Fatih Tekke ‘geçiş oyunu kolay onu sevmiyorum’ demişti
Madem Pandora’nın kutusu açıldı, birkaç şey daha yazalım… Ben futbolda birçok kişinin aksine defansif/kontrollü oyunu ya da kontraya dayalı futbolu da severim. Mesela bizim Fatih–Szymek–Gökdeniz–Yattara’lı takım gayet iyi bir kontra takımıydı. Mesele defansif ya da hücumcu oynamak değil. Biz şu anda iyi bir defans takımı değiliz, iyi bir pres takımı değiliz, iyi bir pas takımı değiliz, iyi bir hücum takımı da değiliz. “Sahada neyi gerçekten iyi yapıyoruz?” diye sorduğumuzda çok net bir cevap veremiyoruz.

Topu kaybettiğinde hızlı geri kazanmalısın
Geçen sezondan kalan en belirgin artılarımızdan biri bek bindirmeleriydi, şimdi onları da tam oturtabilmiş değiliz. Presten çıkış şablonlarımızı beğeniyorum ama onları da her maç gereksiz yere zorluyoruz. Her rakip bize geçen sezonki GS maçı gibi pres yapmıyor. İyi bir topa hakim olma oyunu oynamak istiyorsan topu kaybettiğinde çok hızlı geri kazanabilmen gerekir. Mevcut kadro buna ne kadar uygun? Bence ciddi bir soru işareti. Ben olsam bu yüzden ne çok derine iner ne de sürekli önde basardım. Orta blokta merkezi çok sert savunan ve topu kazandığında şimşek gibi atağa çıkan bir takım kurmaya çalışırdım.

Trabzonspor’da Amedspor Öncesi 7 Eksik Birden
Trabzonspor’da Amedspor Öncesi 7 Eksik Birden
İçeriği Görüntüle

Merkezi kontrol etmeden olmaz
Önde basmak zorunda değilsin ama gerektiğinde elbette basarsın. Kazanmak zorunda olan takım olarak bunu zaten yapacaksın. Böyle bir şablonda hem savunma güvenliğin artar hem de topu kazandığında kaleye katetmen gereken mesafe çok uzun olmaz. Enerjiyi ekonomik kullandığında Onuachu bile bu oyunun parçası olabilir, yeter ki onu sürekli pres yaptırıp hücuma koşamayacak kadar tüketmeyelim. Önce merkezi tutalım, oraya hakim olalım. Az gol yiyelim. Golü buluruz. Ama merkezi kontrol etmeden bu takımın istikrarlı biçimde başarılı olmasını mümkün görmüyorum.

Sıkıcı olan tutuk, kararsız, kaygılı görünmek
Biz merkezi tutup hücumda üçgenleri nasıl kuracağımızı, rakibi nasıl deleceğimizi düşünelim. Bence taraftara sıkıcı gelen şey de yalnızca hücum ya da savunma futbolu değil. Asıl sıkıcı olan takımın tutuk, kararsız ve kaygılı görünmesi. Ne yaptığını bilen, kompakt duran ve topu kazandığında birkaç saniye içinde rakip kaleye giden bir takım gayet heyecan verici olabilir. Fatih Tekke elbette bu işi benden çok daha iyi biliyor. Beğendiğim o presten çıkış şablonlarını da, bek organizasyonlarını da o yaptı.

Her maça ayrı problem çözmeye çalışmak yerine
Bence mesele biraz daha sadeleşmekte. Fazla düşünmez, her maça ayrı bir problem çözmeye çalışmak yerine takımın iplerini biraz salıp oyunculara bildikleri oyunu oynatırsa başarılı olabilir. Ben tabii kendi kafamdaki Trabzonspor’u izlemek isterdim: merkezi kapatan, kolay gol yemeyen, rakibi istediği anda boğan, hataya zorlayan ve topu kazandığında birkaç pasla kaleye inen sert, hızlı ve direkt bir takım.

Kaynak: Çağatay (X)