Bölgesel Asgari Ücret Tartışması: “Tatlı Bir Zehir”
Türkiye’de zaman zaman gündeme gelen “bölgesel asgari ücret” uygulaması yeniden tartışılmaya başlandı. İstanbul gibi yaşam maliyetinin yüksek olduğu şehirlerle Anadolu kentlerindeki giderlerin aynı olmadığı gerekçesiyle savunulan sistem hakkında SGK Başuzmanı İsa Karakaş dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Bölgesel asgari ücret fikrini “tatlı bir zehir” olarak tanımlayan Karakaş, uygulamanın ilk bakışta mantıklı görünmesine rağmen çalışma hayatında ciddi eşitsizliklere ve hukuki sorunlara yol açabileceğini belirtti. Karakaş, Türkiye’nin geçmişte benzer uygulamaları denediğini ancak ortaya çıkan sorunlar nedeniyle tek asgari ücret sistemine geçtiğini ifade etti.
“Görünüşte Makul, Gerçekte Kaotik”
SGK Başuzmanı ve Türkiye Gazetesi yazarı İsa Karakaş, bölgesel asgari ücret sisteminin yaşam maliyetleri arasındaki farklılık üzerinden savunulduğunu ancak uygulamanın çok daha geniş sonuçları olacağını söyledi.
İstanbul ile Anadolu şehirlerindeki harcamaların aynı olmadığının dile getirildiğini belirten Karakaş, bu yaklaşımın ilk bakışta mantıklı görünebileceğini ifade etti. Ancak bölgelere göre farklı asgari ücret belirlenmesinin çalışma hayatını karmaşık hale getireceğini savunan Karakaş, “Bu demode fikir, adeta tatlı bir zehirdir. Görünüşte makul, hakikatte kaotiktir” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’de Daha Önce Uygulandı
Bölgesel asgari ücretin yeni bir düşünce olmadığını belirten İsa Karakaş, Türkiye’de geçmiş yıllarda şehir ve bölge esaslı ücret uygulamalarının denendiğini hatırlattı.
Karakaş, 1951 ile 1967 yılları arasında şehirlerde mahallî komisyonlar kurulduğunu, daha sonraki dönemlerde Türkiye’nin önce altı, ardından dört bölgeye ayrıldığını aktardı. Sektörlere göre farklı asgari ücret uygulamalarının da yapıldığını ifade eden Karakaş, sistemin işçiler arasında ücret farklılıklarına ve anlaşmazlıklara yol açtığını savundu.
“İşçiler Sokağa Döküldü, Mahkemeler Dilekçelerle Doldu”
İsa Karakaş, geçmişte uygulanan bölgesel ücret sisteminin çalışma hayatında ciddi sorunlar oluşturduğunu ileri sürdü. Ücret farklılıkları nedeniyle işçi eylemlerinin ve grevlerin arttığını belirtti.
Karakaş, mahkemelerin de uygulamaya ilişkin şikâyetlerle karşı karşıya kaldığını ifade ederek dönemin hükûmetinin sistemi sona erdirdiğini söyledi. Bölgesel ücret uygulamasının kaldırılmasının ardından 1989 yılından itibaren Türkiye genelinde tek bir asgari ücret uygulanmaya başlandığını kaydeden Karakaş, 2014 yılında ise asgari ücretteki 16 yaş ayrımının kaldırıldığını hatırlattı.
“Aynı Duvara Tekrar Sürmenin Anlamı Var mı?”
Bölgesel asgari ücret fikrinin yeniden gündeme getirilmesini eleştiren Karakaş, geçmişte başarısız olduğu değerlendirilen bir sistemin yeniden uygulanmasının doğru olmayacağını savundu.
Karakaş, “Daha önce duvara çarpmış bir arabayı, aynı duvara tekrar sürmenin âlemi var mıdır?” ifadelerini kullandı. Dünyadaki uygulamaların Türkiye’ye doğrudan örnek gösterilmesini de eleştiren Karakaş, Türkiye’de asgari ücretle çalışanların sayısının ve asgari ücretin çalışma hayatındaki belirleyici rolünün diğer ülkelerden farklı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Asgari Ücret Sadece İşçinin Aldığı Maaş Değildir”
İsa Karakaş, asgari ücretin yalnızca çalışanın aylık olarak cebine giren para şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Bu rakamın sosyal güvenlik ve çalışma hayatındaki birçok hesabın temelini oluşturduğunu ifade etti.
