TRABZON LİMANININ TEMELİ ATILIYOR
Tevfik Yunusoğlu döneminin şüphesiz en önemli olayı Trabzon Limanının temelinin atılmış olmasıdır. Nitekim meclis tutanaklarında; Trabzon Limanının temel atma merasimi dolayısı ile Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye, Başbakan Şükrü Saraçoğlu’na ve CHP Genel Sekreteri NafiAtuf Kansu’ya çekilen tazim telgraflarına gelen cevabi telgrafların mecliste okunduğu” görüyoruz.

Yüzlerce yıldır Trabzon bir liman kentidir. Ancak bugün anladığımız manada bir limanı yoktur. Liman vazifesini gören iskeleler vardır. Gemiler buralarda açıkta bekler, sonra mavna adı verilen büyük kayıklarla yolcu ve yükler iskeleye taşınırdı.
Trabzon’da modern anlamda bir liman yapılmadan önce liman vazifesini gören iskele ve limanlar hangileridir? Batıdan doğuya doğru sıralayacak olursak; Moloz Limanı, Mumhaneönü, Tuzluçeşme, Kemerkaya, Taşdirek, Ganita ve en büyük liman Çömlekçi Limanıdır.
TAKVİMDEN LİMAN OLUR MU?
1869 senesinde seyyah TheophilesDeyrolle, Trabzon iskelesi ile ilgili şu bilgileri vermektedir;
“Deniz kıyısı çok derin olmadığından büyük vapurlar açıkta demirler, yolcularını kayıklarla iskeleye çıkarırlar. Kazıklar üstüne oturtulmuş bir taş iskelesi varsa da; üzeri genellikle tüccar eşyası ile dolu olduğundan, yolcuları yarı beline kadar suyun içine giren hamallar sırtlarında karaya çıkarırlar. İskelenin yanındaki askeri tersaneden Gâvur Meydanı’na giden bozuk ve dik yokuşu bu hamallar sırtlarında 300 kiloluk yüklerle çıkarlar.”
Fakat şu kadarını söyleyelim, bu sayılan liman ve iskelelere geminin uzak da olsa yaklaşabilmesi, hava ve deniz koşulları ile çok sıkı ilişkiliydi. Nitekim çok değil 1937 senesinde Trabzon’u ziyaret eden İsmail Habib Sevük, Karadeniz kıyılarında şöyle bir darbımeselden bahseder. Der ki;

“Karadeniz’in üç limanı varmış; Haziran, Temmuz, Ağustos!” Sonra devam eder; “Takvimden yapılma limana güven olur mu? İşte bu yaz, Ağustos içinde iskelelerin birinden vapura giderken deniz öyle dalgalıydı ki motor yarı yolda durakladı; meğer pervane havada dönüyormuş; güç bela vapura çıkınca, üç limandan Ağustosu da ben bağışladım.”
Limanı İnönü Söz Verdi
Başbakan İsmet İnönü’nün 1935 senesinde Trabzon’u ziyaret etmesi Liman konusunun devlet katında gündem olmasına da neden olmuştur. Nitekim İnönü’nün Trabzon ziyaretinde, şehir olarak Başbakan’a yapılan taleplerin en önemlisi Trabzon Limanı olmuş, Başbakan konunun incelenmesinden sonra yapılacağına dair söz vermiştir.
Ancak Liman konusunun Trabzon Belediye Meclisinin gündemine girmesi için 40’lı yılların gelmesi gerekmiştir. Nitekim İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanı olarak 1943 senesinde Trabzon’u ziyaret etmesi dolayısı ile liman konusunun yeniden gündeme geldiği görülmektedir. Konu, meclis tutanaklarına şu şekilde yansımıştır;
“Aziz Şefimizin, memleketimizden ayrılışlarında Trabzonluların kendilerine karşı gösterdikleri candan bağlılık, muhabbet ve misafirperverliklerden ötürü teşekkürlerinin halka ulaştırılmasını emretmiş ve Trabzon’un iktisaden kalkınması için muhtaç olduğu demir yolu ve liman tesisatının ilk fırsatta kuvveden fiile çıkarılacağını vaat buyurmuşlardır.”
Muzaffer Başkaya’nın verdiği bilgiye göre, Trabzon Valiliği, 8 Temmuz 1946 günü Bayındırlık Bakanı Sırrı Day’ın da katılımı ile limanın temel atma töreninin yapılacağını ilan ederek, bütün Trabzonluları bu törene katılmaya davet etmiştir. 8 Temmuz 1946 günü yalnızca bir temel atma merasimi yapılmamış aynı zamanda Trabzon’un yarım asırlık liman davası da halledilmiştir.
Trabzon ve çevre illerden gelen 10 bin vatandaşın katılımıyla büyük bir coşku içinde yapılan tören Değirmendere’deki taş ocağında patlatılan lağımların ardından İstiklal Marşı ile başlamış ve alkışlar arasında kürsüye gelen Bayındırlık Bakanı Sırrı Day’ın konuşması ile devam etmiştir.
Törende Trabzon Belediye Başkanı Tevfik Yunusoğlu ve halk adına Kemal Kefeli birer konuşma yapmıştır. Bundan sonra büyük bir vincin taşıdığı muazzam bloklar Dışişleri Bakanı ve Trabzon Milletvekili Hasan Saka’nın Başkanlığında bir heyet tarafından denize atılmıştır. Aynı anda sandalla, yollar, meydanlar ve antrepo önü ve kale semti halk tarafından doldurulmuştu. Bayraklarla süslenmiş şehirde şenlik havası gece yarısına kadar sürmüştür.
Liman inşaatı nihayet 1953 yılında tamamlanmış, 1954 yılında da işletmeye açılmıştır.
SUR DİPLERİ İŞGAL EDİLMEYE BAŞLANDI
Tevfik Yunusoğlu döneminde meclis görüşmelerinde Mehmet Kitapçı’nın konuşmasında yapmış olduğu tespit dikkatimizi çekmiştir. Sene 1947, Meclis üyesi Mehmet Kitapçı şöyle demektedir;
“Kaleler etrafı gezilerek bazı evsiz kimselerin derme çatma ve hatta kalelerden birer birer koparılan taşlardan kalelerimize bitişik olarak yapılan barakalar, birkaç sene sonra yine sevgili meclisimizin başına para ile istimlak edilecek bir bela olmasınlar.”

