Birkaç gıybetçi yatak odası fareleri,
Atatürk'e hakarette sınır tanımadılar.
Neymiş,
"Afet İnan Çankaya'nın nikahsız Fırst Lady'sidir."
Yani, Atatürk evlatlığı ile beraber olmuş.
Ne şimdi bu?

Bunların gözleri Atatürk,ü
Sakarya'da görmüyor.
Dumlupınar'da görmüyor.
Çanakkale'de de görmüyor.
Samsun'da görmüyor.
Amasya'da,
Erzurum'da görmüyor.
Ama yatak odasında görüyor...
*
Demek ki neymiş.
Bunlar hayal güçleri kuvvetli erotik tarihçiler...
*
Yahu kardeşim,
Sözde dini ilkeleriniz var.
Sözde ahlaki hassasiyetleriniz var.
Tabi ki, sözde...
*
Atatürk,Böyle bir özelinden bahsetmedi.
Afet İnan böyle bir olayı beyan etmedi.
Sizler de yaşınız icabı o karyolanın altın değildiniz.
Olsanız da yine "gördüm" sayılmaz.
Çünkü alttaydınız.
*
Evet, yok işte!
Kameralarınız yok.
Ses kayıtlarınız yok.
Atatürk'ün, elinizde o malum kasetlerden de yok.
Ama maşallah bilmediğiniz bir şey de yok(!)
Kaldı ki, kutsal dinimiz, "görseniz de gözlerinizi
Yedi kere sileceksiniz"
Şeklinde mecazi de olsa bir uyarı yapar.
Şimdi nedir bu hadsizlik?
Nedir bu iftira?
Nedir bu karalama?
Ve nedendir?
*
Tarihçilik iftira mıdır?
Kendi değerlerine husumet duymak,
Hakaret etmek midir tarihçi olmak?
*
Kaldı ki,
İslam'ın ahlakından zerrece nasiplenmiş olsaydınız,
Kusurları örtmekte gece gibi olurdunuz.
*
Öte yandan
Yüce din mealen derki:
Evlatlıklar sizin 'evladımdır' demenizle evladınız olmaz.
Yani biyolojik bir olaydır evlat.
O bakımdan din müfessirleri evlatlıkla evlenmede bir beis görmez.
Bunun da dinimizde önemli örnekleri vardır.
*
Atatürk değil ama siz iki paralık oldunuz.
Küfrettiğiniz Atatürk ve onun elleri öpülesi annesi mahvetti sizi...
Sokağa çıkacak yüzünüz kalmadı.
ATATÜRK
Yani Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün az bilinen özelliklerinden biri de;
Okuyan,
Bilen,
Feraset sahibi bir lider olmasıydı...
O günün şartlarında Atatürk,*
Fransızcayı çok iyi biliyordu.
Hatta felsefi konuları tartışacak kadar iyi biliyordu.
*
İngilizceyi de en zor konuları dahi anlayacak ve konuşacak kadar iyi biliyordu.
*
Almanca kitap okuyup üzerine yine almanca olarak tartışırdı.
*
Yetmedi,
Arapçayı, ileri derecede biliyordu.
*
İtalyancayı da Libya'da Trablusgarp'ta bulunduğu sürede öğrenmişti.
*
Bulgarcayı da ataşelik yaptığı yıllarda konuşacak kadar biliyordu.
Atatürk Farsça bilir,
*
Şaşıracaksınız ama,
Rusçayı da, Kafkas Cephesindeki Rus esirleri sorgulayacak kadar iyi bilirdi.
*
Anlıyorsunuz değil mi?
*
Yani o sadece cephelerin feraset sahibi kahramanı değil,
Hayatının bütününde bir dahidir.
TÜRKİYE ATATÜRK’E SAHİP ÇIKTI
Üç tahfif veÜç tahrikçinin çirkin televizyon programından sonra,
Türkiye'de yer yerinden oynadı...
Bu yüzsüzlere derhal tepkilerini koyan başta
Başbakan Binali Yıldırım'a,
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na,
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye,
Sivil Toplum Kuruluşlarına,
Bakanlara,
Milletvekillerine
Halkımıza teşekkür ediyorum.
CANIM ARKADAŞIM!
