Trabzonspor-Gaziantep FK Maçı Sonrası Olay Yorumlar! Yazarlar Uyardı

Trendyol Süper Lig'in 10. haftasında Trabzonspor, sahasında Gaziantep FK'yi 2-0 mağlup ederek zirve takibini sürdürdü. Bordo-mavili ekibin Stefan Savic ve Ernest Muçi'nin golleriyle kazandığı karşılaşma, spor yazarlarının da gündemindeydi.

ZEKİ UZUNDURUKAN - ALTIN ANAHTAR SALAH VE MUÇİ!

Trabzonspor, Papara Park'ta Gaziantep FK'yı da yenerek şampiyonluk yarışına iyice ağırlığını koydu. Bordo-mavililer, ilk yarıda bir türlü oyunun içine giremedi. Hatta pozisyon bulmakta bile zorlandı. Bunda orta alandaki Fabinho ve Melih'in etkisiz futbolunun rolü büyüktü. Aral Şimşir ve Franculino Dju'nun yokluğu da maç boyunca çok hissedildi. Bu sezon bir türlü kendine gelemeyen ve hayal kırıklığından öteye gidemeyen Onuachu da oyunda kaldığı 63 dakika içinde yine çok etkisizdi. Üstelik de Onuachu sahada diye yine havadan oyuna dönülmesi de doğru değildi bence. İlk yarıda topu havaya kaldırmak yerine ezber oyunda ısrar edilseydi, bu kadar kötü bir görüntü ortaya çıkmazdı diye düşünüyorum. Çünkü Onuachu'nun sahada olması, Trabzonspor'u bu sezonki oyun kimliğinden uzaklaştırdı ve kimyasını bozdu.

O yüzden hücumda üretkenlikten uzak olan Trabzonspor'da bir de orta saha oyuncularının etkisiz oluşu, ilk 45'te Gaziantep FK'nın net pozisyonlara girmesine neden oldu. İlk yarıda Onana, Sorescu ve Camara'nın net pozisyonlarında direk dibinde iki harika kurtarış yaparak, Trabzonspor'u skor olarak ayakta tuttu. Mustafa'nın yerine sol bekte maça başlayan Cabral ilk yarıda aksadı, ama ikinci yarıda toparladı. Aral'ın yokluğunda sol önde görev yapan Saviolo ise hücumda etkiliydi. Çaykur Rizespor deplasmanında yaptığı üç asistle Trabzonspor'u sırtlayan Muçi, dün de muazzam bir gol attı. Hatta klasikleşen bir Muçi golü izledik. Muçi, Gaziantep FK kalesine bir füze göndererek, galibiyete mührünü basan isim oldu.
Trabzonspor'un başında her maç ayrı bir başarı hikayesi yazan Thomas Reis, dün de ikinci yarıya başlarken, Melih'i kenara alıp, Folcarelli'yi sahaya sürerek altın dokunuşunu yaptı. Bu sihirli değişiklikle ikinci yarıda orta sahada üstünlüğü ele geçiren Trabzonspor, hücumda hata etkili oldu, net pozisyonlara girdi. Her maç yazımızda Muhammed Salah'ı öve öve bitiremiyoruz. Hatta kelimeler yetersiz kalıyor Salah'ın futbolunu anlatmaya. Dünde 90 dakika sahada kalan Muhammed Salah, öyle başdöndürücü paslar attı ki, takımını maestro gibi yönetti…

Vay canına demekten kendimizi alamadık Salah paslarını izlerken, topu ayağına alıp oyuna hükmederken. Hatta 90+4'te Muhammed Salah, orta alandan aldığı topla adeta bir ses hızında Gaziantep FK ceza sahasına indi. Akıl dolu vuruşunda kaleci Ataberk mucizevi bir kurtarış yaptı. Salah, bu tarz pozisyonlarda Messivari gollerini Liverpool'da çok atmıştı. Akyazı'da da böyle bir gol geliyordu az daha Salah'tan.

