Çalışan, raporlu olduğu dönemde yapılan feshin geçersiz sayılması ve görevine dönmesi talebiyle İş Mahkemesi'ne başvurdu. İlk derece mahkemesi işe iade yönünde karar verse de işverenin istinaf başvurusu dosyanın seyrini değiştirdi. Bölge Adliye Mahkemesi, sözlerin eleştiri sınırını aştığını ve iş ilişkisinin devamını işveren açısından beklenemez hale getirdiğini değerlendirdi. Karar, iş yerindeki eleştiri hakkı ile geçerli fesih arasındaki sınıra ilişkin önemli bir örnek oluşturdu.
Fesih Gerekçesi Ne Oldu?
Haberde yer alan bilgilere göre çalışan, toplantıda amirlerinin iş bilmez ve görevlerini yerine getirecek yetkinliğe sahip olmayan kişiler olduğunu söyledi. Kurum, fesih bildiriminde bu ifadelerin işverenin şeref ve haysiyetini zedelediğini savundu. Ayrıca çalışanın diğer personelle iletişim biçimi konusunda daha önce uyarıldığı, buna rağmen tutumunu sürdürdüğü ileri sürüldü.
İlk Mahkeme İşe İade Dedi
İş Mahkemesi, çalışanın açtığı davayı kabul ederek fesih işleminin geçersiz olduğuna ve M.A.'nın işe iadesine karar verdi. Kurum avukatının kararı istinafa taşıması üzerine dosya Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yeniden incelendi.
İstinaf Kararı Değiştirdi
Bölge Adliye Mahkemesi, ifadelerin işin işleyişine dönük olağan bir eleştiri sayılamayacağını belirtti. Mahkeme, sözlerin haklı nedenle derhal fesih ağırlığında olmadığını ancak geçerli fesih nedeni oluşturduğunu değerlendirdi. Bu gerekçeyle ilk derece mahkemesinin işe iade kararını kaldırdı ve davanın reddine hükmetti.
İletişim Diline Dikkat
Karar, iş yerindeki eleştiri hakkı ile iş ilişkisindeki güven ve huzurun korunması arasındaki sınırı yeniden gündeme taşıdı. Dosyada belirleyici olan unsur, sözlerin yalnızca içeriği değil; yöneticiler ve misafirlerin bulunduğu bir ortamda söylenmesi ve çalışma ilişkisini etkileyen niteliği oldu.




