Ancak yüksek faiz, sıkı kredi politikaları ve kısa vadeli borç yapısı özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. İSO İkinci 500 araştırmasına göre finansman giderlerinin faaliyet kârına oranı 2024’te yüzde 80,9’a ulaştı. Uzmanlar, şirketlerin kârını faiz ödemelerine yöneltmek yerine uzun vadeli ve çeşitli kaynaklara erişebilmesi için sermaye piyasalarının, kalkınma bankacılığının ve banka dışı araçların güçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Banka Bağımlılığı Kârlılığı Aşındırıyor
Sıkı para politikası dönemlerinde işletmelerin faaliyet kârının önemli bölümü finansman giderlerine gidiyor. Bu durum özkaynak birikimini zayıflatırken yeni yatırım kapasitesini de sınırlandırıyor. Türkiye’de şirket tahvilleri ve doğrudan sermaye piyasası kaynaklarının toplam içindeki payı gelişmiş ülkelere göre düşük kalıyor.
Ortaklık Temelli Modeller Öne Çıkıyor
Melek yatırımcılar, girişim sermayesi fonları ve özkaynak kitle fonlaması şirketlere borçlanmadan kaynak sağlama imkânı sunuyor. İşletme bunun karşılığında yatırımcıya ortaklık payı veriyor. Bu yöntem faiz yükünü azaltırken yönetim ve gelecekteki kazançların paylaşılmasını gerektiriyor.
Borçlanma Araçları Çeşitleniyor
Şirket tahvili, bono, borçlanmaya dayalı kitle fonlaması ve özel kredi fonları bankaya alternatif borç kaynakları arasında bulunuyor. Mezzanine finansman ise borçla özkaynağın özelliklerini birleştiren hibrit bir seçenek sunuyor. Bu kanallar çoğu zaman şeffaf raporlama ve belirli ölçek koşulları gerektiriyor.
Varlıklar Likiditeye Dönüşüyor
Faktoring, forfaiting ve finansal kiralama mevcut alacaklarla varlıkları nakde dönüştürmeyi sağlıyor. Tedarik zinciri finansmanı da KOBİ’lerin güçlü alıcının kredi değerliliğinden yararlanarak daha uygun maliyetle finansmana erişmesine yardımcı olabiliyor. Uzmanlar bilgi eksikliği, sınırlı fon arzı ve mevzuat sorunlarının giderilmesini istiyor.