Trabzonspor, Thomas Reis yönetiminde ligde ve Avrupa'da şu ana kadar harika bir başarı hikayesi yazdı. Bundan sonraki maçlarda da bu hikayenin devam edeceğinin sinyallerini verdi Bordo-mavililer. Yönetim kurulu, teknik heyet ve futbolcular geçen sezonki mütevazı ve dar kadro nedeniyle şampiyonluğu çok dillendirmemişlerdi. Ama bu sezon bambaşka bir kadrosu var Trabzonspor'un. Çok güçlü ve alternatifli bir kadro…

O yüzden şehri, taraftarı ve camiayı iyice havaya sokmak için şampiyonluk kelimesinin telaffuz edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü son şampiyonluk sezonuna benzer bir maraton yaşatıyor Trabzonspor bizlere. O sezon Marek Hamsik vardı, bu sezon da Muhammed Salah… Başkan Ertuğrul Doğan ve teknik direktör Thomas Reis, şampiyonluk kelimesini kullanmaktan kaçınıyor. Belki haklılar, takım strese girer, beklentiler yükselir diye düşünüyor olabilirler. Ama ben söyleyeyim. Son şampiyon Galatasaray'ın bu sezon yarıştaki en büyük rakibi Trabzonspor… Ocak ayında yapılacak nokta atışı transferlerle bu Fırtına, ligde ve Avrupa'da esmeye devam eder.

REHA KAPSAL - BASKI VE ÖZ GÜVEN

Trabzonspor'un hedefi son haftalardaki başarılı performansını iç sahada oynayacağı Gaziantep karşısında da devam ettirmekti. Bu ortamda başlanan maçta sanki 'nasıl olsa galip geliriz' düşüncesi özelikle ilk yarıda durağan ve hareketsiz oyunun en önemli nedeniydi.

Oyun temposu, topun hızı ve ritmi istenilen seviyede değildi. Bunun sonucunda topa daha fazla sahip olmasına rağmen rakibin organize savunma anlayışını aşmakta zorlandı. Pozisyon üretkenliği çok azdı. Bir de top kayıpları sonrasında topu tekrar kazanma adına geç reaksiyon verdiler. Böyle olunca topları kazanamadılar ve rakibe geçiş hücum şansı ve pozisyonlar verdiler. Dju'nun tabii ki Onuachu'ya göre farklı profilde oyuncu olması oyunu da etkiliyor, Dju ile takım daha yerden oynuyor. Hareketliliği de daha fazla olduğu için atak oyuncularının yaptıkları mevkisel rotasyonlar rakibin ön göremediği hücum aksiyonlarına dönüşüyor. Bu bilinmezlik saha içinde gol bulma adına çok büyük artı oluyor. Onuachu oynadığında bu çeşitlilik hücumda eksildiği gibi tek plan üzerinden yani set yerleşme ve kenar ortaları ile gol bulma şekline dönüyor.

Böyle sıkışan maçlar için en önemli çözüm duran toplar. Zaten geçtiğimiz sezon bu konuda ustalığı olan bordo-mavililer, ligimizde en fazla bu organizasyonlardan gol bulan iki takımdan biriydi. Tam zamanında Saviç'le gelen gol soyunma odasına önde ve moralli girmelerini sağladı. İkinci devre zaman zaman oyun içinde gel-gitler yaşasa da son haftaların formada ismi Muçi yine jeneriklik mükemmel bir gol attı. Sanırım ligimizde topa vuruş tekniği olarak en üst sırada olan oyuncular biri desek abartmamış oluruz. Bordo-mavililerin bu yoğun maç trafiğinde aldığı 3 puan, yakaladığı seri ve de ligde son 5 maçta elde ettikleri 5 galibiyet zirve yarışı açısından çok değerli. Aynı zamanda bunda sonra oynayacağı maçlarda rakiplerine karşı oluşturacağı "baskı" ve takımın "öz güvenini" daha da yukarıya çekmesi açısından çok önemli.

Olcay Çakır: Bereket versin

Hikâyenin tam da bu bölümünde “kazanmasını bildi” ifadesi yardımına koşar takımların. Kötü oyuna yazılan üç puan sezon sonuna güzel şeyler atfeder hep! Trabzonspor’un Gaziantep karşısındaki galibiyeti de böyle okunmalı. Adeta heba edilen ilk 45 dakika; soyunma odasına giderken doğru oynanan birkaç dakika ve Saviç’in golüyle güzelleşti. İkinci yarıda oyunu istediği yere taşıyıp farkı açabileceği bir kapı aralandı. Ancak beklenen ritim gelmedi. 61’de mükemmel bir Muçi yapımı gol daha geldi. Folcarelli hamlesiyle başlanan ikinci yarı aslında akışı da dengeyi de belirledi. Muçi’nin mükemmel golünden sonra ise maç tamamen skoru idare etme mesaisine dönüştü. Gaziantep, kazanmaya muhtaç bir takımın mücadelesini gösterdi. Trabzonspor ise Avrupa dahil bu yoğun fikstürde kazanma alışkanlığını korurken Rize’den sonra taşıdığı yorgunluğu da sahaya yansıttı.

