Cumhurbaşkanı Merhum Süleyman Demirel’in vefatının 11’inci yıl dönümünde Türkiye’nin farklı noktalarında anma programları düzenlenirken, Demirel’in Karadeniz Bölgesi’ndeki en yakın yol arkadaşlarından biri olan Eyüp Demir dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

9. Cumhurbaşkanı Merhum Süleyman Demirel’in vefatının 11. Yıl dönümü sebebiyle Demirel anısına yurt içinde bir dizi etkinlikler düzenlendi.

Süleyman Demirel’in Karadeniz Bölgesi’nde değer verdiği siyasetçilerden, Doğru Yol Partisi(DYP) ve Demokrat Türkiye Partisi’nde (DTP) siyaset yapan yol arkadaşlarından Eyüp Demir ile Demirel’i konuştuk.

TAKA: Demirel’i ve Demirel’in Karadeniz’e bakışını anlatır mısınız?

EYÜP DEMİR:: Rahmetli Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel çok genç yaşta, 30’lu yasalarda devlet görevine başladı. Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü olarak görev yaptı. Bu görevinde özellikle yurdumuzun sulanabilir arazilerini ve tarıma elverişli bölgelerini tespit ederek çözümler üretti. Karadeniz Bölgesi’nde Samsun Çarşamba’da bulunan yeşil ırmak üzerinde kurulu Suat Uğurlu ve Hasan Uğurlu Barajları projelerinin öncüsü oldu. 1955 yılında bölgemizin eğitim ve öğretim lokomotifi olan Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin (KTÜ) kurulmasında öncülük etti. Rahmetli Demirel Türkiye’nin her bölgesini karış karış bilir ve her bölgeden dost kişiler edinerek bölge gündemini ve ihtiyaçlarını çok iyi analiz ederdi. Karadeniz Bölgesi’nde özellikle Trabzon ve Rize’de çok iyi dostlukları olan Demirel bu dostluklar sayesinde bölgemize hizmette sınır tanımamıştır. Bölge dışında bu toprakların yetiştirdiği iş adamları, akademisyenler ve bilim insanları ile farklı istişarelerde bulunur, bölgemiz hakkında onlardan raporlar alır ve gerçeğe dayalı adımlar atardı. Bunun en güzel örneği Türkiye’de ilkler arasında yer alan Trabzon Havaalanı ve buna ek olarak Trabzon limanıdır.

TAKA: Rizeli üzerinde Merhum Demirel’in önemi ve etkisi nedir?

EYÜP DEMİR: 1965 yılında genç yaşta Başbakan olan Süleyman Demirel, bölgenin geçim kaynağı olan çaya çok büyük değer verdi. Bölgemizde kangren olan işsizlik ve göç her zaman onun gündemiydi ve bu çark artık tersine dönmeliydi. Bunun için yapılması gerekenleri bölge insanlarından ve işin ehli kişilerden dinleyerek çözüm yolu aradı ve çeşitli projeler, alternatifler geliştirdi. Zamanın Rize Ziraat Odası Başkanı merhum MuhittinTürüt ve arkadaşları bu konuda Demirel’i yönlendirdi. Artvin’den başlayıp Giresun’a kadar uzanan çay üreticisi kitlesi memnun olmalıydı. Çünkü ülkenin refahı çiftçinin mutluluğuna dayalıydı ve Sayın Demirel bunu çok iyi biliyordu. Çay fabrikaları kurulmalıydı ve bunun kararını verdiler. Demirel’den önce 3 olan çay atölyelerinin sayıları artmalı hatta sanayileşme yolunda uzun adımlar atılmalıydı. Nitekim öyle de oldu. Önce fabrika yerleri tespit edilip istimlak edildi ve akabinde Rize’nin refahını arttıracak çay sanayisi için inşaatlar başladı. Bu yatırımlar hızlı bir şekilde 12 Eylül 1980 ihtilaline kadar devam etti. Fabrika sayısı 40’ı geçmişti.

TAKA: Sürekli gündeme gelen ve eleştiri konusu olan ‘Denize dökülen çaylar’ meselesi var. Bu mesele hakkında bizlere neler söyleyebilirsiniz? Rahmetli Demirel’in bu konudaki görüşü neydi? Sizler yanındaydınız, bu konu hakkında sizlerle paylaştığı bir durum var mıydı?

EYÜP DEMİR: Olmaz mı? Güniz Sokak’ta bir gün özellikle bu konuyu Rahmetliye sordum. ‘Neden böyle oldu’ diye. Önümüzde 2 yol vardı; ya milletin karnını doyuracaktık ya milleti aç ve muhtaç bırakacaktık. Çay üretimini önce teşvik ettik. Üretici devletine güvenerek çay tarlalarını genişletti. Toplanan çayı zamanında işlemek için fabrika yapmak ve işleme kapasitesini arttırmak gerekiyordu. O günün şartlarında biz bunların temelini atmıştık ve birçoğunu da devreye almıştık. Bazı sebeplerden dolayı tamamını hizmete sokamadık. Burada en büyük sebep 80 ihtilali oldu. Üreticiden çayını almasaydık ne haliniz varsa görün deseydik bugün devlet dairelerinde çok iyi yerlerde olan yetişmiş, Karadenizli hemşehrilerim ne ile okuyacaktı. Bölge dışına çıkıp tahsil ve eğitim görmek kolay iş değildi. Biz yöre halkını aç ve açıkta bırakamazdık. Sosyal devlet olmanın gereği insanların şartlar ne olura olsun yer almaktı ve bizde bunu yaptık.

TAKA: Demirel dönemi siyasetini özlüyor musunuz?

EYÜP DEMİR: At sahibine göre kişner. Demirel gibi bir lider bugün çıksa hiç çekinmeden önüme ve arkama bakmadan peşinden koşarız. Demirel’in siyasi hayatı ile ilgili eleştiri yapılabilir lakin Cumhurbaşkanlığı görev süresince gerek tarafsızlığı ve gerekse devlet adamlığı bakımından kimse laf söyleyemez. Demirel çizgisinde bir siyaset bugün maalesef yok. Biz Demirel’in devamıyız diyen siyasetçiler de Demirel’i tanıyamamış. Demirel hiç kimsenin ne dünüdür, ne de yarını olacaktır.