Emeklilikte Yaşa Takılanlar düzenlemesinden yararlanmak isteyen ancak geçmiş çalışma sürelerinin Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında eksik görünmesi nedeniyle sorun yaşayan çalışanları yakından ilgilendiren önemli bir Yargıtay kararı gündeme geldi. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işçinin çalışma süresinin yalnızca SGK kayıtlarına bakılarak belirlenemeyeceğine işaret ederken, işyerinde birlikte çalışan kişilerin tanıklıklarının da değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti. Kararda ayrıca tanığın davacıyla akraba olmasının tek başına beyanının dikkate alınmaması için yeterli olmadığı vurgulandı. Söz konusu değerlendirme, geçmişte sigortası eksik bildirilen veya çalışma dönemlerini ispatlamak isteyen çalışanlar açısından dikkat çekici sonuçlar doğurabilecek.
Yargıtay’dan EYT ve eksik prim günleri için dikkat çeken karar
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin önüne gelen uyuşmazlıkta bir işçinin yaklaşık 20 yılı aşan çalışma süresinin ne kadarının dikkate alınacağı tartışıldı. Davacı, işyerinde uzun yıllar kesintisiz çalıştığını ileri sürerken SGK kayıtlarında daha kısa ve kesintili çalışma dönemleri bulunuyordu. İlk Derece Mahkemesi tanık anlatımlarını da dikkate alarak daha uzun çalışma süresini esas aldı. Bölge Adliye Mahkemesi ise tanıkların davacının yakın akrabası olduğunu belirterek SGK kayıtlarındaki 13 yıl 2 ay 25 günlük süreyi esas aldı. Dosyanın Yargıtay’a taşınmasıyla birlikte kritik değerlendirme geldi.
Akraba tanığın beyanı neden önemli hale geldi?
Dosyada tanık olarak dinlenen işçinin kardeşi, kendisinin de aynı işyerinde yıllarca çalıştığını ve davacının 1994 yılında işe başladığını bildiğini söyledi. Yargıtay, tanığın davacıyla kardeş olmasının tek başına anlatımını değersiz hale getirmeyeceğini belirtti. Tanığın gerçekten aynı işyerinde çalışmış olması ve davacının çalışma dönemine doğrudan şahitlik edebilmesi belirleyici kabul edildi. Yüksek Mahkeme, mevcut deliller ışığında davacının 1 Mayıs 1994 ile 31 Ocak 2006 arasında kesintisiz çalıştığının kabul edilmesi gerektiği sonucuna vardı. Sonraki dönemlerin ise SGK kayıtları esas alınarak değerlendirilmesine karar verdi.
Hizmet süresi yalnızca SGK kayıtlarıyla mı belirleniyor?
Yargıtay’ın kararı bu noktada önemli bir mesaj içeriyor. Çalışma süresinin tespitinde SGK kayıtları çok önemli bir delil olmakla birlikte tek başına belirleyici olmak zorunda değil. İşveren kayıtları, işe giriş ve çıkış belgeleri, işyeri içerisindeki yazışmalar, bordrolar ve tanık anlatımları gibi başka deliller de değerlendirmeye alınabiliyor. Özellikle aynı dönemde işyerinde çalışan kişilerin anlatımları, fiili çalışmanın ortaya konulmasında etkili olabiliyor. Böylece kayıt dışı bırakılmış veya eksik bildirilmiş çalışma dönemlerinin somut delillerle ispatlanmasının önü tamamen kapanmış olmuyor.
EYT’yi kaçıran herkes bu karardan yararlanabilir mi?
Kararın en dikkatli değerlendirilmesi gereken kısmı burada ortaya çıkıyor. Yargıtay’ın bu kararı EYT kapsamını otomatik olarak genişletmiyor ve 8 Eylül 1999 sonrası sigorta başlangıcı bulunan herkesi EYT’li hale getirmiyor. Karar, somut uyuşmazlıktaki hizmet süresinin ispat yöntemlerine ilişkin. Buna karşılık geçmişte gerçekten çalışmış olmasına rağmen bu çalışması SGK’ya hiç bildirilmemiş veya eksik bildirilmiş kişiler açısından delillerin nasıl değerlendirileceğine dair önemli bir hukuki dayanak oluşturabilir. Her dosyanın çalışma tarihi, kayıtları, tanıkları ve diğer delilleri ayrı ayrı değerlendirilmek zorunda.
Eksik prim günü olanlar hangi delilleri kullanabilir?
