Şalpazarı’ndan yola çıkan 45 gönül insanı; bir geziye değil, maziden atiye uzanan bir vefa yürüyüşüne çıktı. Trabzon Şalpazarı Fidanbaşı Timara ve Sisdağı Eğitim, Gençlik, Doğa ve Turizm Derneği öncülüğünde gerçekleşen bu anlamlı program, tarihe sadakatin ve ecdada minnetin güçlü bir ifadesi oldu. Oğuz Çepni diyarının vakur kadınları; anneler, bacılar… Geçmişi yerinde görmek, fedakârlığın izini sürmek ve evlatlarına daha bilinçli bir gelecek bırakmak için yollara düştü.
Bu yolculuk; toprağa düşen canlara bir dua, hatıraya sahip çıkmanın onurlu bir nişanesiydi. İlk durak Başkent Ankara oldu. Cumhuriyetimizin kalbi Anıtkabir başta olmak üzere tarihî ve kültürel mekânlar ziyaret edildi.Mustafa Kemal Atatürk’ün huzurunda edilen dualar, yalnızca bir saygı duruşu değil; bağımsızlık uğruna verilen destansı mücadelenin idrakiydi. O sessiz avluda yankılanan her adım, “emanetin farkındayız” demenin vakar dolu ifadesine dönüştü. Kafile, yolculuğun ikinci gününde İstanbul’da aziz şehitlerimizin kabirlerini ziyaret ederek Tarihî Yarımada’nın manevi ikliminde derin bir yolculuğa çıktı. Her kabir başında okunan Fatiha; sadece bir dua değil, toprağa düşen canlara verilen bir söz oldu.
Taşlara kazınmış isimler, aslında bir milletin bağımsızlık mührüydü. Gözlerde yaş, dillerde dua, yüreklerde minnet vardı. Programın en anlamlı duraklarından biri ise Çanakkale ve Gelibolu Yarımadası Şehitlikleri oldu. “Çanakkale Geçilmez” destanının yazıldığı o topraklarda rüzgâr başka esti, toprak başka koktu. Çünkü her karışında bir yiğidin hatırası, bir annenin duası, bir milletin direnişi vardı. Orada hissedilen duygu yalnızca hüzün değildi; aynı zamanda bir dirilişti. Zira Çanakkale bir son değil, yeniden doğuştu. Kadınlarımız ecdadın izinde yürürken tarihin omuzlarına dokundu; dualarla geçmişi selamladı.




