Manisa’nın Turgutlu ilçesinde İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınında meydana gelen ve 11 öğrencinin yaralandığı silahlı saldırının ardından okul güvenliği yeniden Türkiye’nin gündemine oturdu. Olayla ilgili adli ve idari soruşturma sürerken, saldırının ardından eğitim sendikalarından da peş peşe açıklamalar geldi. Resmî açıklamalara göre saldırıda 2’si ağır 11 öğrenci yaralanırken, olayla bağlantılı olarak şüpheli çocuk ile birlikte ailesinden bazı kişiler de gözaltına alındı. Eğitim Gücü Sen Trabzon Şube Başkanı Süleyman Çakmak ise yaşananların yalnızca okul kapısındaki güvenlik tedbirleriyle önlenemeyeceğini belirterek ailelerin, rehberlik servislerinin ve ilgili bakanlıkların sürecin etkin paydaşı olması gerektiğini vurguladı.
Eğitim Gücü Sen Trabzon’dan Turgutlu saldırısı sonrası açıklama
Eğitim Gücü Sen Trabzon Şube Başkanı Süleyman Çakmak, Turgutlu’da yaşanan olayın ardından yaptığı açıklamada saldırıdan etkilenen öğrencilere, eğitim çalışanlarına, velilere ve Turgutlu halkına geçmiş olsun dileklerini iletti.
Çakmak, daha önce Siverek ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen olayların ardından okul güvenliğine yönelik çeşitli adımlar atıldığını hatırlattı. Güvenlik görevlisi istihdamı başta olmak üzere alınan tedbirlerin sürdürülmesi gerektiğini belirten Çakmak, Manisa’daki son olayın başka bir gerçeği de ortaya çıkardığını söyledi.
Çakmak’a göre yalnızca okul içindeki fiziki güvenliğin artırılması yeterli değil. Ailenin de çocukların davranışlarını, sosyal çevresini ve karşı karşıya kaldıkları riskleri takip eden aktif bir paydaş haline gelmesi gerekiyor.
“Sorumluluk yalnızca okullara ve öğretmenlere yüklenemez”
Çakmak’ın açıklamasındaki en dikkat çekici mesajlardan biri, okul saldırılarının önlenmesinde sorumluluğun yalnızca eğitim kurumlarına bırakılmaması gerektiği oldu.
Eğitim Gücü Sen Trabzon Şube Başkanı, Millî Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı’nın koordinasyon içerisinde hareket etmesi gerektiğini belirtti.
Risk altındaki çocukların olay meydana gelmeden önce belirlenmesini isteyen Çakmak, ailelerin de erken müdahale süreçlerine dahil edilmesinin önemine dikkat çekti.
Turgutlu’daki saldırıyla ilgili yürütülen soruşturmada da çocuğun silaha nasıl ulaştığı, aile gözetimi ve olay öncesinde akran zorbalığı yaşandığına ilişkin iddiaların araştırıldığı açıklanmıştı.
Çakmak’tan sosyal medya ve dijital şiddet uyarısı
Çocukların suça ve şiddete sürüklenmesini engellemek için daha güçlü koruyucu ve önleyici politikalara ihtiyaç olduğunu belirten Süleyman Çakmak, dijital dünyaya da özel bir parantez açtı.
Çakmak, sosyal medya, televizyon ve dijital platformlarda şiddet içeriklerinin giderek sıradanlaştırılmasının göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Çocukların bu tür içeriklerle çok daha erken yaşlarda karşılaşabildiğine dikkat çeken Çakmak, sorunun okul sınırlarının çok ötesinde değerlendirilmesi gerektiği görüşünü dile getirdi.
Bu nedenle eğitim politikalarının yanı sıra ailelerin bilinçlendirilmesi, dijital içeriklerle ilgili koruyucu çalışmaların geliştirilmesi ve çocuklarda davranış değişikliklarının erken dönemde fark edilmesi gerektiğini ifade etti.
Okullarda psikolojik danışman sayısı artırılsın çağrısı
Eğitim Gücü Sen’in çözüm önerileri arasında rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin güçlendirilmesi de öne çıktı.
Süleyman Çakmak, okullardaki psikolojik danışman normlarının artırılması gerektiğini belirterek, riskleri önceden fark edebilecek güçlü bir rehberlik sisteminin önemine işaret etti.
Çakmak’a göre amaç, şiddet olayı gerçekleştikten sonra krize müdahale etmek yerine öğrencilerin psikolojik, sosyal ve davranışsal risklerini çok daha erken aşamada tespit edebilmek olmalı.
Turgutlu’daki saldırının ardından farklı eğitim sendikaları da güvenliğin yalnızca fiziksel önlemlerle sınırlı tutulmaması ve koruyucu-önleyici politikaların güçlendirilmesi yönünde açıklamalarda bulundu.
“Başlarına bir şey gelmemesi için ne yapacağımızı konuşmalıyız”
Çakmak’ın açıklamasındaki en dikkat çekici ifadelerden biri ise çocukların güvenliği konusunda kullandığı şu sözler oldu:
“Çocuklarımızın başına bir şey geldikten sonra ne yapacağımızı değil, başlarına bir şey gelmemesi için ne yapacağımızı konuşmak istiyoruz.”
Bu yaklaşımın merkezinde erken tespit, psikososyal destek ve aile-okul-kamu iş birliği bulunuyor.
Çakmak, sendikanın psikolojik danışman üyelerini krize müdahale ve psikososyal destek eğitimleriyle desteklediğini de belirterek, sahip oldukları insan kaynağı ve mesleki birikimle ilgili kurumlarla iş birliği yapmaya hazır olduklarını ifade etti.
Eğitim Gücü Sen’den kurumlara iş birliği mesajı
Eğitim Gücü Sen Trabzon Şube Başkanı Süleyman Çakmak, açıklamasında yalnızca sorunlara dikkat çekmekle kalmadı, sendika olarak çözüm sürecine katkı vermeye hazır olduklarını da duyurdu.
Psikolojik danışman üyelerinin krize müdahale ve psikososyal destek alanlarında eğitimlerle desteklendiğini belirten Çakmak, okul güvenliği konusunda kurulacak kapsamlı sistemlerin yalnızca kolluk tedbirleri üzerinden şekillendirilmemesi gerektiğini ifade etti.
Eğitimciler, psikolojik danışmanlar, sağlık çalışanları, sosyal hizmet uzmanları, aileler ve güvenlik birimlerinin ortak bir sistem içerisinde hareket etmesi gerektiği mesajı verildi.
“Artık bu olayları yaşamayı bırakın, konuşmak dahi istemiyoruz”
Çakmak açıklamasını, okul saldırılarının Türkiye’de tekrar eden bir gündem haline gelmemesi gerektiğine vurgu yapan sert bir mesajla tamamladı:
“Artık bu olayları yaşamayı bırakın, konuşmayı dahi istemiyoruz.”
Turgutlu’daki saldırıda 11 öğrencinin yaralanması, okul güvenliğinin yanı sıra çocukların silaha erişimi, aile gözetimi, akran zorbalığı ve psikososyal destek sistemlerini de yeniden tartışmaya açtı. Yetkililer olayın tüm yönleriyle araştırıldığını açıklarken, eğitim sendikaları ise önleyici politikaların hızla hayata geçirilmesi çağrısında bulunuyor.





