevi hazlarla dolduramazsak başkaları dünyevî marazlarla doldurabilir. O zaman da iş işten geçmiş olur. Maazallah, ahlakı ve maneviyatı iflas etmiş bir nesil buluruz karşımızda. Bu da bizi tehlikeli uçurumlara sürükler. Ne olur, evlâtlarımızı kendi ellerimizle kor ateşler içine atmayalım.

"Maarifin Kalbinde Ramazan" etkinliklerine karşı olanlara baktığımızda bu uygulamanın doğruluğunun sağlaması anlamında doğru yolda mı, yoksa yanlış yolda mı olduğumuzu anlayabiliriz. Bu aynı zamanda İmam Şafi'nin “Fitne zamanı hakkı tutanları anlamak için düşman okunu takip edin, o sizi hak ehline götürür.” sözünü hatırlatıyor bizlere. Bu genelgeye karşı olan kesimlerin kimler olduğuna, hangi kaynaklardan beslendiklerine baktığımızda Milli Eğitim Bakanlığı'nın ne kadar isabetli bir karar aldığını ve öğretmenlerin bu karara katkıda bulunmakla ne kadar hayırlı bir iş yaptıklarını anlamak mümkündür. Özetle söylemek gerekirse ramazan genelgesi isabetli bir karardır, dolayısıyla doğrudur ve hukukîdir.