Muhabir: TE Bilisim
HAYDİ POLİSLER, “TEŞHİS” VAR!
Hatay Dörtyol’da yaşanan bir olay, devletin “güvenlikten”, hukukun “adaletten” neler yitirdiğini iyice ortaya serdi. Devlet otoritesinin simgesi olan polislerin başına gelenler, diğer devlet kurumlarında işlerin nasıl yürütüldüğünü daha iyi kavramamız
Hatay Dörtyol’da yaşanan bir olay, devletin “güvenlikten”, hukukun “adaletten” neler yitirdiğini iyice ortaya serdi.
Devlet otoritesinin simgesi olan polislerin başına gelenler, diğer devlet kurumlarında işlerin nasıl yürütüldüğünü daha iyi kavramamıza da yardımcı oldu.
Hukuka saygılı insanlara ve daha çok da polis teşkilatına “artık yeter” dedirten olayı bir kez daha anımsamakta yarar var.
Ülkemin “şanslı” gençlerinden biri olduğu için Dörtyol Emniyet Müdürlüğü'nün kantinini işleten AKP Gençlik Kolları Başkanı Ömer Uzun, polis memurlarıyla tartışıyor ve dayandığı siyasal güce güvenerek, polisleri “sürgüne göndermekle” tehdit ediyor.
Polislere yeterince “söz geçiremeyen” Ömer Uzun, AKP Hatay Milletvekili Bayram Türkoğlu'nun oğlu İstemi Kağan Türkoğlu'ndan yardım istiyor.
“Milletvekili oğlu” İstemi, hemen emniyete gidiyor ve arkadaşıyla tartışan polislere fırçalar atıp, tehditler yağdırıyor.
Bu sırada görevli komiser yardımcısı, iyice “çizikten çıkan” Türkoğlu'na "Sen benim memurumla bu şekilde konuşamazsın." deme cesaretini gösteriyor.
Bundan sonraki ayrıntılar çok net olmasa da; tahmin edileceği üzere polisler İstemi’yi kapı dışarı ediyorlar.
İşte bundan sonra iktidarın, siyasetin gücü devreye giriyor.
Telefon trafiği devletin üstünden altına doğru yüksek hızda sorumlu arıyor.
Vali, kaymakam, il emniyet müdürü, ilçe emniyet müdürü, savcı derken “devletin yöneten kolu” zamana karşı başlatıyor.
İlçe savcısı belki de en hızlı soruşturmasını sonuçlandırıyor.
Savcı, Ankara’da milletini temsil etmek için canla başla çalışan “devletlü”nün oğluna söz söyleyen ya da atakta bulunan polis ya da polislerin “derhal” teşhis edilmesi emrini veriyor.
Polislerin amiri de, bu “derhal” durumundan vazife çıkarıp, polislerini emniyet müdürlüğünde sıraya diziyor.
Ardından milletvekilinin oğlu “mağdur” İstemi, esas duruşta bekleyen polislerin karşısına geçip, kendisine “hava atan” polisleri ve komiser yardımcısını “teşhis ediyor”.
İşaretlenen komiser yardımcısı “soruşturmanın selameti” gereğince anında açığa alınıyor.
Polisleri İstemi’nin karşısında “hizaya sokan” emniyet amiri ise şans bu ya, pat diye Hatay Emniyet Müdür Yardımcılığına atanıyor.
Ancak sapıkların, katillerin bile teşhisi bir ayna gerisinde yapılırken, devletin güvenlik güçlerini iktidarın gücüne yem yapan bu “teşhis” olayı, halkın ve polisin vicdanında ciddi bir incinme duygusu yaratıyor.
Çünkü yaşanan olay “bunu polise yapan diğer kamu kurumlarında görevli memurlara, vatandaşa neler yapmaz” kaygısını tetikliyor.
Ülkemizde son anayasa değişikliğinden sonra devletteki “güçler ayrılığı” denen demokrasinin altın kuralı yerle bir oldu.
İktidar, vesayet altına aldığı bütün kamusal kurumlarda kendi lehine düzenlemelere gitti.
Devletin polisi iyice “iktidarın sopası” haline getirildi.
Polis, yaptığı kimi operasyonlarla ve muhaliflere karşı kullandığı şiddetle insanların hukuk devletine olan güvenini ciddi şekilde zedeledi.
Polis, yeri geldi muhalif milletvekillerine biber gazı sıktı, yeri geldi dokunulmazlık demedi muhalif milletvekillerini dövdü de.
Ancak “hukuk devletine sırtını dönmenin” acı faturasının ödenmesi, karşılığında da çeşitli bedellerin ödenmesi kaçınılmazdı.
Muhalif milletvekiline diklenen, döven, gaz sıkan polisin ” iktidar milletvekilinin” oğlunun önünde aşağılayıcı bir biçimde esas duruşta bekletilmesi, komiser yardımcısının açığa alınması hatta ikbal peşindeki amirleri tarafından hiçe sayılmaları bu bedellere örnek teşkil eder kanısındayım.
Herkes gibi güvenlik birimlerimiz de “hukuk devleti” ve “hukukun üstünlüğü” gibi temel demokratik değerlere sahip çıkabilseydi, bu tip bir aşağılama asla yaşanamazdı.
Demokratik mekanizma sorumluları yargı önüne çıkarırdı.
İşin başka bir trajik yönü de var.
Mağdur edilen polisler için en çok söz söyleyen, gündem oluşturanlar yine “muhalif” diye tanımlanan insanlar oldu.
Yani polisin gaz sıktığı, acımasızca dövdüğü, yerlerde süründürdüğü, düşman gördüğü, telefonlarını dinlediği, iki de bir yargı önüne getirdiği “muhalifler” yani…
Yorumlar
Çok Okunanlar
Diploma Var Ama İş Yok: En Zor İş Bulunan Bölümler Belli Oldu
Enis Bardhi’nin Kaçırdığı Penaltının Perde Arkası Ortaya Çıktı
Umut Nayir’in Eşinden Trabzonspor’u Sarsan Sözler
Beşiktaş Transferde Trabzonspor’un Alamadan Vazgeçtiği İki Yıldızın Peşine Düştü
Trabzonspor Türkiye Kupası’nı Kazandı, Fatih Tekke’nin Ozan Tufan’a Yaptığı İşaret Gündem Oldu
Trabzonspor Kupayı Aldı Ama Finaldeki Detaylar Tartışma Yarattı





