SAKIN BIRAKMA FATİH HOCAM - ZEKİ UZUNDURUKAN

Böyle iki ayaklı maçlarda ilk karşılaşmada aldığın sonuç kaderini belirliyor. Trabzonspor, turu ilk maçta yani Papara Park'ta Ferencvaros'a yenilerek kaybetti. Rakibin iki maçta da nasıl savunma yaptığını gördük. Neredeyse hatasız oynuyorlar. Birlikte düşünüp birlikte hareket eden bir takım Ferencvaros! Dünkü maça aslında iyi başladık. İlk 10 dakikadaki oyunumuz, tura yakın bir oyundu. Ancak sonraki dakikalarda kader ağlarını ördü. Malinovskyi'nin 14. dakikada gördüğü kırmızı kart, takımın bütün enerjisini düşürdü.

Zaten orta sahada büyük sıkıntı yaşayan bordo mavililer, Ferencvaros'a tamamen teslim oldular. Yumuşak orta sahadan bir de Malinovskyi'nin atılmasıyla Ferencvaros'lu oyuncular, hiçbir engel ile karşılaşmadan ceza sahamıza geldiler. Fatih Tekke baktı ki tur elden gidiyor. İkinci yarıya üç hamle birden yaparak başladı. Onuachu'nun yerine Aral Şimşir, Mustafa'nın yerine Pina, Muçi'nin yerine de Bouchouari girdi. Ama bu üç değişiklik de Trabzonspor'un oyununa bir ivme kazandıramadı.

10 kişi kaldıktan sonra ortaya çıkan görüntü aslında hiç iyi değildi. Bir martı uçak düşürür! Bir kırmızı kart, felakete neden olur! Onana'dan- Onuachu'ya kadar tüm oyuncular, büyük gerginlik ve stres içindeydi dün gece. Sakin kalamadık sahada. Nitekim ikinci yarıda Cabral'ın acemice hem penaltıya sebebiyet verip hem de ikinci sarıdan kırmızı kart görmesi, Trabzonspor'un tamamen dağılmasına neden oldu. Bu kadar sıradan diyebileceğimiz Ferencvaros'a karşı fark yediğimize mi yanalım, yoksa iki maçta üç kırmızı kart gördüğümüze mi? Gerçekten çok yazık oldu.

Muhammed Salah gibi bir dünya yıldızı her maç yüreğini ortaya koyarak bordo-mavili forma için savaşırken, maalesef diğer oyuncuların isteksiz halleri, Fatih Tekke'yi adeta çıldırttı. Kazanmak için, tur için çıktığımız maçta fark yedik. Oyun olarak Ferencvaros'un çok gerisinde kaldık. Tam 14 transfer yapan Trabzonspor'un hala transfere ihtiyacı olması düşündürücü. Takımdaki bazı oyuncuların formsuzluğu da ayrı bir konu. Ferencvaros'un bu mütevazi kadrosuyla Avrupa Ligi'ne girdiği bu ortamda, Salah'lı Trabzonspor'un Konferans Ligi'nde yoluna devam edecek olması da üzüntü verici.

Gerçekten çok yazık oldu. Sloven hakem Rade Obrenovic, Ferencvaros'u çok koruyup, gösterdiği ağır kartlarla Trabzonspor'un canına okudu. Ama biz de kötü oynadık. Savaşmadık. Ne savunmada dik durabildik, ne de hücumda etkili olabildik. Bu maçtan çıkarmamız gereken çok ders var! Takım bütünlüğü olmadan verdiğiniz emek ve alınteri, dün olduğu gibi boşa gidiyor. Önce takım bütünlüğüne ihtiyacı var Trabzonspor'un! Yoksa bu Trabzonspor, Konferans Ligi'nde de hayal kırıklığı yaşatır.

Sakin olmak lazım. Gereksiz sinir ve stresten sıyrılıp kenetlenmeli takım. Avrupa Ligi'ne veda etmek dünyanın sonu değil. Şimdi Trabzonspor'un önünde tarih yazabileceği bir Konferans Ligi var. Nereye gidiyorsun hocam! İstifa değil, birlik bütünlük zamanı! Daha kazanacağın çok zafer var! Kupalar ve şampiyonluklar var hocam! Sakın gitme hocam! Başkan Ertuğrul Doğan'ın da Fatih hocaya moral verip, "Hocam ne istifası! Seninle başarıdan başarıya koşacağız. İstifanı kabul etmiyoruz. Seninle kader birliği yaptık. Sonuna kadar devam hocam" diyeceğini düşünüyorum. Öyle olacaktır zaten!