Yargıtay kararında çalışma süresinin ispatında birden fazla kayıt ve delilin dikkate alınabileceği ortaya konuluyor. Bunlar arasında SGK kayıtlarının yanı sıra işveren ve işyeri kayıtları, işe giriş-çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları ve tanık beyanları bulunuyor.
| Kullanılabilecek delil | Önemi |
|---|---|
| SGK kayıtları | Resmî çalışma ve prim bildirimlerini gösterir |
| İşveren kayıtları | Fiili çalışma dönemini destekleyebilir |
| İşe giriş-çıkış belgeleri | Çalışma başlangıç ve bitişini gösterebilir |
| Bordro ve ücret kayıtları | İş ilişkisinin varlığına delil olabilir |
| İşyeri iç yazışmaları | Fiili çalışmayı destekleyebilir |
| İş arkadaşlarının tanıklığı | Birlikte çalışılan dönemi doğrulayabilir |
| Komşu işyeri çalışanlarının tanıklığı | Çalışma olgusunu destekleyebilir |
| Diğer yazılı belgeler | Dosyadaki ispat gücünü artırabilir |
Yargıtay’ın yaklaşımına göre bu deliller birlikte değerlendirilerek fiili çalışma süresi belirlenebiliyor.
Hizmet tespiti EYT açısından neden kritik?
EYT düzenlemesinde sigorta başlangıç tarihi ve gerekli prim günlerinin tamamlanması temel şartlar arasında bulunuyor. Bu nedenle geçmişte sigortasız çalıştırılan, işe giriş bildirgesi geç verilen veya prim günleri eksik bildirilen kişilerin çalışma sürelerinin tespiti emeklilik hesabını doğrudan etkileyebiliyor. Mahkeme tarafından belirlenen bir hizmet dönemi, şartları taşıması halinde kişinin sigortalılık süresi ve prim gün hesabında dikkate alınabiliyor. Ancak hizmet tespitine ilişkin davalarda süre, delil ve somut çalışma ilişkisi gibi birçok hukuki ayrıntı bulunuyor. Bu nedenle Yargıtay kararı tek başına otomatik bir emeklilik hakkı doğurmuyor.
8 Eylül 1999 tarihi neden belirleyici?
EYT kapsamında değerlendirmede en kritik tarihlerden biri 8 Eylül 1999. Bu tarihten önce sigortalılığı bulunan çalışanlar, mevzuattaki diğer koşulları da sağlamaları halinde EYT kapsamında emeklilik hakkından yararlanabiliyor. Bu nedenle fiilen 8 Eylül 1999’dan önce çalışmaya başlamış olmasına rağmen sigorta bildirimi daha sonra yapılan kişilerin geçmiş çalışma dönemlerinin hukuken ispatlanabilmesi büyük önem taşıyor. Bununla birlikte yalnızca “daha önce çalıştım” beyanı yeterli olmuyor; fiili çalışmanın hukuken geçerli ve somut delillerle ortaya konulması gerekiyor. Her dosyanın koşulları farklı olduğundan sonuç da kişiye göre değişebiliyor.
Hizmet tespitinde 5 yıllık süre detayı
Hizmet tespiti davalarında dikkat edilmesi gereken konulardan biri de mevzuattaki hak düşürücü süreler. 5510 sayılı Kanun’un ilgili düzenlemesine göre Kuruma bildirilmeyen bazı çalışma dönemlerinin tespiti için hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren beş yıllık süre gündeme gelebiliyor. Ancak bu sürenin uygulanıp uygulanmayacağı; işe giriş bildirgesi, kısmi bildirim, SGK’nın çalışma olgusundan haberdar olması ve dosyanın diğer özelliklerine göre farklı hukuki değerlendirmelere konu olabiliyor. Bu nedenle çok eski çalışma dönemlerinde bile yalnızca tarihe bakılarak kesin sonuç çıkarmak doğru değil.
Yargıtay dosyayı neden bozdu?
Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi’nin işçinin kardeşinin tanıklığını akrabalık ilişkisi nedeniyle yeterince dikkate almamasını isabetli bulmadı. Tanığın aynı işyerinde uzun yıllar çalıştığı ve davacının işe başladığı dönemi doğrudan bildiği dikkate alınarak anlatımının değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bunun üzerine Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden değerlendirilmek üzere gönderilmesine oy birliğiyle karar verildi. Kararın tarihi ise 28 Nisan 2026 olarak kayıtlara geçti.