Bazı durumlarda da kale duvarları vatandaş tarafından yıkılmış ve daha sonra bu yerin kendisine satılması için belediyeye başvurulduğu görülmüştür. Meclis üyesi Hasan Karanis meclisin önüne gelen böyle bir konuda itiraz ederek, böyle giderse kale duvarlarına tecavüzlerin artacağını söylemiştir. Belediye meclisi bu durumda satış yapılmaması ve surları işgal edenlere yaptırım uygulanmasını kabul etmiştir.
Ancak bu ve bundan sonraki dönemlerde bu konuda başarılı olunamadı ki, birkaç sene sonra değil ama onlarca yıl sonra bu durum belediye için sıkıntı olmuş, bedava yerleşilen belki de birkaç kez el değiştiren bu yapılardan, daha sonra istimlak yapılarak Trabzon kurtulmuştur. Bu arada kale duvarları ise bazı yerlerde neredeyse yok olmuştur.
Atapark’daki bugün AVM ve Trabzon Büyükşehir Belediyesi hizmet binası olan Tekel’in kuruluşu için imar değişiklikleri Tevfik Yunusoğlu döneninde yapılmıştır. Tesisin o günkü ismi Tütün Bakım Ve İşletme Evidir. Yine Meydan parkındaki Atatürk Heykelinin 1935 senesinden beri devam eden yapım serüveni Yunusoğlu döneminde sonuçlandırılmıştır.
YENİMAHALLE ŞEHRE UZAK
Bugün Yenimahalle olarak adlandırılan mahallenin kuruluşu yine Tevfik Yunusoğlu döneminde planlanmıştır. Başkan Yunusoğlu bu planı “İmar Planı doğrultusunda şehrin batı tarafında örnek bir mahalle kurulması” olarak belirtmiştir. Ancak meclis tutanaklarında 1947 senesinde o bölgenin şehre uzak oluşundan dolayı, yapılacak evlere talip çıkmayacağı belirtilmiştir.

Bununla birlikte bu alanda 270’er metrekarelik arsalar içerisinde 30 ev yaptırılması ve taliplilerine satılması kabul edilmiştir.
İLK SİYASİ MUHALEFET
Tevfik Yunusoğlu döneminde dikkatimizi çeken bir hususta, Trabzon Belediye Meclisinde ilk siyasi muhalefetin 1949 senesinde ortaya çıkmış olmasıdır. Biraz geriye dönecek olursak meclis zabıtlarını okumaya başladığımız 1931 tarihinden itibaren 1949 senesine kadar Trabzon Belediyesi tek bir partiye (yani CHP’ye) mensup meclis üyesi ve başkanlar tarafından yönetilmiştir. 1946 senesinde yapılan belediye seçimlerinde de yeni kurulmuş olan Demokrat Parti seçimi boykot ettiğinden mecliste sadece CHP’li üyeler temsil edilmiştir.

