İŞTE O DUYGUSAL AÇIKLAMALAR
“Hayatta en zor şey tarihi yorumlamaktır. Yaşanan tarihi empati yaparak anlatabilmektir. Belki daha zoru ise o tarihten ders çıkartabilmektir. Tarihi sadece anarak değil, o tarihten ders çıkararak değerli kılarsınız. Bu millete âşık, Devlet’e sadık, Ülke’ye hayran bir Türk vatandaşı ve Zafer Partili bir siyasetçi olarak; binlerce yıllık tarihimize, binlerce yıllık kahramanlık hikâyelerine sığdırılmış asil ecdadıma minnet sunmayı insani ve imani bir görev görüyorum.

BUGÜN 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI.
30 Ağustos; Türk milletinin esareti kabul etmeyeceğini, vatanından ve bağımsızlığından vazgeçmeyeceğini bütün dünyaya ilan ettiği gündür.
Bir milletin yokluk, imkânsızlık ve işgal karşısında ayağa kalkışının; bağımsızlığını kendi iradesiyle yeniden inşa edişinin adıdır 30 Ağustos.
Sanal kahramanların, karton aslanların, elini taşın altına koymadan ülkeyi güya kurtaracak olanların olduğu bir dönemden; Büyük Taarruz’a, Başkomutanlık Meydan Muharebesi’ne ve zaferin mimarı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e bakmak zor olsa gerek.

Yavuz Aydın’dan Sert Tepki: “Şehidin Emaneti Üzerinden Siyaset Yapılmaz”
Yavuz Aydın’dan Sert Tepki: “Şehidin Emaneti Üzerinden Siyaset Yapılmaz”
İçeriği Görüntüle

TARİH, KİTAPLIKTAKİ TOZLU KİTAP DEĞİLDİR
Duvardaki süslü bir yazı, renklendirilmiş bir fotoğraf değildir.
Tarih; gerektiğinde milletinin kaderini omuzlayabilmektir.
Tarih; “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” diyebilecek iradedir.
Tarih; makamı değil milleti, menfaati değil vatanı, kişisel hesabı değil devletin ve milletin geleceğini öncelemektir.
Kıyak bir koltuk, önlerden bir sıra alamayınca sırra kadem basanların; seçim dönemlerinde sokakları aşındırdığı bir dönemden, “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh, bütün vatandır.” diyen Mustafa Kemal Atatürk’ü anlamaya çalışıyoruz.
Dostun düşmana, makamın davaya, menfaatin vatana karıştırıldığı; hayali koltuklar uğruna ilkelerin ve değerlerin terk edilebildiği bir dönemden, vatanı makamdan ve milleti menfaatten üstün tutanları anlamaya çalışıyoruz.
Bugün ülkeyi yönetenlerin ve yönetmeye talip olanların tartışmalarına bakın:
“Senin destek aldığın terörist parti mi daha terörist, benim destek aldığım terörist parti mi daha terörist?”
Sonra dönüp tarihî tecrübelerden, millî değerlerden ve ecdattan ders çıkarmaktan söz ediyoruz.

BU VATANIN DEĞERİ KOLTUKLARLA ÖLÇÜMEZE
Bu vatanın bedeli siyasi hesaplarla, günlük ittifaklarla ve makam mücadeleleriyle ölçülemeyecek kadar ağırdır.
Bu topraklar; Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da ve daha nice cephede can verenlerin kanıyla vatan olmuştur.
Adını bilmediğimiz nice kahraman, bu ülkenin geleceği için hayatını feda etti. Onların bize bıraktığı en büyük miras yalnızca toprak değildir.Bağımsızlık, hürriyet, millî egemenlik ve Türk milletinin kendi kaderini tayin etme iradesidir.
Bugün bize düşen, onların mezarlarına gidip birkaç söz söylemekten ibaret değildir. Asıl mesele; onların neden savaştığını anlamaktır.

HANGİ BEDELİ ÖDEDİLERSE UNUTMAYACAĞIZ
Neyi koruduklarını bilmektir. Hangi bedeli ödediklerini unutmamaktır. Ve en önemlisi, bize bıraktıkları emanete layık olmaktır.
Zafer Partisi olarak bizim siyaset anlayışımızın temelinde de bu sorumluluk vardır. Türk milletinin binlerce yıllık devlet geleneğine sahip çıkmak, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş iradesini ve millî karakterini korumak, bağımsızlığımızı ve üniter devlet yapımızı savunmak; gelecek nesillere güçlü, güvenli ve müreffeh bir Türkiye bırakmak zorundayız. Çünkü siyaset, koltuk sahibi olmak için değil; millete hizmet etmek ve emaneti korumak için yapılır.
30 Ağustos sadece geçmişte kazanılmış bir askerî zafer değildir.
30 Ağustos, Türk milletinin “Ben varım, buradayım ve kendi geleceğime kendim karar veririm” iradesidir.
Bu iradeyi anlamadan 30 Ağustos’u anlamış olmayız.
Sadece bayrak asarak, slogan atarak, birkaç saatlik törenlerle ecdada layık olunmaz.
Ecdada evlat olmak; onların bıraktığı vatana sahip çıkmakla mümkündür.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere, bu vatan uğruna can veren bütün şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Bu ülke için feda edilen her bedenin, dökülen her damla kanın, verilen her canın aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum. Dileğimiz ve sorumluluğumuz bellidir: Ecdada evlat olabilmek… Sadece onların adını anan değil, onların emanetine sahip çıkan bir nesil olabilmek. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun. Ne mutlu Türk’üm diyene!”

Muhabir: AYŞE SANCAK