Zeki Uzundurukan: Topun canı varmış
Trabzonspor, Papara Park'taki maça adeta bir formalite karşılaşması gibi bir başlangıç yaptı. Son derece tutuk, isteksiz, hareketsiz ve hedefsiz bir takım görüntüsündeydi bordo-mavililer! Oysa önlerinde öyle büyük iki fırsat vardı ki... Hayal gibi ama gerçekleşmesi zor olmayan fırsatlar! Şampiyonluk gibi... Lig ikinciliği gibi... Bu maç başlangıcını kontrollü oyun diyerek geçiştiremeyiz. Trabzonspor ilk yarıda oyunun içine giremedi. Ya da Başakşehir sahada güçlü bir duruş sergiledi.
Başakşehir maça tahrip gücü yüksek bir futbolla, ön alan baskısı ile başladı. Bordo-mavililer, rakibin öndeki baskısı nedeniyle öne doğru çıkmakta zorlanırken, sık sık Onana'ya geri pas atmak zorunda kaldılar. Folcarelli'nin yokluğu çok hissedildi. Zaten iki takım da orta alanları uzun toplarla geçtiler. Yani ilk yarıda etkili bir orta saha mücadelesi göremedik. İlk yarıda daha iyi oynayan, daha çok pozisyon bulan taraf konuk ekip Başakşehir'di. Trabzonspor ilk yarıda Pina-Zubkov kanadını çok iyi kullanamadı. Mustafa Eskihellaç, Nwakaeme'ye çok top taşıdı. Mustafa'nın yürekli oyununa şapka çıkarmak lazım.
Trabzonspor adına sahanın en iyisi Saviç'ti. Muazzam kademelere girdi, rakip tehlikesi savuşturdu. Gollük pozisyonlarda göğsünü siper etti Saviç! Felipe Augusto ise çok etkisizdi. Onuachu'dan çok uzak oynadı. İlk yarının son anlarında bir hakem skandalına tanık olduk. Trabzonsspor'un kullandığı kornere yükselen Bertuğ Yıldırım, topu kolu ile uzaklaştırdı. Onuachu penaltı itirazında bulundu. Hakem Alper Akarsu topun kafadan ele geldiğini işaret ederek pek oralı olmadı. VAR'daki Ali Şansalan pozisyonu izledi mi? Onu da bilemiyoruz. Ancak topun direkt olarak Bertuğ'un koluna geldiği net ortada. Yıllardır hakem skandalları ile canı yanan Trabzonspor'a yine hakemler ağır bir darbe vurmuş oldu.
İkinci yarıya da daha iyi başlayan taraf Başakşehir oldu. Hem çok hızlı oynadılar, hem de Trabzonspor kalesine çok adamla geldiler. Trabzonspor, Başakşehir baskısını savuşturduktan sonra çok daha iyi oynamaya başladı. Felipe Augusto'nun direk dibinde topu ağlara gönderemediği bir pozisyon var ki, inanılmaz... Bu pozisyonda Duarte'nin ters vuruşu son anda dönüp ağlara gitmekten vazgeçti! İkinci yarıda Augusto'nun pozisyonunda Trabzonspor yine penaltı bekledi. Bence de penaltı verilebilirdi bu pozisyonda.
Maçın son bölümünde maçı tek kaleye çeviren Trabzonspor aradığı golü de buldu. Maçın en iyisi Mustafa Eskihellaç, orta alandan aldığı topla hareketlendi, ceza sahasına girdi, Felipe Augusto'ya 'al da at' dedi. Felipe de topu ağlara gönderdi. Hazırlanış olarak gerçekten mükemmel bir goldü. Bu gol, Papara Park'ı tıklım tıklım dolduran bordo-mavili taraftarları coşturdu. İlk yarıyı boşa geçiren Trabzonspor, ikinci yarının başındaki Başakşehir baskısını kırdıktan sonra müthiş bir futbol ortaya koydu. 90+2'de Selke'nin kafa vuruşunda top direğe çarparak çizgiyi geçti. Saviç müdahale edemedi. Bu pozisyonda top böyle istedi. Topun da canı varmış dedirtti. Trabzonspor, ikinci Fenerbahçe ile puanları eşitleme şansını son anda kaybetti. Hakem skandalları ile 2 puan bıraktı Trabzonspor ama ne olursa olsun bu sezon Fatih Tekke son yılların en etkili performanslarından birine imza atıyor.
Reha Kapsal: Sabır ve destek
Trabzonspor'un geçen hafta kaybettiği iki puandan sonra Başakşehir karşısındaki tek hedefi zirve yarışından kopmamaktı. Fenerbahçe'nin puan kaybından sonra alınacak galibiyet üç değil, beş puan değerinde olacaktı. Bordo-mavililer saha dizilişinde 4-2-3-1 gibi görünse de Onuachu, arkasında Augusto'yu yerleştirerek 4-4-2'ye dönerek oynadı. Bu planın uygulanması için iki önemli parametre var. 1- Oyunu genişletmek ve bunun için kenarlardan Zubkov ve Nwakaeme ile top ayağında hücum ederken, onları Pina ve Mustafa ile destekleyerek buradan tuzakları kurmak gerekir. 2- Rakip yarı alanında top kaybında yapacağınız yüksek şiddetli pres ile topu kazanıp atak sürekliliğini sağlamak önemli. Özelikle takım halinde geriye koşmazsınız, hele önde dört forvet oyuncusuyla böyle git geller için özellikleri çok uygun değil.
