2 Yılda 2 Acı! "Bu Ateşe Nasıl Dayanacağım"
2 Yılda 2 Acı! "Bu Ateşe Nasıl Dayanacağım"
İçeriği Görüntüle

Türkiye’nin deprem gerçeği her geçen gün farklı bir bölgede yeni tartışmaları beraberinde getiriyor. Uzun yıllardır "en güvenli bölgelerden biri" olarak kabul edilen ve sismik açıdan pasif olduğu düşünülen Doğu Karadeniz sahili için ezber bozan bir uyarı geldi. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) öğretim üyesi Prof. Dr. Osman Bektaş, Kandilli Rasathanesi verilerine dayanarak bölgenin sanıldığı kadar sakin olmadığını ifade etti. Özellikle sahil şeridindeki yerleşim yerlerinde yaşayan vatandaşları yakından ilgilendiren bu açıklamalar, yerel yönetimlerin ve yapı sahiplerinin güvenlik önlemlerini yeniden gözden geçirmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Karadeniz Sahili Sanıldığı Gibi Pasif Değil

Doğu Karadeniz kıyı hattı boyunca hakim olan "burada deprem olmaz" düşüncesi, son bilimsel verilerle sarsılıyor. Prof. Dr. Osman Bektaş, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü tarafından kaydedilen verilerin bölgede hareketliliğin sürdüğünü kanıtladığını belirtti. Bektaş, sahil kesiminde 3 büyüklüğünün üzerindeki depremlerin yaygın olduğuna dikkat çekerek, yer kabuğunun ciddi bir gerilim altında olduğunu ifade etti. Bu durum, bölgenin tektonik olarak tamamen uyumadığını, aksine sessiz ve derinden bir enerji biriktirdiğini gösteriyor. Bölge halkının bu sismik hareketliliği "yok" sayması yerine, bu gerçeği kabul ederek hazırlıklı olması kritik bir önem taşıyor.

Küçük Depremler Büyük Hasarlara Yol Açabilir mi?

Bölgedeki asıl tehlike sadece fay hatlarının üreteceği depremin büyüklüğü değil, aynı zamanda bu sarsıntıların karşılaştığı zemin yapısıdır. Prof. Dr. Osman Bektaş, Doğu Karadeniz kıyılarındaki dolgu alanları ve gevşek alüvyon zeminlerin risk çarpanı oluşturduğunu vurguladı. Uzmana göre, zayıf zeminlerde küçük veya orta ölçekli depremler bile zemin sıvılaşması veya yamaç hareketleri nedeniyle beklenmedik büyük hasarlar doğurabilir. "Bölge tamamen pasif değil, kabuk gerilim altında" diyen Bektaş, özellikle deniz dolgusu üzerine inşa edilen yapıların ve dik yamaçlardaki yerleşimlerin bu sismik hareketliliğe karşı çok daha hassas olduğunun altını çizdi.

Bilimsel Planlama ve Yapı Güvenliği Şart

Karadeniz Bölgesi'nde deprem riskini yönetmenin yolu, sismik hareketliliği reddetmekten değil, bilimin ışığında önlem almaktan geçiyor. Bektaş, Doğu Karadeniz için asıl kritik başlıkları; dağların yükselme hızıyla yamaçların kayma hızı arasındaki dengesizlik, zemin kalitesinin düşüklüğü ve yapı dayanımındaki eksiklikler olarak sıraladı. Bilimsel planlama eksikliğinin bölgeyi savunmasız bıraktığını ifade eden uzman isim, kıyı yamaçlarının sarsıntıyla birlikte daha hızlı aşağı kayabileceği uyarısında bulundu. Bu noktada yerel yönetimlerin imar planlarını güncellerken zemin etütlerini çok daha titiz yapması ve yapı stokunu bu risklere göre modernize etmesi hayati bir zorunluluk haline gelmiş durumda.

Kaynak: Mynet