Mezire Camisi’nin Gizemi: Asırlık Mabedin Sırları
Trabzon’un Köprübaşı ilçesine bağlı Beşköy Yılmazlar Mahallesi’nde bulunan Mezire Camisi, yalnızca bir ibadethane değil; aynı zamanda geçmişten bugüne uzanan güçlü bir manevi miras olarak anılıyor. Asırlardır bölge halkının buluşma noktası olan cami, yetiştirdiği hafızlar ve ilim adamlarıyla da biliniyor. Mütevazı yapısına rağmen çevre köy ve ilçeler için önemli bir merkez haline gelen Mezire Camisi, özellikle hakkında anlatılan rivayetlerle dikkat çekiyor. Caminin yeri, ahşap direkleri ve inşa sürecine dair aktarılan hikâyeler, yapıyı bölgenin hafızasında farklı bir konuma taşıyor.
Temelin Kendiliğinden Açıldığı Rivayeti
Mezire Camisi’nin en çok konuşulan yönlerinden biri, yapım sürecine dair anlatılan rivayetler. Köy halkının “Cami nereye yapılsın?” sorusuna yanıt aradığı dönemde, temelin bulunduğu alanın kendiliğinden açıldığına inanılıyor. Bu durum, köylüler tarafından ilahi bir işaret olarak kabul edilmiş ve caminin o noktaya yapılmasına karar verilmiş.
Yıllardır kuşaktan kuşağa aktarılan bu anlatım, caminin “gizemli” yönünü güçlendiren unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Bölge sakinleri için bu olay, sıradan bir tesadüften çok daha fazlasını ifade ediyor. Mezire Camisi’nin bulunduğu yerin, manevi bir işaretle belirlendiğine dair inanç hâlâ canlılığını koruyor.
Ahşap Direğin Sırrı
Caminin içindeki büyük ahşap direkler de ayrı bir rivayet konusu. Özellikle ortadaki büyük direğin uzak ve ulaşımı zor bir noktadan nasıl taşınacağı uzun süre köylüler arasında konuşulmuş. Rivayete göre köylüler çözüm ararken, bir sabah söz konusu direğin inşaat alanının yanında hazır halde bulunduğu görülmüş.
Bu olay da caminin “sırrı” olarak anlatılmaya devam ediyor. Ahşap mimarinin önemli bir örneği olan yapının içindeki direkler, hem estetik hem de sembolik anlam taşıyor. Caminin ahşap dokusu, geçmişin ustalığını ve bölgenin geleneksel yapı anlayışını yansıtırken, anlatılan hikâyeler bu mimari unsurlara farklı bir anlam yüklüyor.
Şifa Duaları ve Unutulmayan Rüya
Mezire Camisi, yalnızca ibadet edilen bir mekân değil; aynı zamanda şifa niyetiyle ziyaret edilen bir merkez olarak da biliniyor. Yıllar boyunca çevre ilçelerden ve uzak şehirlerden gelen hasta yakınları burada dua etmiş, özellikle Cuma günleri okutulan sular hastalara ve çocuklara içirilmiş. Caminin manevi atmosferinde şifa arayanların sayısının oldukça fazla olduğu anlatılıyor.
1950’li yıllarda İstanbul’da yaşayan bir iş insanının gördüğü rüya ise caminin ününü daha da artırmış. Rivayete göre rüyasında tüm camilerin Kâbe’ye doğru yürüdüğünü, en önde ise Mezire Camisi’nin bulunduğunu görmüş. Bu rüyanın ardından köyü bularak camiyi ziyaret eden iş insanının, hayatı boyunca caminin masraflarını üstlendiği ifade ediliyor. Bu olay da Mezire Camisi’nin hafızalardaki yerini pekiştiren anlatılar arasında yer alıyor.