Trabzonlu Sporcular İstanbul’dan İki Madalyayla Döndü
Trabzonlu Sporcular İstanbul’dan İki Madalyayla Döndü
İçeriği Görüntüle

TEKKE'YE DESTEK ZAMANI - REHA KAPSAL

Trabzonspor ilk maçta kendi evinde kaybetti ve avantajı rakibi Ferencvaros'a verdi. Ama böyle iki ayaklı maçların en önemli özelliği birinci maçı tolere etme imkanının olması. Bir de bunu yapacak bordo mavililerin potansiyeli olması. Evindeki maçın ikinci devresinde ortaya koyduğu oyunu sahaya yansıttığında zor görünen turu atlaması içten bile değildi. Maça iyi başlayan topa sahip olarak oynayan bordo mavililerde Malinovskyi'nin gördüğü kırmızı kart çok enteresandı. Nedeni hakem sarı kartı eline aldı tam gösterecekken kenar müdahalesi ile kararını değiştirdi. Bu yanlış karar sonucu böyle fizik kalitesi iyi olan sahada savunma ve hücumda kompakt oynayan, birlikte oynama alışkanlığı olan bir takıma karşı hele bir de deplasmanda oynamak kolay değil.

Maç önü düşünün Fatih hocanın tüm planlama ve maçın gidişatına göre uygulayacağı stratejiler, bununla ilgili tüm analiz ve çalışmalar bir anda sıfırlanmış oldu. Oyunda bir anda on kişi kalıp üzerine bir de üç dakika sonra gol yiyince saha içi organizasyonda farklı bir faza geçmek zorunda kalıyorsunuz. Sonuçta Trabzonspor bir maçta yaşayabileceği tüm olumsuz olayl arı böylesine önemli bir maçta yaşadı ve UEFA Avrupa Ligi'nde değil, Konferans Ligi'nde yer alacak.

Tabi ki bunu kimse istemezdi ama yapacak bir şey de yok. Bunu geride bırakıp takım olarak geleceğe odaklanmak zorundalar. Buralardan ayağa kalkıp başarılı olabilecek çok değerli teknik adamı ve oyuncu kadrosu var. Şimdi telaşa ve panik yapmaya gerek yok sakin, sabırlı ve böylesine sıkıntılı zamanlarda koşulsuz gösterecek liyakata ihtiyaç var.

Fatih Tekke'nin bir anlık verdiği, doğru olmayan reaksiyon sunucunda istifa etmesi, tüm gözleri Başkan Ertuğrul Doğan'a çevrilmiştir. Başkan'ın bu istifayı kabul etmeyeceği gibi, ilerdeki büyük başarıların mimarı olacak, Fatih Tekke'ye koşulsuz tam desteği vereceğinden şüphem yok.

Konferans Ligi hayırlı olsun! Olcay Çakır

Trabzonspor ilk maçı evinde, özellikle ilk yarıdaki hatalı tercihlerle belki de kaybetmişti. Yine de Trabzonsporlular, ‘Salahlı kadro Budapeşte’de bunu çevirebilir mi?’ diye umut ediyordu. Neticede takımın bir “6 numarası yoktu ama altın gibi numaraları vardı” yani iyi maliyetlerle yapılmış bir sürü transferi vardı. Bir takımın başına gelebilecek en kötü senaryoyu yaz deseler; ilk maçı evinde kaybet, rövanşın daha başında da on kişi kal, denebilirdi.

Malinovski’nin anlamsız faulü tam da bunu yaptı. Bundan sonra neyi eleştirsek dönüp dolaşıp aynı yere geleceğiz: “Trabzonspor erken dakikada on kişi kaldı.” Peki maç orada bitmeli miydi? Hayır. Hamleler gelmeli miydi? Evet. Hazırlık döneminin iyilerinden Aral neden başlamıyor, Pina ve Mustafa Eskihellaç neden bir oynuyor bir oynamıyor, yerleri değişiyor diye sorabiliriz. Ama cevabı hazır: “Takım on kişi kaldı!”