Böyle bir ilk devrede; bir tek Onuachu'nun pozisyonu haricinde çok üretken olamadıkları gibi karşı presi iyi yapamadıklarından çok geriye koşmak zorunda kaldılar. İkinci yarıda Trabzonspor çok istekli başladı. Özellikle ikili mücadele ve pres anlayışı çok başarılı idi. Bu aynı zamanda taraftarın coşkusunu yükseltti. Mustafa'nın çok başarılı yaptığı dripling sonucunda al da at niteliğindeki asistinde Augusto ile golü buldu Trabzonspor... Maçın böyle biteceği düşünülürken, gereksiz yere geriye fazla yaslandı bordo-mavililer. Galibiyeti fazlası ile hak ettikleri bir maçta iki puan bıraktılar. İlk günde düşüncelerim neyse bugün de aynı yerdeyim Fatih Hoca hakkında. Çünkü elindeki kısıtlı imkanlarla çok başarılı performans verdi. Düşüncem; sözleşme süresi olan 5 yılın sonuna kadar Tekke'ye hiçbir şey söylemeden, sabır gösterip sonuna kadar destek vermek lazım.
Olcay Çakır: Sezonun özeti gibi!
Trabzonspor bu maçta yine tanıdık bir tablo sundu: Merkezde, ceza sahası yakınında, çevresinde dikine pas yok, ikiye birler yok, oyun sürekli kenara yıkılıyor. Merkez üretmeyince kenar ortaları da anlamını yitiriyor. Orta sahada Folcarelli’nin yokluğu net hissedildi. Kemen ve Umut’un enerjisi ve doğru yer tutuşu, Trabzonspor’un merkez etkinliğini ciddi biçimde azalttı. Artık neredeyse tükenme aşamasına gelmiş ama hala savaşmaya çalışan bir Nwakaeme tarafına aşırı yük binince, Zubkov’dan beklenen katkı da gelmeyince hücum setleri tek yönlü ve tahmin edilebilirlikten uzak kaldı. Merkezden beslenemeyen oyun, baskı kurma ihtimalini de ortadan kaldırdı. İki takımın da risk almayan, doğru ama cesaretsiz oyunu beraberlik havasını uzun süre sahada diri tuttu. Ta ki Lovik hamlesine ve ardından Mustafa Eskihellaç’ın o ezberi bozan cesaretine kadar. Hat kırdı, sürekli de denedi zaten ve golü de hazırladı resmen. Trabzonspor adına maçı arayan, isteyen tek oyuncu oydu.
Hâlâ umut var
Bunun dışında Trabzonspor’un gol atabilecek bir görüntüsü bence yoktu. Klasik ilk yarı oynadılar yine, klasik gol arama yöntemleri vardı yine ve klasik koruma refleksi bolca... Bu seferde yetmedi geçen hafta gibi. Son bölümde, sezon başından beri kurulan tatlı hayaller bir kez daha başka matematiklere kalmış oldu. Şampiyonluk umudu olan takımın yiyeceği gol değil bunlar. Dakikalar değil bunlar. Bu maç aslında sezonun da özeti gibiydi. Kendini tekrar eden bir oyun, ezber mi yoksa kabullenme mi belli değil. Hedefe ulaşılmış gibi bir rahatlık var ama izleyen için bu yetmiyor. Seneye çok farklı şeyler sunulmak zorunda. Hâlâ birkaç maçı var. Hâlâ umut var. İkramlar var. Ama bu oyunla ikramlara karşı ikramlar olma ihtimali de var.
ULAŞ ÖZDEMİR: Deja Vu
Trabzonspor'da Folcarelli'nin yokluğu bir kez daha gün yüzüne çıktı. Onun takımı rahatlatan ve oyunun merkezini tutan rolü eksik kalınca Ozan Tufan'ın omuzlarındaki yük bir kat daha arttı.
Zira Folcarelli'nin her maç üstlendiği o kritik sorumluluğun bu kez Ozan tarafından karşılanması gerekiyordu.
İki takımın da sahaya çift merkez ve çift forvet ağırlıklı benzer dizilişlerle çıkması ilk yarıda yoğun bir birebir eşleşme trafiği doğurdu. Gelen topların hedefindeki Onuachu'nun ağır kalması Başakşehir'in öndeki savunma kurgusunun işini daha da kolaylaştırdı.
Nwakaeme gibi yaşı itibarıyla topu rakip kaleye yakın bölgede alması gereken bir ustaya sahipken Trabzonspor topa yeterince sahip olamadığı için onu istediği noktada bir türlü buluşturamadı. Oulai ise merkezden ürettiği ataklarla takımı ayakta tutmaya çalıştı. İkinci yarıya ise Başakşehir adeta fırtına gibi bir giriş yaparak çok hızlı ve ciddi pozisyonlar buldu. Trabzonspor'un bu baskıya vereceği reaksiyon merak konusuyken bordo-mavililer beklenen cevabı gecikmeden verdi. Kilidi açmak için gereken ekstra işi ise Mustafa Eskihellaç yaptı ve bu sezon birbirinden şık asistlerine dördüncüsünü ekledi.
