Ne zaman fındık ve kokarca haberi yapsam, Zihni Ağırman yanıma gelir ve şöyle takılır: ‘Ne oldu müdür, 300 kg fındığın var diye hükümeti mi yakacaksın? Söyleyelim de TMO senin fındığını geri göndermesin, alsın. Okurlarımız gazetede fındık haberi görmekten yoruldu!”
Oysa ben tüm Karadeniz insanının yıllarca sesi olmaya çalışıyorum., 300 Kg fındık ne beni bakar, ne de çürüğe ayırsam batırır!
2007 seçimlerinin hemen öncesinde Zorlu Grand Otel’deki canlı yayın söyleşi de Başbakan Tayyip Erdoğan’a da sormuştum:
“Sayın Başbakanım fındık üreticileri Cüneyd Zapsu’nun fındığa ve FKB’ye müdahalelerinden çok rahatsızlar. Karadenizlilere ne söyleyeceksiniz.”
FKB’deki değişim ve Lütfi Bayraktar’ın 20 yıldır o koltukta kimin için oturduğunu öğrenemedi! Herhalde Zapsu için.
Bırakırım, birisi gelir FKB’yi ayağa kaldırır.
Bayraktar bir nevi ihracatçıların taşeronu gibi.
Müslüman, milletvekili oldun, bıraksana kooperatifimizi.
TMO fındıkla ilgili 250 TL fiyat açıklamışsa, üretici fındığını tüccara 130 TL’den satıyorsa burada önemli bir sıkıntı var demektir..
Türkiye Cumhuriyeti Devleti soysal devlettir, gerekirse vatandaşı için 3’e, 5’e bakmaz ve hazineden sübvanse ederek, üreticinin elindeki fındığı alır.
Neden?
O üreticiyi toprağında tutmak ve hayatını idame ettirmesi için.
Sayın Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan, bir grup ihracatçı tarafından “Fındıktan 2.5 milyar dolar ihracatımız var” diyerek bilgilendirilmişti.
Yıllar geçti, ihracat 1.7 milyar dolara kadar geriledi. Bu ihracattan devletin kasasına giden para da çok büyük değil.
Borsa ve TTSO seçimlerini izleyen bir dostumuz şaşkınlığı şöyle ifade etti:
“Üstad ya, TTSO binasının önünde ve garajındaki en ucuz otomobilin fiyatı 5 milyon TL idi.”
Allah bağışlasın.
Masadaki bir başka arkadaş müdahale etti:
“Bakmayın öyle olduğuna, fındık tüccarları ve ihracatçılar da çok zor pozisyondalar.”
Fındıkla ilgili son çağrıyı Ziraat Odaları Doğu Karadeniz Koordinasyon kurul başkanı Hasan Kozoğlu yaptı:
Bu yılın son mesajını ona bırakıyorum:
“Fındık üreticisi kazanamıyor, araziler boş kalıyor, köylerimiz sessizleşiyor. Bugün gerekli tedbirleri almazsak yarın Doğu Karadeniz’de fındık tarımını ve kırsal yaşamı kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalabiliriz. Doğu Karadeniz, yüzyıllardır fındık tarımıyla geçinen, emeğini toprağa veren, üretim kültürünü nesilden nesile aktaran bir bölgedir. Ancak bugün yanlış tarım politikaları, artan üretim maliyetleri, yetersiz gelir ve değişen toplumsal şartlar nedeniyle bu köklü üretim düzeni ciddi bir tehdit altındadır.
Fındık bahçeleri yalnızca birer tarım arazisi değildir. Onlar ailelerin geçim kaynağı, köylerimizin yaşam damarı, ülkemizin ekonomik değeri ve gelecek nesillere bırakacağımız bir emanettir. Bu emaneti kaybetmemek için tehlikeyi şimdiden görmek ve harekete geçmek zorundayız.
Yıllar içerisinde miras yoluyla bölünen ve küçülen fındık arazileri, birçok aile için geçim kaynağı olmaktan çıkmıştır. Fındıktan elde edilen gelir, ailenin temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetmeyince üretici toprağından uzaklaşmakta, başka şehirlerde veya sektörlerde geçim aramaktadır.
Küçük bir bahçeden elde edilen gelirle bir ailenin geleceğini kurması artık her geçen gün zorlaşmaktadır. Bu nedenle birçok üretici, yıllarca emek verdiği toprağına yeterince zaman ayıramamakta, hatta bahçesini kendi hâline bırakmaktadır. Üreticinin toprağında kalamadığı yerde tarımın geleceği de tehlikededir.”