Takım olarak birlikte oynamak için birlikte belli 11’le oynamak gerek miyor mu zaten? Belki de kelebek etkisiyle Malinovski’nin kırmızısı bütün planı bozdu. Bir yerin ayarını bozduğunuzda başka yerlerde de defolar çıkabiliyor. O yüzden fazla konuşmaya gerek yok! Konferans Ligi’ni bu kadro için uygun görenlerin sesi zaten yeterince yüksek. Benim kuşağım ise Salah gibi bir oyuncunun olduğu Trabzonspor’u oraya yakıştıramıyor. Göztepe maçındaki sertlikten şikâyet etmek yerine sertliğe karşı oyun üretmek bile bu geceye hazırlık olabilirdi. Trabzonspor’a Konferans Ligi hayırlı olsun. Belki de hayırlısı böyle! Artık ligini bulduğuna göre başarı beklemek de insanların hakkıdır diye düşünüyorum.

Kırmızıda geçenler ve pes edenler! Cemal Ersen

Fatih Tekke UEFA Avrupa Ligi’ne veda etmenin faturasını üstlenip istifa ediyorsa, ona güvenip on milyonlarca euroluk transfer yapan ve her istediğini yerine getirmeye çalışan başkan Ertuğrul Doğan ile yönetim kurulu üyelerine nezaketsiz davranmıştır.

Haa, Tekke’nin hamlesi güven tazelemek amacı taşıyorsa, tartışmanın kamuoyu nezdinde yapılması yakışık almamış ve taraflar arasında güven kaybına yol açmıştır.

Tekke göreve gelirken Trabzonspor camiasının hangi evlatlarını ve paha biçilmez değerlerini yok ettiğini bilmiyor olamaz. Tek tek isim sayamam ama kendisi en yakın arkadaşlarından yaşadığı ızdırabı bilir.

Yazımın başlığı o yüzden “kırmızı” ile ilgilidir.

Geçen hafta ev sahibi olmanın avantajını kullanamayan ve Ferencvaros’a tek golle teslim olan Trabzonspor’un UEFA Avrupa Ligi’nde gruplara kalma ihtimali zayıflamıştı.

Başta dünya yıldızı Salah olmak üzere 14 yeni transferin takım arkadaşlarının isimlerini öğrenmesi ve hocalarının oyun anlayışını benimsenme sürecinin Ferencvaros maçlarına denk gelmesi şanssızlık değil, beklenen olumsuzluktu.

Trabzonspor erken bulacağı golle rakibin planlarını bozabilirdi. Hesapta olmayan ise, ilk maçta Nwaiwu’nun kırmızı kartla arkadaşlarını yalnız bırakması gibi Malinovsky’nin henüz 13. dakikada rakibe yaptığı şiddetli hareketin ihraçla cezalandırılması idi.

Kırmızıda geçtin ya, alışkanlık yapar. 57. dakikada Cabral’ın sebebiyet verdiği penaltı sonrası oyun dışı kalması ortaya trajik bir hikaye çıkardı.

Sinirler gerildi, Slovak hakem Obrenovic’e aşırı tepki veren kaleci Onana’nın maçı kırmızı kart görmeden tamamlaması mucizeydi. Atılmak için elinden geleni yaptı, Slovak hakem “ya sabır” çekti!

Bakış açım Trabzonspor cephesinden. Müthiş paralar harcayıp, büyük yatırımlar yapıyorsunuz. Ligde, kupada ve Avrupa kulvarında önemli hedefler koyuyorsunuz. Taraftarı coşturup, camiayı hayal dünyasına sürüklüyorsunuz. Salah ismi bile ligin kimyasını alt üst edebiliyor.

Ancak unutmayın, bu oyunda kazanmak da var kaybetmek de. Kurduğunuz kadro, yaptığınız hazırlık, teknik direktörünüzün oyun felsefesi ve oyuncularınızın profesyonelliği kaderinizi çizebiliyor.