İlkini elim bir trafik kazasında kaybettiğimiz hemşerimiz fahmetli İsrafil Köse,
Benay Havucoska okullarda trafik eğitimi konularında başlatılan eğitim amaçlı tiyatro gösterisi bu sefer "Canım Arkadaşım!" adıyla yine Benay Havucoska ve Şükrü Üçüncüoğlu ikilisi ile sahnelenecektir.

Bu oyunda,
Hayvanları korumak, Günlük bakım, Temizlik, Meyve/sebze temizliği.
Kitap okumamın önemi.
Arkadaşlığın önemi öğretilecektir.
Oyun yaklaşık 30 dakika.
Güzel bir proje.
Aman çocuklar bu oyun kaçmaz...
EROL AĞABEY SEN ÇOK YAŞA!
Milli Atlet ve Gazeteci Erol Uzen Yeni yerimizde Gazetemizi ziyaret ederek "Hayırlı olsun" dedi.
Sadece o kadar konuşmadık elbet.
Onlarca yıl geriye gittik.
Trabzon'un siyah/beyaz yıllarını,
Trabzon'daki ilk sporculuk yıllarını,
Saha Komiserliğini,
Konuştuk...
*
Erol Uzen devamla,"Maalesef Trabzon birbirini çekemiyor.
Birbirimizi çok yoruyoruz.
Başarıyı gönülden alkışlayamıyoruz.
Bu görüntü bize Trabzon'un geçmişine hiç yakışmıyor.
Biz böyle değildik." diyor.
*
Uzen,
Trabzon'dan gitmeseydim,
İki, üç yarışma kazanmış bir sporcudan başka bir şey olmazdım.
Erol Uzen olmamı Trabzon'un dışına çıkmaya borçluyum.
Keşke sen de bu şehirden gitseydin.
İnanıyorum ki şimdi ki konumundan çok daha mükemmel yerlerde olurdun."
Diyen Gazeteci Erol Uzen,
*
Ben yaşarken adımı bu şehirde bir yerlere vermeyenler,
Vasiyetimdir benden sonra hiç bir şekilde vermesinler.
Evet, böyle bir taktiri istemiyorum.
*
Sohbetimiz, hiç bitsin istemiyordum;
Ama her ikimiz de gazeteciydik ve haber mutfağında biriken yazılar bizii bekliyordu.
Kendisini kucaklaşarak uğurladık ve ziyareti için teşekkürümüzü bir kere de buradan iletiyorum...
ŞALPAZARI "BİZ DE VARIZ" DEDİ
Şalpazarı Belediye Başkanı Refik Kurukız,
Başkan Yardımcısı Faruk Beldüz,
Hatta Şalpazarı Dernek Başkanı Erol Yazıcı aradı.
"Trabzon'da gezilecek yerler listesinde Şalpazarı unutulmuş olmalı.
Oysa bizim de gezilecek görülecek nice yerlerimiz var.
Mesela,
Acısu,
Sisdağı,
Göllüalan,
Karakısrak,
Alaca Yaylası,
Ağa Konağını sayabilirdiniz.
Ayrıca 21 Mayıs 2017 Tarihinde 26.sı düzenlenecek olan Uluslararası Şalpazarı Hıdrellez Bahar Bayramı etkinliklerimiz başlayacaktır. Taka Gazetesi ve tüm halkımız davetlimizdir."
*
Biz de bu hassasiyete teşekkür ediyor,
Bütün gönlümle etkinliklerinizin muhteşem olmasını diliyorum.
FIKRA
Bir matematikçi, bir muhasebeci ve bir ekonomist aynı işe baş vururlar.
Görüşmeci matematikçiye sorar:
"iki kere iki kaç eder?".
Matematikçi cevap verir:
"Dört!".
Görüşmeci sorar:
"Kesin dört mü?
Matematikçi kendinden emin cevaplar:
"Evet, kesin dört!"
Matematikçi çıkar ve ekonomist odaya girer. Bu sefer görüşmeci aynı soruyu ekonomiste yöneltir. Ekonomist yanıtlar:
"Ortalama dört eder, yüzde 10 aşağı veya yukarı oynayabilir, ama ortalama dört eder!".
Ekonomistte de çıkar, muhasebeci odaya girer, aynı soru ona da sorulur.
Muhasebeci ayağa kalkar, kapıyı kilitler, panjurları indirir ve görüşmeciye yaklaşarak sorar:
"Kaç etsin istersiniz?