İSKENDER GÜNEN: Aral gecenin parlayan yıldızıydı
Çalkantılarla dolu bir haftanın ardından Gençlerbirliği maçı büyük önem taşımaktaydı. Sahada arzulu, coşkulu ve tempolu bir Trabzonspor vardı. Sezon başında beri yazdık çizdik. Kenardan Onuachu'ya gerekli pasların gelmesi gerektiğini söyledik. Yani hücumda kenar organizasyonlarının Trabzonspor için ne kadar önemli olduğu gerçeği, bu maçta bir kez daha görüldü. Sol kanatta müsabakanın başından itibaren çok etkili performans ortaya koyan Aral'ın adrese teslim ortasında Onuachu, takımını öne geçirdi. Erken golün verdiği moral ve öz güvenle yapılan baskı sonucunda kazanılan penaltıda, Salah ile ikinci gol atıldı. Sağ kanatta Pina ve Salah'ın yakaladığı müthiş oyun ve Pina'nın getirdiği topu, Onuachu ağlara yolladı.
3-0'dan sonra orta sahaların çabuk geçildiği, zaman zaman G.Birliği'nin de pozisyona girdiği anlar vardı. Bordo-mavililerde Aral, Onuachu'ya yaptığı asistin yanında direkten dönen topu ve ürettiği tehlikelerle maçın en parlak ismi oldu. Ancak Aral'a uyarı yapmak gerekiyor. Hücumda ne kadar etkiliyse, rakip ataklarda sol bek Mustafa'ya yardıma gelmeli. Sağ kulvarda ise Pina ve Salah ikilisinin birbirini tamamlayan hareketliliği savunmayı felç etti. Salah'ın pasında Muçi ile dördüncü ve yeni transfer Franculino ile 5'inci gol geldi. Trabzonspor; hücum hattındaki tüm aktörlerin tabelaya katkı vermesi sonucunda yüksek oyun arzusuyla taraftarına muazzam bir futbol akşamı yaşattı.
ULAŞ ÖZDEMİR: Beş golün anlattığı şey
BİR takım beş günde bu hale gelmez. Fakat o sürede tutukluğunu üzerinden atabilir ve yeniden koşmaya başlayabilir. Trabzonspor'un Gençlerbirliği karşısında verdiği 5-0'lık reaksiyonun özeti budur.
Hüseyin Çimşir'in ilk dokunuşu oyuncu tercihlerinden önce zihniyetti. Trabzonspor son maçlarda yaptığı her pası uzun uzun düşünür hale gelmişti.
Dün akşam ise oyun tamamen sadeleşti. Farkı yaratan topa sahip olmanın miktarından çok aksiyonların hızı ve doğruluğuydu. Onuachu'nun kendisini bulması da tesadüf sayılmamalı.
Haftalardır rakip stoperlerle ceza sahasından uzakta boğuşan santrfor bu kez kaleye yakın beslendi. Sakatlanarak çıkması ise gecenin kaygı veren tarafıydı. İkinci yarıda Trabzonspor'un reaksiyonu devam etti. Üç farklı üstünlüğün ardından geri çekilmedi, oyunun kontrolünü korudu. Onuachu'nun yerine giren Franculino Dju.
Yeni transfer hareketliliği, savunma arkasına koşuları ve fizik gücüyle Onuachu'dan farklı bir santrfor seçeneği sundu. 78'inci dakikada seken topa herkesten erken davranıp golünü atması ceza sahası sezgisini gösterdi.
Nwaiwu da gecenin sessiz kahramanlarından biriydi. Öne çıkarak yaptığı müdahaleler, geniş alan savunması ve fizik gücü çok etkileyiciydi. Bu karşılaşma Fatih Tekke'nin emeğini asla silmez. Çok büyük emekleri var. İnkar edilemez. Fakat takım ile teknik heyet arasındaki ilişkinin yorulduğu da açık biçimde ortaya çıktı. Kadrodaki ana sorun kalite eksikliğinden çok rol karmaşası, zihinsel yorgunluk ve güven kaybıydı. Hüseyin Çimşir beş günde tabii ki bir futbol devrimi yapmadı. Takımın sırtındaki çantayı indirdi! Oyunculara alan, cesaret ve sorumluluk verdi. Trabzonspor da uzun zaman sonra futbol oynayarak nefes aldı. Şimdi bunu sürdürülebilir hale getirmekte.