İhtiyaç listesi...

Bu karşılaşma devre arasının transfer politikasına da ışık tuttu. Dju ve Aral’ın yokluğunda onların yerine oynayanlarla aynı oyunu üretmenin mümkün olmadığı görüldü. Hücumun iki önemli aktörü olmayınca tempo, hız ve ritim de eksildi.

Thomas Reis, hamleleriyle kulübenin imkânlarını da sınırlarını da vitrine çıkardı. Bir anlamda ihtiyaç listesini sahaya yazdı. Yönetimin bu mesajı aldığını düşünüyorum.
Birkaç gün sonra zorlu bir Avrupa maçı daha var. Bu ligde her galibiyetin kıymeti, iki kulvarın yüküyle birlikte düşünülmeli. Futbol az, mücadele var. Kaybetmeme iradesi ve kazanma alışkanlığı var. Bu döneme bir “periyodik bakım” haftası gözüyle bakmak gerek. Yeter ki kazanırken alınan dersler unutulmasın. Ders çok, oyun az, üç puan cepte... Bereket versin!

Cemal Ersen: Beşi bir yerde!

Trabzonspor’un ligde beşte beş yapması çok değerli. Thomas Reis ile adeta yeniden hayat buldu bordo-mavili ekip. Geçen hafta Ç.Rizespor karşısında müthiş bir geri dönüş yaşamıştı. Dün de Gaziantepspor önünde ilk yarıda oyun olarak rakibinden gerideydi. Konuk takım ciddi eksiklerle geldiği zorlu deplasmanda iyi mücadele etti. İki net pozisyon buldu. Ancak bu sezon harika bir performans sergileyen kaleci Onana engeline takıldı.

Trabzonspor’un uzatma dakikasındaki en ciddi gol girişimi şansının da yardımıyla sonuç verdi. Salah’ın köşe atışında Muçi’nin kafasından seken top Saviç’in önüne düştü, kaptan vurdu, üst direğe çarptı ve ağları buldu.

Franculino ve Aral’ın yokluğunu hissetti Karadeniz ekibi. İkisi de önemli oyuncular. Geçen sezonun gol kralı Onuachu, maalesef Thomas Reis’in önceliği değil. Oyunda kaldığı sürece istediği yüksek ortalardan bir tane buldu, beklenen vuruşu yapamadı. Lakin Alman hocanın elini onun üstünden çekmemesi gerek.

Muçi, Trabzonspor’un hayalet silahı. Öyle kritik anlarda ortaya çıkıyor ki, arkadaşlarının tüm yükünü hafifletiyor. 61. dakikada 25 metreden attığı müthiş gol, sezonun en iyileri arasında olacaktır.

Günün özel isimleri arasına Pina ve Nwaiwu’yu yazıyorum. Açık ara Süper Lig’in en iyi sağ beki ve stoperi Trabzonspor’da. Cabral’ın da hakkını yemeyelim, müthiş oynadı. Salah’ı anlatmaya gerek var mı? Tükenmeyen enerjisiyle tam bir lider, topa her dokunuşu sihirli.

Reis’in farkı yakaladıktan sonra yaptığı değişiklikler, hafta içindeki Freiburg maçını düşünmesine bağlıydı kuşkusuz.

Trabzonspor'da Onuachu ve Umut Nayir Hayal Kırıklığı! Gözler Genç Golcüde
Trabzonspor'da Onuachu ve Umut Nayir Hayal Kırıklığı! Gözler Genç Golcüde
İçeriği Görüntüle

Trabzonspor’un iki kulvardaki başarısını sürdürmesi rastlantı değil, geç alınmış bir “patron” tercihinin sonucudur.

İSKENDER GÜNEN: Kalite her zaman yolunu bulur!

