Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), merakla beklenen 2025 yılı Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerini kamuoyuyla paylaştı. Verilere göre Türkiye ekonomisi, küresel ekonomik belirsizliklerin ve sıkı para politikası adımlarının gölgesinde geçen 2025 yılını, bir önceki yıla oranla %3,6'lık bir büyüme performansı ile tamamladı. Üretim yöntemiyle hesaplanan cari fiyatlarla GSYH, 2024 yılına göre %41,3 oranında bir artış göstererek toplamda 63 trilyon 20 milyar 906 milyon TL seviyesine ulaştı. Bu veriler, Türkiye'nin zorlu bir yılı geride bırakırken büyüme ivmesini korumayı başardığını kanıtlar nitelikte.
Sektörel Büyüme: İnşaat Zirvede, Tarım Kayıpta
2025 yılı büyüme rakamlarının alt kırılımlarına bakıldığında, sektörler arasındaki ayrışma dikkat çekici boyutlara ulaştı. Yılın en çok büyüyen lokomotif sektörü, %10,8'lik devasa artışla inşaat sektörü oldu. Onu %8,0 ile bilgi ve iletişim faaliyetleri takip ederken; ticaret, ulaştırma ve konaklama hizmetleri %4,6 büyüme kaydetti. Sanayi sektörü %2,9 ile daha itidalli bir büyüme sergilerken, en çarpıcı veri tarım sektöründen geldi. Tarım sektörü %8,8 oranında küçülerek yılın en büyük negatif ayrışan alanı oldu. Bu durum, gıda arzı ve tarımsal üretim politikalarının 2026 yılındaki önemini bir kez daha ortaya koydu.
Kişi Başına Gelir 18 Bin Dolar Eşiğini Aşarak Rekor Kırdı
Ekonomik büyümenin vatandaş bazındaki yansımasını gösteren kişi başına GSYH rakamları, dolar bazında psikolojik sınırları zorladı. TÜİK verilerine göre, 2025 yılında kişi başına düşen GSYH cari fiyatlarla 712 bin 200 TL olarak hesaplandı. Bu rakamın ABD doları cinsinden karşılığı ise 18 bin 40 dolar olarak kayıtlara geçti. 2025'in son çeyreğinde ekonominin %3,4 büyümesi ve hanehalkı tüketim harcamalarının yıllık bazda %4,1 artması, iç talebin ekonomik büyüme üzerindeki baskın rolünü sürdürdüğünü gösteriyor. Ancak dış ticaret tarafında ihracatın %0,3 azalırken ithalatın %4,9 artması, dış ticaret dengesindeki kırılganlığa işaret ediyor.
İşgücü Ödemeleri ve Gelir Dağılımındaki Değişim
2025 yılında işgücü ödemelerinde yaşanan %40,4'lük artış, nominal bazda güçlü görünse de toplam katma değer içerisindeki payında hafif bir gerileme yaşandı. Geçtiğimiz yıl %37,0 olan işgücü ödemelerinin payı, 2025 yılında %36,9'a geriledi. Buna karşın, net işletme artığı veya karma gelirin payı %43,1'den %44,1'e yükseldi. Bu tablo, sermaye gelirlerinin toplam pastadan aldığı payın, işgücü gelirlerine kıyasla daha hızlı arttığını gösteriyor. Ekonomistler, büyümenin kalıcılığı ve refahın tabana yayılması için işgücü ödemelerinin payındaki bu durağanlığın aşılması gerektiği görüşünde birleşiyor.




