Yunanistan'ın üniformalı eşekleri,
Kriz yaratarak,
Egede savaş nedeni saydığımız karasularını 6 milden 12 mile çıkartmak amaçlı olarak;
Eşek Adasında kuzu çevirerek sözde  bize hava atıyorlar...
*
Kuzu mu çevirirsiniz,
Yoksa başka bir yerinizi mi çevirirsiniz onu bilemem.
Ama sonra bakın da anırmayın.

Hatırlarsanız, her zevzekliğinizde başınız belalara girmiştir.
*
Çünkü yüreğiniz yetse de,
Sıkletiniz yetmiyor,
Anlamıyor musunuz?
*
Bilirsiniz, İzmir'den denize çöp değil,
Sizin zirzoplarınızı dökmüştük.
*
Huy bu ya,
1974 yıllarında yine kaşınmıştınız da;
Kıbrıs'ta oldu bitti halleri yaratmaya kalkmıştınız.
Bu arada Türkiye diplomasiyi devreye sokarken,
Siz aptallar,
Kıbrıs Türklerine,
"Bekledim de gelmedin,
Hiç mi beni sevmedin"
Türküsüyle kafa buluyordunuz.
Ama belanızı buldunuz...
*
Çünkü bir türkümüz daha vardır,
Sizler için:
‘Bir gece ansızın gelebilirim...”
İşte 20 Temmuz Sabahında,
Her zaman büyük olan Türk milletinin kudretli askerleri göklerden ve denizlerden Kıbrıs'a girmişti.
Hatırlayın.
Garantörlük hakkını kullanan Türkiye,
Dünyanın "dur!" demesine aldırmadan 2 günde Kıbrıs'ın yarısını elinizden almıştı.
*
Anladun mi palikarya!
Efendi ol!
Kaşınma.
Sizi,
Eşek Adası'nın şımarık anırıkları sizi...

SİZİN BAŞKA İŞİNİZ YOK MU?

Trabzon Lisesi bu şehrin gururudur.
Şimdi Adı Trabzon Fen Lisesi oldu.
*
Dershaneler kalktı,
Ama öğretmenler ve öğrenciler haftanın 7 günü gönüllü olarak okuldalar.
Sonuç:
Trabzon Fen Lisesi YGS sınavında tarihinde az görülür bir başarıya imza attı ve ilk bin kişi arasına, Toplam 18 öğrenci sokmayı başarmıştır.

Yani Türkiye 15.si ve Trabzon birincisi Trabzon Fen Lisesinin öğrencisidir.
*
Tabi okulun başarıları sadece bunlarla sınırlı değil.
Değil ama bizim Trabzon Milli Eğitim Müdürü nedense okulun yolunu bilmiyor.
Bu başarılarla kendisi de mutlu olması gerekirken,
Yaptığımız bir araştırmaya göre Başta müdür olmak üzere okulun yönetim kadrosunun değişmesine yönelik çabalar içerisindeymiş.
*
Yahu sizin iyi giden işleri bozmak gibi bir göreviniz mi var?
Yoksa başarıyı teşvik etmek,
Huzurlu bir çalışma ortamını tesis etmek asli göreviniz değil midir?
Yazık!
Çok yazık....

YOLUN ÖBÜR TARAFI

Bildiğiniz gibi Taka Gazetesi olarak Çarşı Mahallesi sahil kesimindeyiz.
Manzaramız güzel.
Dinamik bir semt.
Ticaretin dönüştüğü önemli bölgelerden.
Karşımızda yeşil alanlar ve otoparklar.
*
İnsanlar geliyor, araçlarını park edip şehirde işleriyle iştigal ediyorlar.
Ama üst geçitten geçmek için 300 metre doğuya veya alt geçitten geçmek için batıya yürümesi lazım,
Ama yürümüyor.
Acelesi var.
Yol kenarına geliyor,
Orada bekliyor.
Gelmekte olan aracın hız tespitini yapıyor ve kendini yola kesiyor.
Çoğu zaman ezilmiyor.
Ama bazen de istenmedik şeyler haberlerimizin öznesi oluyor...
*
Demek istediğim şu,
Vatandaş bir şeyi yol eyledi mi, Önlemini alın ve bırakın geçsin...
*
 Ayrıca bilmem dünyada örneği var mıdır?
Niyazi Şahinbaş Alt Geçidi, nedense akşam saatlerinde kapatılıyor...
Çünkü bu alt geçidin içinde esnaflar var ve bu alt geçit halk için değil, o esnaflar için yapılmış adeta.
Onlar kapatınca da alt geçit kapanıyor.
Ne ala.
Ne ala.
Ve ne alaka?!

ALTINDA KALSIN!

Ak Partinin sivrisi Mehmet Metiner,
"Anıtkabir yıkılsın" demiş.
Sonra yaptığı bir açıklamada ben hiç öyle der miyim?
Ben Atatürk hayranıyım.
Onun ilkeleriyle büyüdüm.
Ben hain miyim?
Beni başkalarıyla karıştırmayın.
*
"Demedim.
Bana iftira kondurmuşlar."
Diyorsun.
*
O zaman,
Aferin.
Atatürk'e kötü söz deme,
Atatürk'ü sev.
Sev ki adam ol!
1 MAYIS
Dün 1 Mayıs işçi bayramıydı.
Ama memurlar,
İşverenler,
Tatil yapıyorlar.
İşçiler mi?
Onlar için durmak yok işe devam...