Son dört lig maçında rakip filelere gönderilen 11 gol…. Bu istatistik, Trabzonspor'un hücum hattında ne kadar iddialı ve korkutucu bir yapıya büründüğünü gözler önüne seriyor. Ancak her başarılı yapının kilit taşları vardır. O taşlar yerinden oynadığında tablonun rengi değişebiliyor. Gaziantep karşısında takımın hücum zenginliğine derinlik katan Aral ve Franculino gibi kilit isimlerin yokluğu derinden hissedildi. Özellikle Franculino'nun yokluğu, bu takımda büyük eksiklik. O sadece top bekleyen bir golcü değil, rakip savunma hatları arasında gezinen, stoperleri peşine takıp defansın dengesini bozan bir kriz çözücü...

Bu maçta ileri uçta Onuachu ve Saviolo vardı. Onuachu hava toplarında rakibin korkulu rüyası fakat Franculino'nun o delici hareketliliği olmayınca Trabzonspor, aradığı o akışkanlığı ve dinamizmi bulamadı. Orta sahada Fabinho'nun yaptığı pas hataları da eklenince takımın oyun kurma ritmi kayboldu. Futbolda bazen en iyi oyununuzu oynayamazsınız. Ancak büyük takımlar böyle günlerde bireysel kalite ve karakterle kazanır. İlk yarıda Gaziantep, Trabzonspor'un sağ kanadından tehlikeli ataklarla baskı kurdu. Kritik dakikalarda sahneye çıkan Onana'nın yaptığı kurtarışlar var. İlk yarının sonunda Savic, duran toptan golü attı. İkinci yarıda ise maçın en özel anlarından birine imza atan Muçi oldu. Mükemmel golle skoru 2-0 yaptı. Zorlanan, pas hatalarıyla boğuşan ve eksikleriyle sınanan Trabzonspor her şeye karşın 3 puanı aldı ve yoluna devam dedi. Oyun her zaman mükemmel olmayabilir ama kazanan akıl ve kalite her zaman yolunu bulur…

Ulaş Özdemir: Tutuk ama keskin

TRABZONSPOR ilk yarıda hem temposunu yükseltmekte hem de rakip savunmanın arasına girmekte zorlandı. Özellikle Dju'nun eksikliği fazlasıyla hissedildi. Onuachu ile aynı alışkanlıkları sahaya yansıtmak mümkün olmadı. İlk yarının ortalarından itibaren Gaziantep oyuna ortak olmaya başladı. Ciddi bir gol tehlikesi yaratamasalar da Trabzonspor kalesini sık sık şutlarla yokladılar.

Açıkçası Thomas Reis döneminin en hareketsiz en üretkenlikten uzak ilk yarılarından birini izledik. Tam da devre golsüz bitecek derken sahneye bir duran top çıktı. Muçi'nin arka direğe gönderdiği topa kaptan Savic dokundu ve Trabzonspor pek de iyi oynayamadığı 45 dakikayı önde kapatmayı başardı. Thomas Reis, ikinci yarıya Melih'in yerine Tim'i alarak başladı. Bana kalırsa gecikmeden yapılması gereken bir hamleydi. Nitekim Tim'in oyuna girmesiyle orta sahadaki denge değişti.

Gaziantep'in ilk yarıda bulduğu hücum fırsatları belirgin biçimde azaldı. Üstelik Trabzonspor bunu geriye yaslanarak savunma yapmasıyla da başarmadı. Gaziantep'in geriye düştükten sonra biraz daha cesur oynamasını bekliyordum. Ancak onlar da savunma disiplininden pek taviz vermediler. Böyle olunca maçın temposu uzun süre aynı düzeyde kaldı. Ve sahneye yine Muçi çıktı! Son haftaların parlayan yıldızı, bireysel kalitesini konuşturarak harika bir gol attı ve skoru 2-0'a taşıdı.

Sonuçta Trabzonspor, alıştığımız akıcılıktan uzak, zaman zaman tutuk kaldığı bir 90 dakikayı kazanmayı bildi. Her maçta yüksek tempoyla oynamak rakibi sürekli baskı altında tutmak mümkün olmuyor. İşte böyle karşılaşmalarda bireysel kalite, duran top becerisi ve doğru zamanda yapılan müdahaleler belirleyici hale geliyor. Trabzonspor bu kez futboluyla fazla heyecan vermedi ama sonuca giden yolu buldu. Tutuktu fakat gerektiği yerde son derece keskindi. Şampiyonluk yarışında bazen iyi oynamaktan daha kıymetli olan iyi oynayamadığın günlerde de kazanabilmektir.

Kaynak: HABER MERKEZİ