İstanbul ve Marmara Denizi çevresinde son günlerde art arda meydana gelen mikrodepremler, bölgedeki deprem riskini yeniden gündeme taşıdı. Salı gününden bu yana 170’in üzerinde küçük sarsıntı kaydedilirken, en büyük depremin büyüklüğünün 3,2 olduğu belirtildi. Özellikle Adalar Fayı çevresinde yoğunlaşan hareketlilik dikkatle izlenirken, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa’dan sismolog Prof. Dr. Eşref Yalçınkaya, Marmara’daki fay üzerinde uzun süredir tektonik gerilim biriktiğine dikkat çekti. Uzmanlar ise mikrodepremlerin tek başına yakın zamanda büyük deprem olacağı anlamına gelmediğini belirtiyor.
Marmara’da 170’in üzerinde mikrodeprem kaydedildi
Marmara Denizi’nde son günlerde yaşanan sismik hareketlilik dikkat çekiyor.
Salı gününden bu yana bölgede 170’ten fazla mikrodeprem kaydedildiği belirtilirken, sarsıntıların en büyüğü 3,2 olarak ölçüldü.
Depremlerin özellikle Adalar Fayı çevresinde yoğunlaşması, İstanbul’daki olası büyük deprem tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.
Ancak AFAD Deprem Bilim Kurulu üyeleri, söz konusu küçük depremlerin tek başına büyük bir depremin yaklaştığının göstergesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.
Adalar Fayı çevresindeki hareketlilik yakından izleniyor
Son günlerdeki sarsıntıların önemli bölümünün Adalar Fayı çevresinde meydana geldiği ifade edildi.
Bu nedenle bölgedeki hareketlilik hem uzmanların hem de vatandaşların yakın takibinde.
Mikrodepremlerin fay üzerindeki gerilim dağılımıyla ilişkili olabileceğini belirten uzmanlar, küçük sarsıntıların zaman zaman artmasının veya farklı noktalara kaymasının olağan tektonik süreçler içinde değerlendirilebileceğini ifade ediyor.
Buna karşın bu hareketliliğin ne zaman ve nasıl daha büyük bir kırılmaya dönüşeceğine ilişkin kesin bir zamanlama yapılamıyor.
Prof. Dr. Yalçınkaya faydaki süreci tahta çubukla anlattı
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa’dan sismolog Prof. Dr. Eşref Yalçınkaya, Marmara’daki fay sistemini anlatmak için dikkat çekici bir benzetme kullandı.
Yalçınkaya, iki ucundan tutularak yavaşça eğilen bir tahta çubuğun üzerinde zamanla küçük çatlaklar oluşabileceğini, bu çatlakların faydaki küçük depremlere benzetilebileceğini ifade etti.
Küçük kırılmaların bazen azalabileceğini, bazen artabileceğini veya farklı noktalara kayabileceğini belirten Yalçınkaya, esas önemli unsurun fay üzerinde uzun yıllardır biriken gerilim olduğunu vurguladı.
“Marmara’daki fay yaklaşık 250 yıldır eğiliyor”
Prof. Dr. Eşref Yalçınkaya’nın değerlendirmesinde en dikkat çekici başlıklardan biri, Marmara’daki fay üzerinde uzun süredir biriken tektonik gerilim oldu.
Yalçınkaya, “Marmara’daki fay yaklaşık 250 yıldır eğilmeye devam ediyor. Bir gün kırılacak” değerlendirmesinde bulundu.
Uzman isim, olası büyük bir kırılmanın temel nedeninin son günlerde yaşanan mikrodepremler olmadığını, asıl belirleyici unsurun uzun yıllar boyunca fay üzerinde biriken tektonik gerilim olduğunu belirtti.
Mikrodepremler büyük depremin habercisi mi?
Marmara’daki art arda küçük sarsıntılar vatandaşlarda “Büyük deprem yaklaşıyor mu?” sorusunu yeniden gündeme getirdi.
Uzmanların ortak vurgusu ise mikrodepremlerin tek başına yakın zamanda büyük bir depremin meydana geleceğini göstermediği yönünde.
Küçük depremler fay sisteminin hareketli olduğunu gösterse de, bunlardan yola çıkarak büyük bir depremin zamanı konusunda kesin tahminde bulunmak mümkün değil.
Bu nedenle uzmanlar, sismik hareketliliğin bilimsel verilerle izlenmesi gerektiğini ifade ediyor.
İstanbul depremi için asıl risk biriken gerilim
Uzman değerlendirmelerine göre Marmara’daki temel mesele yalnızca son günlerde kaydedilen küçük sarsıntılar değil.
Bölgedeki fay hatlarının uzun süredir gerilim biriktirmesi, olası büyük deprem riskinin ana başlığı olarak görülüyor.
Bu nedenle 170’i aşan mikrodeprem dikkat çekici bir hareketlilik oluştursa da, bu sayı tek başına yaklaşan büyük bir kırılmanın kesin göstergesi olarak değerlendirilmiyor.
Marmara’daki sismik hareketliliğin önümüzdeki dönemde de yakından izlenmesi bekleniyor.