Türkiye’de asgari ücretin komşu ücretleri de etkileyerek ortalama ücret haline geldiğini savunan Karakaş, yapılacak bölgesel bir ayrımın yalnızca düşük gelirli çalışanları etkilemeyeceğini belirtti. Karakaş’a göre sistemdeki temel rakamın bölgelere göre farklılaştırılması, primlerden tazminatlara kadar birçok ödemede eşitsizliğe neden olabilir.
2026 Asgari Ücreti Mutfak Masrafını Karşılamıyor
Karakaş, 2026 yılında çalışanın eline geçen aylık asgari ücretin 28 bin 75 lira 50 kuruş olduğunu belirterek bu tutarın bir ailenin aylık mutfak giderinin yalnızca yüzde 78’ini karşıladığını ifade etti.
Temel sorunun bölgesel ücret farklılıklarından önce hayat pahalılığı olduğunu savunan Karakaş, asgari ücretin İstanbul’da da Şanlıurfa’da da aylık gıda harcamalarını karşılamadığını söyledi. Anadolu’nun hiçbir ilinde asgari ücretin temel mutfak giderlerini tam olarak karşılayamadığını belirten Karakaş, tartışmanın öncelikle alım gücü üzerinden yürütülmesi gerektiğini dile getirdi.
Asgari Ücret Hangi Ödemeleri Etkiliyor?
Asgari ücret, çalışma ve sosyal güvenlik sistemindeki çok sayıda ödemenin hesaplanmasında temel ölçü olarak kullanılıyor. İsa Karakaş, bölgesel uygulamaya geçilmesi halinde bu alanlarda farklılıkların ve anlaşmazlıkların ortaya çıkabileceğini savundu.
Asgari ücret; en düşük ve en yüksek SGK primlerinin, Genel Sağlık Sigortası ödemelerinin, askerlik, doğum ve yurt dışı borçlanmalarının hesaplanmasında etkili oluyor. SGK idari para cezaları, işsizlik maaşı, iş kazası ve meslek hastalığı ödemeleri, hastalık ve analık rapor paraları da bu rakamla bağlantılı şekilde belirleniyor.
Kıdem Tazminatı ve Devlet Yardımları da Etkilenecek
İsa Karakaş, asgari ücretin kıdem tazminatı tabanı ile bazı devlet yardımlarının belirlenmesinde de önemli bir ölçü olduğunu söyledi. Hane gelirine göre verilen muhtaç aylıkları ve benzeri sosyal desteklerde asgari ücretin dikkate alındığını belirtti.
Bölgesel sistem uygulanması halinde bir şehirde çalışan kişinin kıdem tazminatı, işsizlik maaşı veya sosyal güvenlik ödemesinin başka bir şehirde çalışan kişiden farklı olabileceğini ifade eden Karakaş, bunun bölgeler arasında gelir ve sosyal hak eşitsizliği oluşturabileceğini savundu. Karakaş, asgari ücreti “Devletin terzisindeki ana mezura” sözleriyle tanımladı.
Emekli Maaşlarında Yeni Bir Karmaşa Uyarısı
Bölgesel asgari ücretin emeklilik sistemine de yansıyabileceğini belirten Karakaş, çalışanların yatırılan sigorta primlerinin bölgesel ücrete göre değişeceğine dikkat çekti.
Asgari ücretle çalışanların prime esas kazançlarının bölgelere veya sektörlere göre düşük ya da yüksek belirlenmesinin ilerleyen yıllarda emekli aylıklarını da farklılaştırabileceğini ifade etti. Karakaş, aynı işi yapan çalışanların yalnızca görev yaptıkları bölge nedeniyle farklı prim ve emekli maaşlarına sahip olmasının yeni bir emeklilik karmaşasına neden olabileceğini savundu.
İsa Karakaş, bölgesel asgari ücretin yaşam maliyetleri arasındaki farklılıklara çözüm gibi sunulmasına rağmen sosyal güvenlik, kıdem tazminatı, işsizlik maaşı, devlet yardımları ve emeklilik sisteminde ciddi sorunlar oluşturabileceğini ifade etti. Karakaş’a göre öncelikli sorun, asgari ücretin bölgelere ayrılması değil, hayat pahalılığı karşısında çalışanların alım gücünün korunması.