Trabzonspor'un bu yolun sonunu getirip getiremeyeceği tartışılsa da sahada herkesin birleştiği gerçek bu takımın muazzam bir gayret sergilediğiydi.
Maçın geri kalanına damga vuran asıl olay ise hakem Alper Akarsu ve VAR heyetinin kararlarıydı. Bertuğ'un eline çarpan topta ve Opoku'nun tekmesinde nasıl bu kadar kayıtsız kaldıkları, adeta bilinçlerini nasıl kapattıkları büyük bir merak konusu… İstanbul semalarında tereddütsüz çalınacağı herkesçe bilinen bu iki net penaltı pozisyonunun görmezden gelinmesi futbolun acı bir gerçeği olarak maçın hikayesine eklendi.
Cemal Ersen:Büyük balık kaçtı
Hataların yüzünden yitirdiklerine hayıflanmak, gerçekleri değiştirmiyor maalesef. Alanyaspor deplasmanında bırakılan 2 puanın Trabzonspor’un sezon sonu hedefini derinden etkileyeceği aşikârdı. Önemli olan gerekli dersi çıkarmaktı. Olmadı, iki maçta 4 puan kaybı sezonu hikayesini şekillendirdi.
Dün akşam Başakşehir karşısında gördük ki, bordo-mavili futbolcular kalan haftalarda neler yapabileceklerini sağlıklı analiz edememiş. Maçın her anını yaşamak gerekiyordu. Uzatma saniyelerinde yenen gol acı bir deneyim.
Oysa ligin en istikrarlı takımlarından birine karşı gel-gitler yaşamasına karşın, kontrolü kaybettiği anlarda müthiş takım savunmasıyla fark yarattı bordo-mavili ekip.
Tehlike sinyalleri gelirken kaptan Savic bir elin parmaklarını geçecek sayıda kritik müdahaleleri ile gemisini güvenli limana yanaştırmaya çalışıyordu. Lakin onun çabası yeterli olmadı.
Gözler gol krallığına yarışan Onuachu’ya çevrilmişti. Rakip takım hocası Nuri Şahin boş alan dahil başına iki kişi koyup Nijeryalı santrforu etkisiz hale getirince, Trabzonspor’un kolu kanadı kırıldı.
Felipe Augusto’nun üstünlük sayısında Mustafa’nın katkısı, Trabzonspor’u umutlandırdı.
Kalan sürede oyuncu değişiklikleriyle Başakşehir’le rekabet etmek zordu. Son saniye golünün faturası ağırdır. Skoru koruyacak bir kulübesinin olmaması, başkan ve hocasının yeni sezona dair planlarında öncelik almalıdır.
Trabzonspor şu an için UEFA Avrupa Ligi elemelerinde. Son dört haftada hedef bir tık yukarı çıkabilir mi, neden olmasın?
İskender Günen: ‘Saygıyı hak ediyor’
Tam Fenerbahçe ile puanları eşitleme hesapları yapan Trabzonspor, maçın uzatma dakikalarında gelen hatalar sonucu oluşan golle 1 puanla yetinmek zorunda kaldı.
Her zaman belirttiğimiz gibi, futbol tuhaf bir oyun ama bir başka gerçek var ki 1-0 önde olduğunuz maçta topa daha fazla sahip olmanız ve rakibe bu şansı vermemeniz gerekiyor.
İlk yarı, orta alan mücadelesi şeklinde geçti. Temponun artmadığı ve top üçüncü bölgeye geldiğinde Trabzonspor'un bir türlü gerekli üretkenliğini yakalayamadığını gördük. Bunda en belirgin etken, iki kenardan istenilen atak girişimlerinin gerçekleştirilememesi ve orta alanda cezalı olan Folcarelli'nin eksikliği.
Onuachu gibi bir oyuncun varsa kenarlardan getireceğiniz toplar, büyük öne taşımakta. İlk yarı Onuachu ile girilen pozisyondan başka atağın yoktu.
İkinci devre, ilk yarıya göre rakip alanda daha fazla baskı yapan ve her iki kenardan da atak girişimlerinde bulunan bir Trabzonspor vardı. Bunun sonucunda Mustafa'nın dribblingle getirdiği topta Trabzonspor'un golü geldi.
Sonuç her ne kadar hayal kırıklığı da olsa ortaya konan oyun saygıyı hak ediyor. Eksiklikler, doğaldır ki bir takım için sorun ama Trabzonspor'da gördüğümüz en önemli özellik her oyuncunun koşullar ne olursa olsun takım birlikteliğinin içerisinde bulunması.
Özellikle maçın ikinci yarısındaki oyunu göz önüne getirdiğimizde gerçekten karşılaşmanın böyle bitmesi büyük hayal kırıklığı.