İsteksizlik... İSKENDER GÜNEN

İlk maçtaki 1-0'lık yenilgi ve savunmada Nwaiwu gibi bir oyuncunun yokluğu doğaldır ki büyük bir dezavantaj. Bir de her türlü planları yaptığınız maçta henüz 13. dakikada Malinovskyi'ninanlamsız müdahalesi sonrasıgelen kırmızı kart sonucubelirleyen bir kırılma noktasıydı. Doğaldır ki böylesi bir maçta 10 kişi kalmak sorunları da beraberinde getirecekti. Ferencvaros, oyunda üstünlüğü ele aldı, ataklar çoğunlukla sağ kanattan Bamidele Yusuf üzerinden gelişirken savunma hattında ilk kez birlikte görev yapan Savic-Cenk ikilisiuyum sorununu fazlasıyla hissettirdi. Orta alanda oluşan boşluk önde oynayan oyuncuların geri dönüşlerde isteksizliği ya da yetersizliği rakibe büyük bir avantaj olarak karşımıza çıktı. İleride sadece Salah bireysel becerileriile üretmeye çalışsa da destekverecek bir yardımcı yoktu. 2. yarı yapılan oyuncu değişikliklerinden sonra ise yine oyunun kontrolü Ferencvaros'taydı. Topa daha fazla sahip oldular ve de Trabzonspor'un çıkarken kaptırdığı toplardan sonra gelen ikinci ve de üçüncü gol… İki maçı gözönüne getirdiğimizde Ferencvaros,saf dışı bırakılmayacak birrakip değil. İlk maçın ikinci yarısındaki oyun ve de büyük beklentilerle geldiğiniz ikinci maçta hesapta olmayan bir kırmızı kart bugünkü sonucu hazırlayan en büyük etkendi. Ama bir başka gerçek var ki; takımda bazı oyuncular henüz istenilen performansları sahaya yansıtamıyor. Özellikle geçen sezonsonuca en büyük katkı verenOnuachu bir an önce eski formunakavuşmak zorunda.

İlk maç! Ulaş Özdemir

Ferencváros karşısındaki problem Budapeşte'de değil Trabzon'daki ilk maçta başladı. Trabzonspor topa sahip oluyor fakat merkezden rakibini delemiyor. Orta saha top dolaştırıyor fakat üretemiyor.

Rakibin iki hattı arasına giremeyince hücum kenarlara sürükleniyor. Ardından çözüm Salah'ın adam eksiltmesine, Muçi'nin bireysel yaratıcılığına ya da Onuachu'ya gönderilecek toplara kalıyor. Bu durum Avrupa futbolunda sürdürülebilir bir hücum planı olabilir mi, Allah aşkına!

Trabzonspor yoluna Konferans Ligi'nde devam edecek. Bu yüzden Ferencváros eşleşmesi bir felaket hikâyesine çevrilmemeli ama çok sert bir kadro raporu olarak masaya konulmalı. Trabzonspor yönetiminin ve Fatih Tekke'nin önünde artık bazı kararlar var. Üstelik bu kararların duygusal tarafı bulunmuyor.

Onuachu'nun geçen sezonki fiziksel hakimiyetinden ve oyun içindeki ağırlığından ciddi biçimde uzaklaştığı görülüyor. Ceza sahasında varlığı artık korkutucu değil. Şu anda sahada çoğu zaman kaybolan bir Onuachu izliyoruz. Savic başka bir tartışma konusu. Liderliği, karakteri ve tecrübesi tartışılmaz. Fakat Avrupa futbolunda stoperden beklenen şey artık liderlikten ibaret kalmıyor. Trabzonspor'un oynayacağı futbolun fiziksel talepleri yükseldikçe Savic meselesinin de yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.

Trabzonspor'un esas ihtiyacı… Merkezde oyunu yönlendirecek, baskı altında top alabilecek, yüzünü rakip kaleye dönebilecek bir orta saha. Fabinho'nun önemini oynamaya başladığında daha net anlayacağız. Evet Salah'a sahip olmak çok ama çok büyük avantaj fakat sen Salah'a topu doğru yerde ulaştıramıyorsan dünyanın en büyük yıldızlarından birini bile sıradanlaştırırsın. Muçi için de aynı şey geçerli.

Kaynak: HABER MERKEZİ