Birazdan
Boş bir sayfaya seni anlatacağım
Başından sonuna kadar…
Zarifçe çekilirken
Dudak kenarlarım yukarı doğru
Hatıralar sarmalayacak, sıkıca
Sen, ayakkabının bağcıklarını çözerken
Ben, binlerce kelebek izlerim
Baktığım yerden …
Ah! Birde konuşurken kaldırdığın kaşların
Esir alınmış benliğimde saklı temaşa
Kaç şiir yazarım nigahına
Bilemezsin…
Adını duyduğumda
Uçuş uçuş eteklerim
Yere basmayan ayaklarım
Bir gün bahsedelerse senden
İtibarlı bir hikaye olur
Öyle yani
Bilemezsin…
Yollarını gözlediğim pencere köşemle
Saatlerce kıpırdamadan dayandığım
Pervazların…
Dili olsa
Engelleyemem yüzümün kızarıklığını
Anlatacaklarından
Neyseki ;
Şahitlerimin imkanı yok beni
Ele vermeye
Bahsedemeyecekler;
Geçen arabaları özenle incelerken
Gözlerimin buğusundan…
Bana gelmesende
Her neredeysen
Yeter ki; bir şey olmasın sana
Ben razıyım;
Yıllar geçse de
Aynı pencereden bakarken
Gökyüzü ile yeryüzü arasında sıkışmaya
Öyle yani
Bilemezsin…
***
Sensizliği severim sonra
Hasretinle yüzleşip
Hicranla tanışırım
Özlemini hayalinle avuturum
Çökünce karanlık
Ah! Bir de yıldızlar varsa
Parmak uçlarımdan kayan
Demlenmiş bir fasıl başlar ki inceden;
Öyle yani
Bilemezsin…
***
Kıymetli olduğumu söylerdin ya hep
Ben, ellerimle gözlerimi kapatıp inandım sana
Belki diyerek
Küstürdüğün cümlelerine selam saldım
Her seferinde,
Bilerek
En çok da tek bir sözünde hırpaladın
Sedasız kaldım
Öyle yani
Bilemezsin…
Şimdilerde;
Yaş aldıkça, biriktirdiklerim
Durulan eteklerim
Bastığım yerlerde sağlam ayaklarım
Bir gün bahsederlerse senden
Özlemin derin yolculuğunu anlatan
Bir roman olur
Öyle yani
BİLEMEZSİN…