Zeki Uzundurukan: Beş yıldızlık oyun!
Trabzonspor ve sekiz maçtır suskun olan Onuachu için tam bir patlama maçı oldu. Fatih Tekke'ye Trabzonspor'a verdiği hizmetler için teşekkür etmek lazım. Hüseyin Çimşir, hoca arayışlarının gölgesinde sorumluluk üstlendi ve Trabzonspor'a daha ilk maçında hayat verdi. İki maçtır kulübede unutulan Pina'yı 11'de oynattı, Pina harika bir asistle Onuachu'ya 'al da at' dedi. Aral Şimşir 11'de başladı, ilk golün asistini yaptı. Orta sahada Melih'in yerine bir tecrübe abidesi Ozan Tufan'a görev verdi Hüseyin hoca. Pina ve Salah sağ kanatta başkent ekibini adeta canından bezdiren bindirmeler yaptı. Aral'ın hücum yönü çok güçlü ama işin savunma tarafında zayıf kaldı. Mustafa'ya yeteri kadar yardım edemedi Aral. Gençlerbirliği bu kanattan etkili ataklar yaptı.
Peki Fatih hoca sonrasında Hüseyin Çimşir ile ne değişti de Trabzonspor dün Gençlerbirliği karşısında şahlandı! Bu soruya cevap arayalım birlikte. Elbette ki teknik adamların elinde bir sihirli değnek yok. Ama Hüseyin hoca, savunma ve hücum oyuncularına 'birbirinize yakın oynayın' demiş. Trabzonspor'un bu sezon en büyük eksikliği buydu. Hücumda çoğalamıyor, savunmada az adamla yakalanıyordu. Dün çok adamla hücum yapan ve en önemlisi de hızlı futbol oynayan bir takım vardı sahada. Savunma da yardımlaşma üst düzeydeydi. Hüseyin Çimşir'in en radikal kararı bence Ozan Tufan oldu. Ayrıca Aral Şimşir'e de güvenmesi önemliydi. O Aral dün asist yaptı, şutlar attı, ceza sahasına adrese teslim ortalar gönderdi.
Trabzonspor ilk 20 dakikada farkı yakaladıktan sonra oyunu rölantiye almak istedi. Gençlerbirliği çok iyi bir geçiş takımı. Üçüncü bölgede çok hızlı oyuncuları var. Çok çabuk geriye düştüler ama pes etmeden savaştılar. Pozisyonlar da buldular. 34 yaşındaki Muhammed Salah adeta 'Şimşek McQueen' gibi. Topla ve topsuz oyunda çok hızlı. Önüne atılan toplarda ise rüzgar gibi...
Gençlerbirliği karşısında 700. maçına çıkan Salah, kariyerindeki 338. golünü attı. Bu arada dün attığı iki golle patlama yapan Onuachu sakatlandı ve ilk yarının son anlarında çıktı. Yerine yeni transfer Dju girdi. Dju girer girmez iki kez golle burun buruna geldi. Çok hızlı bir santrfor. Geçen sezon Midtjylland'da tam 58 gol katkısı verdi Aral-Dju ikilisi. (Franculino Dju: 22 gol, 3 asist; Aral: 12 gol, 21 asist) Müthiş ikili Trabzonspor forması altında bu sezon çok can yakar.
