Şahin, Pasifik Okyanusu’ndaki hızlı ısınmanın devam etmesi halinde “çok anormal ve ekstrem hava olaylarının” yaşanabileceğini söyledi.
Emekli Meteoroloji Bölge Müdürü Murat Şahin’in paylaştığı ECMWF tahmin grafiğine göre, Pasifik’teki kritik Nino 3.4 bölgesinde deniz yüzeyi sıcaklık anomalileri yılın ilerleyen dönemlerinde sert şekilde yükselebilir.
Şahin, ortaya çıkan tablo için “gerçekten ürkütücü” ifadesini kullanarak şu değerlendirmeyi yaptı:
“Geçmişte salınımlar olurdu ancak geçişler hiç bu kadar hızlı ve ani yaşanmamıştı.”
Tahminlere göre şu anda nötr seviyelerde seyreden sıcaklık anomalilerinin yaz aylarından itibaren hızla yükselmesi, sonbaharda ise birçok senaryoda 2 ila 3 derece bandına ulaşması bekleniyor.
“Ekstrem Hava Olayları Artabilir”
Murat Şahin, ECMWF verilerine göre Nino 3.4 bölgesindeki anomalilerin 3 dereceye yaklaşmasının, modern dönemin en güçlü El Nino olaylarından birine işaret edebileceğini belirtti.
Şahin, bu durumun dünya genelinde ciddi hava olaylarını tetikleyebileceğini ifade ederek şunları söyledi:
“Bu şekilde olursa, hava olaylarında çok değişken, ekstrem ve alışılmadık koşullar görebiliriz.”
El Nino; Pasifik Okyanusu’nun orta ve doğu kesimlerindeki deniz yüzeyi sıcaklıklarının normalin üzerine çıkmasıyla oluşuyor. Bu durum küresel atmosfer dolaşımını etkileyerek sıcak hava dalgaları, aşırı yağışlar, kuraklık ve fırtına düzenlerinde büyük değişimlere yol açabiliyor.
WMO ve NOAA’dan Benzer Uyarılar
Murat Şahin’in açıklamaları, uluslararası meteoroloji kuruluşlarının son değerlendirmeleriyle de örtüşüyor.
Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), 2026’nın ortalarından itibaren El Nino koşullarının yeniden güçlenebileceğini açıkladı. WMO İklim Tahmin Birimi Şefi Wilfran Moufouma Okia, El Nino’nun Mayıs-Temmuz 2026 döneminde yeniden etkili olmaya başlayabileceğini söyledi.
ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi’nin (NOAA) yayımladığı son ENSO tahminlerine göre ise El Nino olasılığı:
• Mayıs-Haziran-Temmuz döneminde yüzde 61
• Haziran-Temmuz-Ağustos döneminde yüzde 79
• Ağustos-Eylül-Ekim döneminde yüzde 90
• Ekim-Kasım-Aralık döneminde yüzde 93 seviyesine kadar yükseliyor.
NOAA, La Nina etkisinin sona erdiğini ve El Nino’nun yılın ikinci yarısında baskın hale gelebileceğini belirtiyor.
“Süper El Nino” Neden Korkutuyor?
Meteoroloji uzmanlarına göre Nino 3.4 bölgesindeki anomalilerin 2 derecenin üzerine çıkması “güçlü El Nino”, 2,5 dereceyi aşması ise “Süper El Nino” olarak değerlendiriliyor.
Geçmişte yaşanan 1982-83, 1997-98 ve 2015-16 El Nino dönemleri; küresel sıcaklık rekorları, büyük kuraklıklar, seller, tarımsal kayıplar ve deniz ekosistemlerinde ciddi bozulmalarla hafızalara kazınmıştı.
Washington Post’un son değerlendirmesinde de ECMWF verilerine göre Pasifik’te sıcaklık anomalilerinin 3 dereceye yaklaşabileceği ve bunun “yüzyılın en güçlü El Nino olaylarından biri” olabileceği ifade edildi.
Türkiye’yi Nasıl Etkileyebilir?
Uzmanlara göre El Nino’nun Türkiye üzerindeki etkisi doğrudan tek başına belirleyici değil. Türkiye’nin hava sistemi; Akdeniz havzası, jet akımları, kutupsal salınımlar ve bölgesel deniz sıcaklıkları gibi birçok faktörden etkileniyor.
Ancak güçlü El Nino yıllarında Türkiye’de de:
• Uzun süren sıcak hava dalgaları
• Kuraklık riskinde artış
• Ani sağanak ve sel olayları
• Tarımsal üretimde dalgalanmalar
• Enerji tüketiminde yükseliş
gibi etkilerin görülebileceği belirtiliyor.
Uzmanlar özellikle yaz ve sonbahar aylarında sıcaklık ve yağış düzenlerinin yakından takip edilmesi gerektiğini vurguluyor.
Tarım ve Enerji İçin Kritik Süreç
Meteoroloji uzmanları, El Nino’nun yalnızca hava olaylarını değil; tarım, su kaynakları, enerji yönetimi ve halk sağlığını da doğrudan etkileyebileceğini ifade ediyor.
Güçlü bir El Nino senaryosunda bazı bölgelerde kuraklık ve aşırı sıcaklar tarımsal üretimi zorlayabilirken, başka bölgelerde sel ve taşkın riskleri artabiliyor. Aynı zamanda uzun süren sıcak hava dalgalarının enerji talebini ve orman yangını riskini de yükseltebileceği belirtiliyor.
Gözler Haziran Verilerinde
Şu anki tahminler El Nino ihtimalinin ciddi şekilde güçlendiğini gösterse de, olayın “tarihi seviyede” olup olmayacağı henüz netleşmiş değil.
ECMWF, ilkbahar döneminde tahmin güvenilirliğini azaltan “spring predictability barrier” etkisine dikkat çekerek, mayıs sonu ve haziran aylarında daha net sinyaller alınacağını belirtiyor.
Uzmanlara göre önümüzdeki haftalarda Pasifik’teki ticaret rüzgârları, deniz altı sıcaklıkları ve atmosfer-okyanus etkileşimi kritik önem taşıyacak.
Murat Şahin’in değerlendirmesi ise şimdiden güçlü bir erken uyarı niteliği taşıyor: Pasifik’teki hızlı ısınma sürerse, 2026’nın ikinci yarısında dünya genelinde çok daha sert, değişken ve sıra dışı hava olayları yaşanabilir.