Ancak 15.02.1949 tarihli belediye meclisinde yapılan görüşmelerde Trabzon Belediye Meclisinde farklı bir dönemin başladığına dair önemli işaretler mevcuttur. Olay nasıl ortaya çıkmıştır, bakacak olursak;
1949 yılının Şubat ayında toplanan Meclis’te yapılan gizli oylamada Belediye Başkanı’nın izinli olması halinde yerine Bekir Sükûti Kulaksızoğlu ile Temel Ünver eşit sayıda oy aldıklarından, çekilen kura neticesinde, Bekir Sükûti Kulaksızoğlu Başkan Vekili olarak seçilmiştir.Buraya kadar normal.
Ancak bir sonraki Meclis toplantısında “Belediye Başkan Vekili seçiminin kanunsuz olduğuna dair verilen on üç imzalı önergenin okunarak, yapılan seçim keyfiyetinin kanuni formaliteye uygun olup olmadığının İçişleri Bakanlığı’na sorulması” şeklinde bir gündemle karşılaşıyoruz.”
Konu Meclis’te uzun uzun tartışılıyor. Ancak Bekir Süküti Kulaksızoğlu’nun “…Halk Partili arkadaşlardan bir zat seçilmiş olsa idi, bugünkü seçim hakkında bir önerge ile karşı karşıya gelmemiz imkânsızdı” cümlesi ile “Zaten bu Halk Partili arkadaşlar her şeyi çok bildiklerini iddia ederler, fakat iddialarında her defasında yanılırlar. Bu dava bir parti davası haline gelmiştir. Yoksa yapılan işte bir kanunsuzluk yoktur” cümleleri, artık Belediye Meclisi’nde farklı siyasal görüşlerin temsil edilmeye başlandığını göstermektedir.
Peki, bu nasıl olmuştur? Zira 1946 Belediye seçimine yukarıda da ifade edildiği üzere sadece Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) katılmıştı. Ancak Meclis tutanaklarının ilerleyen bölümlerinden, bazı Meclis Üyelerinin Cumhuriyet Halk Partisinden ayrıldığı anlaşılıyor. Bekir SükütiKulaksızoğu’nun; “Halk Partisinden ayrılmış arkadaşlar ne Yunan Partisine ve nede Demokrat Partiye geçmiş değillerdir. Demokrat Partiye girmiş olsak bile üzerimizde vatandaşlık hakkı bakidir” cümlesi, bazı üyelerin Cumhuriyet Halk Partisinden ayrıldıkları ancak henüz bağımsız üye oldukları anlaşılıyor.
Hangi üyelerin CHP den ayrıldığı ve bu arada başka bir partiye geçip geçmedikleri, detay bilgisini şu an için tutanaklardan anlayamıyoruz. Ancak görüşme tutanaklarından çok partili Meclis hayatının çekişmeli geçeceğini öngörmek mümkün.
Meclisteki tartışmaların ardından bazı Meclis üyelerinin istifa etmesi sonucunu doğurduğunu da belirtelim. Zira bu olaydan sonra Bekir Süküti Kulaksızoğlu, Hüseyin Çulha, Sabri Akpir, Hasan Karanis ve Ahmet Tiryaki meclise üç içtima mazeretsiz devam etmediklerinden “Müstafi sayılmaları” (İstifa etmiş) kabul edilmiştir.
HALKEVİNE İTİRAZLAR
Belediye meclisinde farklı bir dönem başladığının bir işareti de Cumhuriyet Halk Partisinin bir kültür kolu olan Halkevine belediye tarafından yapılan yardımlara ilk defa bu dönem itiraz edilmesidir. Zira Halkevi 1932 senesinden buyana Belediye meclisince himaye edilmekte ve bu müesseseye verilmek üzere Cumhuriyet Halk Fırkasına ve daha sonra da CHP’ye yardım edilmekteydi. Ancak Tevfik Yunusoğlu döneminde ilk defa Halkevine yardım konusu mecliste itirazlara neden olmuştur.

Nitekim 1950 yılı bütçe görüşmelerinde; “Trabzon Halkevi’ne yardım edilmek üzere Cumhuriyet Halk Partisi’ne (5000)TL yardım yapılması hususu” Meclis’in gündemine geldiğinde, itirazlar baş göstermiştir.
Söz alan Cemal Çanakçı, Halk Partisi’nin bir hayır müessesesi olmadığını, bu itibarla Halkevi’ne vermek üzere Halk Partisi’ne yardım yapılmasının mevzuata uygun olmadığını belirtir. Başkan Tevfik Yunusoğlu; “Halkevleri siyasal bir teşekkül olmayıp, bilhassa halk kültürüne ve umumun menfaatine hadim bir müessesedir. Öteden beri olduğu gibi bu kültür müessesesine bütün Türkiye’deki Belediye ve Özel idareler gibi Belediyemiz de yardım etmektedir. Hizmet sahası memleket şümul olan böyle bir halk müessesesine yardımı esirgemek doğru olmaz” demiştir.. Halkevi konusu başka bir yazının konusu olduğundan bu kadarla yetiniyoruz. Ancak görünen o ki, çok partili hayat çekişmeli geçecek.
İlk Deniz Dolgusu
Bir de son olarak ilk deniz dolgusunun 1950 senesinde Tevfik Yunusoğlu döneminde yapıldığını belirterek bitirelim. 1949-1950 yılı Belediye Faaliyet Raporuna göre; Ganita ile Gazipaşa Caddesi arasından, imar planına göre yapılması lazım gelen sahil yolu kısmının gerçekleştirilmesi için buradaki kumsalın, inşaat enkazı ve Belediye tarafından yapılmakta olan yol, kaldırım ve bahçe gibi tesislerden çıkan topraklar ve ihale edilen resmi binaların hafriyatından çıkan malzemelerle doldurulmasına başlandığını, dolgu tamamlandığında; “imar planı dahilinde tanzimi cihetine gidilerek şehrin muhtaç olduğu bir sahil Caddesi’nin” yapılacağı belirtilmektedir.
Fatih Erol





