Trabzon’un en işlek noktalarından biri olan Uzunsokak, bugün ekonomik zorluklara karşı yükselen bir sese şahitlik etti. Türkiye Emekliler Derneği Trabzon Şubesi ile Saadet Partisi Ortahisar İlçe Teşkilatı, emekli maaşlarının açlık sınırının altında kalmasına dikkat çekmek amacıyla bir araya geldi. Bir sedye üzerine yatırılan temsili emekli figürüyle gerçekleştirilen "Emekli Entübe" yürüyüşü, çevredeki vatandaşların yoğun ilgisini çekti. Yürüyüşün ardından Meydan Parkı’nda toplanan kalabalığa hitap eden Saadet Partisi Ortahisar İlçe Başkanı Burak Turhan, sert açıklamalarda bulunarak emeklilerin içinde bulunduğu durumu "vatandaş kıyımı" olarak nitelendirdi.

“Emekli Yaşamak İstiyor, Sadaka Değil Hakkını Bekliyor”
Eylem sonrası basın açıklaması yapan Burak Turhan, mevcut ekonomik tablonun bir hata değil, bilinçli bir siyasi tercih olduğunu savundu. İktidarın emekliye bakış açısını eleştiren Turhan, Çalışma Bakanı’nın emeklilerin maaş almasını bir lütuf gibi sunduğunu ifade etti. Turhan, "Emekliye maaş vermeyi bir hak teslimi olarak değil, bir lütuf gibi sunan bu zihniyet; sosyal devleti, sadaka devletine dönüştürmüştür" dedi. Emeklilerin şükür telkinleriyle susturulmaya çalışıldığını belirten Turhan, gerçek şükrün adaletin sağlandığı yerde olması gerektiğini vurguladı.

Uzun Yaşamın Maliyet Olarak Görülmesine Sert Eleştiri
Açıklamada, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı Raci Kaya’nın tartışmalı ifadelerine de değinildi. Devletin, vatandaşının uzun yaşamasını bir "maliyet kalemi" olarak görmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Turhan, "Devlet, vatandaşını yaşatmak için vardır. Onu korumak, kollamak ve insanca yaşamasını sağlamakla yükümlüdür. Ancak bugün emekli; hasta sedyesinde, ilaç kuyruğunda, geçim kaygısıyla ölüme terk edilmektedir" ifadelerini kullandı. Bu yaklaşımın ne sosyal devlet ilkesiyle ne de vicdanla bağdaşmadığını söyleyen Turhan, emeklilerin bu ülkenin "yükü" değil, "alın teri ve hafızası" olduğunu hatırlattı.

Açlık ve Yoksulluk Sınırı Rakamlarıyla Ekonomik Tablo
Türkiye'deki 17 milyon emeklinin 20 bin TL seviyesindeki maaşlarla geçinmeye zorlandığını belirten Turhan, güncel ekonomik veriler üzerinden kıyaslamalar yaptı. Açlık sınırının 30 bin lirayı, yoksulluk sınırının ise 98 bin lirayı aştığı bir ortamda, emeklilerin bu rakamların çok altında yaşamasının bir zulüm olduğunu dile getirdi. Kamu kaynaklarının şatafata, uçak filolarına ve faiz lobilerine ayrıldığını ancak sıra emekliye gelince "bütçe kısıtlı" dendiğini savunan Turhan, "Bu tercih siyasetidir ve bu tercihin adı da koca harflerle ADALETSİZLİKTİR" diyerek maaşların derhal insan onuruna yaraşır bir seviyeye çekilmesi çağrısında bulundu.