Dju ilk maçında golünü de attı. Artık Onuachu sakatlandığında 'eyvah' demeyecek Trabzonspor taraftarı! Çünkü Dju var. Bu arada Fabinho'nun savunma yardımını beğendim. Oyunun savunma yönünde de dik duran bir oyuncu Fabinho... Trabzonspor'un etkili oyunu ikinci yarıda da devam etti. Muhammed Salah'ın Muçi'ye asisti ile tabelayı 4-0'a getirdi Fırtına. Dju, 78'de skoru ilan etti ve ilk maçında gol siftahı yaptı. Trabzonspor çok iyi bir takım. Salah, Trabzonspor'un gücüne güç kattı. Doğru ve güçlü bir oyunla Trabzonspor'un sahada neler yapabileceğini dün gördük. Hoca arayışları sürüyor. Ama unutulmasın ki, yabancı teknik adamla bizim ligimizde başarı zor. En yakın örnek Mourinho! O yüzden Hüseyin Çimşir'e süre vermek, şans tanımak lazım diye düşünüyorum. Bu arada üst üste ikinci kez Avrupa Şampiyonu olan (Filenin Sultanlarını) A Milli Kadın Voleybol Takımımızı da yürekten kutluyorum. Helal olsun size!
Reha Kapsal: Hoş geldin!
Trabzonspor'da Fatih hoca görevini bıraktıktan sonra takımın nasıl bir refleks ortaya koyacağı merak ediliyordu. Nitekim özellikle ilk 25 dakika ortaya koyduğu istekli oyun, ön alan presi ve attığı gollerle maçın fişini erkenden çekti ve sezon başından beri en etkili ilk yarıyı oynadılar. Bordo mavililer top ayağında iken tartışmasız çok etkili bir takım. Bunun nedeni hücum hattındaki oyuncuların yetenekleri. Oyunun durumuna göre atak yaptıklarında her türlü kombinasyon çeşitliliğine sahip oyuncu profillerden oluşuyor. Bu hücum cephaneliği doğru kullanılırsa her takıma karşı çok rahat gol bulurlar. Bordo mavililerin böyle yetenekli bir forvet hattı varsa bu oyuncuları çok geriye koşturmamak lazım. Onun için savunma bloğu daha takım boyunu kısaltıp orta sahaya kadar çıkmaları gerekiyor.
Özelikle bunu stoper yapmalı. Daha dar alana oyunu itmeliler ki oyunu dar alana çekip ön alanda oynayan oyuncuları çok gel git yaparak koşu metrajlarını uzatmamak en önemli konu başlığı gibi duruyor. Çünkü bu oyuncular topu karşılamada çok agresif değiller. Bu da takımın yumuşak karnı. Bu oyunculardan iyi performans alıp başarılı olmak istiyorlarsa top kaybı sonrası takım boyu 60-70 metre gibi çok uzun mesafede oynamayı bir an önce bırakmalılar. Salah ve Muçi'nin kendi pozisyonlarında oynamaları çok doğru karardı bu da ikisinin ve takımın performansını olumlu yönde etkiledi. Alınan üç puanla oyuncular Hüseyin Çimşir'e hoş geldin derken benim hocanın kendisine verilen şansı çok iyi değerlendireceğine şüphem olmadığı gibi şehrin ve taraftarın kendi evlatlarına sahip çıkıp destek vereceklerini düşünüyorum.
Cemal Ersen: Gördünüz mü Onuachu'yu?
Skordan ve oyundan bağımsız soruyorum; geçen sezon bu takımın gol yükünü üstlenen, elde ettiği her başarıda payı bulunan Paul Onuachu’yu dört maçta bitirmeye çalışan ve yerden yere vuranların dün akşam yüzü kızardı mı acaba?
Kızarmayanlara anlatayım; Onuachu gibi bir forvetiniz varsa, kenar ortaları ile besleyecek, ısrarla pozisyona sokacak, ceza alanı içinde etkili kılacak ve sonuç almasını bekleyeceksiniz. Her maçta karşılığı en az bir goldür.
Düne kadar oyun planını Salah üzerinden kurgulamaya çalışanlar maalesef Nijeryalı forveti taraftara kurban olarak sunmuştu. İnananlar oldu ve az daha gözden çıkarılıyordu.