TEMİZLİK İMANDAN GELİR

Hangi Ak Partiliyle görüşüyorsak ortak nokta;
Ak partiyi sonradan katılanların ele geçirdiği.
Adaleti ilke edinenlerin kapı dışarı edildiği.
ANAP'ın başına gelenin Ak Partinin de başına gelmekte,
Hatta geldiği vurgulamaktadırlar.
*
O itibarla bir parti içi operasyonun kaçınılmaz olduğu gözle görülür bir gerçek.
Zira demokrasinin kurulduğundan beri yenilmeyen şampiyonunu sıkıntılı sandık sonuçları bekleyebilir.
*
Peki kimler gitmeli?
Çalanlar gitmeli.
Çaldıranlar gitmeli.
Yalakalar,
Siyahı beyaz, gösterenler gitmeli.
Niteliksiz yapışkanlar gitmeli.
Yeteneksiz ve liyakatsizler gitmeli.
*
Dik duranlar,
Doğruları söylemek dirayetini gösterenler,
Allah’tan korkanlar ama asla dincilik yapmayanlar kalmalıdır o partide.

O BİR TÜRK’E GÖNÜL VERDİ

Körfez Metin'de bir Afrikalı
Adı Asya.
2012 yılından beri  Akçaabat'ta yaşıyor Asya.
Evli ve bir çocuk annesi.
Kızının adı Elif.
Babası ölmüş;
Annesi önce karşı çıkmış evliliğine.
Hemşerimizin Müslüman olduğunu öğrenince izin vermiş.
Sırf alacağı tepkilerden korkarak,
Senelerdir evden çıkmamış.
Korkmuş insanlardan.
Küçümsenmekten korkmuş.

Ancak, hüsnükabul gördükçe mahcubiyetinin ve kaygılarının yerini mutlu gülüşler almaya başladı.
"Kocamı,
Çocuğumu,
Memleketinizi çok seviyorum.
Patronum çok iyi bir insan.
Ama Annemi de çok özledim."
Dediğinde gözyaşlarını tutamıyor.
*
Annesini özleyen Asya için en büyük sorun Gine'nin Trabzon'dan hayli uzak olması.
Uçakla 12 saat.
Ve de çok para gerek.
Bu arada Asya Fanatik Trabzonsporlu.
Nede olsa bizim efsane İbrahim Yaddara'nın hemşerisi Asya.
*
Asya'nın bir önemli sorunu daha var;
Türk vatandaşlığına bir an önce geçmek.
"O günü sabırsızlıkla bekliyorum.
Ay yıldızlı kimliğimi istiyorum" diyor.

KİRPİKLERİN OK OK EYLE!

Yedi bizi bu Osmanlı hevesi.
Eline gelen yayı kaptığı gibi oku fırlatıyor.
Tabi bu ok öyle her elden fırlamıyor.
*
Fırlasa da istenen yere gitmiyor.
Önce okun başı istemem der gibi sağa sola sallanırken,
Arka kısmı da dansözleşiyor meretin.
*
Ve yılışık bir şekilde ciddi bir mevzuyu rezil ediyor.
*
Lakin bu konular öyle sanıldığı gibi lagara/lugara mevzular ihtiva etmez.
Ok bu yaydan çıktımı ona  söz kar etmez.
Ata dostu at da böyledir. Tutar bir damarı ona da söz para etmez.
Ayrıca er meydanında kılıç sallamak da yani zor iş.
Hani Osmanlı olmak zor zanaat demek istiyorum.

NAYLA'DAN YAŞ GÜNÜ JESTİ

Önceki gün NAYLA'daydım.
Öğle yemeğimi yerken Müdür Şenol Doğan ile Türkiye gündemini konuşuyor,
Çay içiyorduk ki;
Birden etrafımız çevrilmiş.
Bir pasta ve üstelik üzerinde yanmakta olan bir mumu vardı.
Bir gün önceki yaş günümüzü kutluyorlardı...
*
Tarif edilemez bir nezaket ve  jest.
Anlaşılıyor ki, NAYLA çalışanları için,
Sadece bir müşteri değil,
Aynı zamanda bir dost ve bir ağabey olmuştuk.

Teşekkürler NAYLA!
Teşekkürler Şenol Doğan.
Murat Cayrancı.
Aleyna, Akçay.
Deniz Birinci.
Hava Sandıkçı.
Çok teşekkürler...

Fıkra

Genç kız sevgilisine telefon ediyordu: 
Bu gece bize gelmesen iyi olur şekerim. Babamın öfkesinden yanına varılmiyor. Dün geceki kaçamak gezintiyi onun arabasıyla yaptığımızı haber almış! 
Ne diyorsun! Nereden haber almış acaba? 
Nerden olacak... Çarptığımız adam babammış da!...