Ordumuz, Afrin dağlarına gerilen PKK elebaşısı Apo’nun bez parçası posterini havaya uçurunca memlekette bir bayram havası!
Hepimizde büyük bir gurur…
Bir mutluluk.
Tamam gururlanalım, sevinelim de…
Adamın kendisi aha şuracıkta…
İmralı’da!
Asaydınız da milletçe bayram edeydik…
 
Kuvay-i Milliye benzeşmesi
 
Şanlı Türk Ordumuzun yanında hareket eden, Özgür Suriye Ordusu mukayesesinde birbirimize demediğimizi bırakmadığımız şu zor günlerde…
Bu duruma…
Bir savaş stratejisi denilebilecekken.
Bir askeri yöntemdir denilebilecekken.
Hedefe ulaşmak için her yol mübahtır da denilebilecekken.
ÖSO için Suriye’nin Kuvay-i Milliyesi demek!
 
Suriye’den kaçıp, ülkemize sığınan bir çok insanın tıpkı Esad’dan yaka silkeleyip illallah dediği…
Gelenlerin, kalıp savaşabilecekken tam tersi kaçmalarında ki en büyük etken olan …
Kurdukları orduda kafa kesmeden tutun da, kalp çiğnemeye varıncaya her türlü vahşeti yapan hatta sırf insanlar işsiz kalsın düşüncesiyle ülkelerinin en büyük ilaç fabrikasını bile gözlerini kırpmadan havaya uçuran Özgür Suriye Ordusunu, yedi düvele kafa tutarak Emperyalist güçlerin hain planlarını alt üst eden Kuvay-i Milliye’yle bir tutmak…
 
Benzer bir yanı olsa tamam diyeceğimde…
Yok!
Gerçekten yok!
 
Bu benzetmeyi ilk olarak yapan Hilal Kaplan, 2010 yılında da “TSK gerçekten Peygamber Ocağı olsaydı, arefe günü kan döker miydi? “ diyen bir yazar.
Hoş geçenlerde de en iyi köşe yazarı ödülünü de o aldı ya…
Neyse…
 
Kopsun Kıyamet!
 
En son Adana’da bir aracın arkasına bağladığı köpeği sürükleyerek öldüren caniyi görünce  “ Artık yeter!” dedim… Üzerine köpeğe tecavüz eden 82 yaşında ki mezar kaçkını şerefsiz haberi çıkınca,  “ Kopacaksa bir an önce kopsun kıyamet!” dedim. Bize emanet edilen hiç bir canlıyı koruyamıyoruz. Sahi onları bir bir katleden canilerle aynı havayı teneffüs etmenin kıyametten ne farkı var?
Bu vahşetleri sıfırlayabilir miyiz? Elbette değil! Ama en azından kanunlarla caydırabilecekken durduğumuz yerde sayıklıyoruz!
Yapılacak olan; kanunda “ kabahat “ olan cümlenin “ suç “ a dönüştürülmesi, sahipli sahipsiz hayvanı öldürenin, tecavüz edenin, işkence yapanın, dövüştürenin ağır hapis cezaları verilmesi.
Bu kadar yani.
Ortalık zoofili, sosyopat, psikopat, cani, sapık kaynarken… Yasadan kaynaklanan boşlukları fırsat bilerek bu canlara her türlü kötülüğü yapmayı elzem sayanlar meydanı boş bulmuş cirit atarken…
Tasarı halinde, ha çıktı, ha çıkıyor diye bekleştiğimiz bu kanunun çıkması için neyi bekliyoruz bir de onu anlasam!
 
Gerçek AŞK…
 
Geçen hafta Karadeniz kültüründe asla olmayan ağa-maraba formatında ve içinde çekilen şiddet dolu sahnelerden dolayı tepki gösterdiğim “ Sen Anlat Karadeniz “ dizisine  büyük ilgiyi, özellikle de genç kızların diziye bayıldığını duyunca dondum kaldım!
Ayyyy çocuk ne güzel sahip çıktı kadına amaaaa… Deyip dövünüyor genç kızlar.
Dayak mayak umurlarında değil!
Zaten yeni nesil genç kızlara bir araba sopa at, kıskançlıktan hayatı burnundan fitil fitil getir, eve kapat ama sahiplen, sorun çözülüyor. Bir çoğu bu mantıkta.
Şiddeti aşk, aşkı sahiplenmek sanan gümbür gümbür bir nesil geliyor.
Oysa bir bilseler ki; gerçek aşk incitmemektir…
Gerçek aşk, aşığı özgür bırakmaktır…