Sonuç; Onuachu’nun dönüşü muhteşem oldu. Unutmadan, takımının kazandığı penaltı atışı öncesi topu öpüp Salah’a bırakması, aralarındaki soğuk rüzgarları lodosa çevirdi. Bencillik yapsa, hat-trick ustası olarak hava atabilirdi.
Maça gelince, emanetçi teknik direktör Hüseyin Çimşir mucize mi yarattı? Dört günde olur mu o dediğimiz? Hüseyin Hoca birkaç dokunuşta bulundu.
Aklın yolu belli. Solda Aral’ı sağda Pina’yı kanat hücumlarında etkili hale getirdi. Erken gelen golle birlikte oyuna istediği gibi hükmetmeye başladı. Gençlerbirliği’nin direnci kırıldı.
İlk yarıyı üç farklı önde bitiren bordo-mavili ekip kalan bölümde yine oyunun hakimi idi. İki gol daha geldi, fazlası olabilirdi.
Geçmişe dair hatalar ne olacak?
Ne tuhaf değil mi? Kadrosuna kattığı yıldız oyuncularla dünyada ses getiren, anketlerde şampiyonluğun en güçlü adaylarından biri olarak gösterilen Trabzonspor, henüz dördüncü haftadaki Gençlerbirliği sınavına “kader” maçı olarak bakıyordu.
Puan yitirse facia yaşanırdı.
Çelişkiyi şöyle özetleyeyim; yeni bir takım oluştururken sadece isimlere bakarak beklentiyi yükseltir, kadro planlamanızı sürdürebilirlik değil, günlük başarılar üzerinden kurgularsanız sorumluluğu, istifa eden teknik direktöre yüklemeden yönetim olarak hatalarınızı sorgulamak zorundasınız.
Trabzonspor üç gün önce gözden çıkardığı Onuachu’yu aklın yoluyla kazandı.
Umarım takımı enamet edeceği kişi ile ilgili de sağlıklı bir karar verir!
Olcay Çakır: Prangalar kalktı
Görülen o ki prangalar kalkınca moraller yükseliyor, küçük dokunuşlar büyük sonuçlar doğuruyor. Haftalardır oynaması gerektiğini düşündüğümüz oyuncular yerlerine yerleşince Trabzonspor da olması gereken yere dönüyor. Demek ki mesele her zaman kadro ve eksikler değilmiş! Hüseyin Çimşir çok kısa sürede çok basit gerçeklere dokundu. Trabzon’un, Trabzonsporlu'nun nabzını tuttu; futbol birikimini de ekleyip elindeki kadrodan alabileceği maksimum verimi aldı. Üstelik bunu futbolu yeniden icat etmeye çalışmadan yaptı. Çünkü Trabzonspor’un yazılmamış kuralları vardır. Trabzonspor 'Kazanmak istiyoruz demez, kazanmak istediğini rakibine hissettirir. Önde oynar. Kendi kalesinin önünde pas rekorları kırarak oyunu kontrol ettiğini zannetmez. Atak oynar, dik oynar, dikine gider. Rakibi rahat ettirmez. Hüseyin Çimşir dün sadece bunları hatırlattı.
Trabzon gibi oynamak!
Futbol bazen ısrarla karmaşıklaştırıldığı için kötü görünür. Oysa doğru oyuncuyu doğru yere koymak, yeteneğin önündeki freni kaldırmak ve takımınıza kendi kimliğini hatırlatmak çoğu zaman yeterlidir. Futbolun gerçekleriyle inatlaşarak kimse kazanmadı. Trabzonspor dün kaliteli kadrosunun hakkını verdi. Oyunuyla, skoruyla ve enerjisiyle uzun zamandır özlenen duyguyu taraftarına yeniden yaşattı. Bundan sonrası zaman meselesi. Ama bir şey şimdiden değişti: Prangalar kalktı. Oyuncular özgürleşti. Onları Trabzonspor’a getiren yeteneklerini sergilediler sadece… Takım gülümsedi. Bazen tedavi reçetesi çok basittir: Trabzonspor’u Trabzonspor gibi oynatmak!




