Türkiye’de gündelik hayatın hızı ve değişen ekonomik dinamikler, vatandaşın ruh sağlığı üzerinde geri dönülemez izler bırakmaya devam ediyor. DOR Araştırma ve Analiz (DORinsight) tarafından "Stres Farkındalık Ayı" kapsamında gerçekleştirilen kapsamlı çalışma, toplumun ruh halini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. 1.000 kişilik bir örneklem grubuyla yapılan anket sonuçları, stresin artık geçici bir ruh hali değil, Türkiye için kronik bir toplumsal mesele haline geldiğini kanıtlıyor. Her iki bireyden birinin yüksek baskı altında yaşadığı bu süreçte, kaygının merkezine oturan temel unsur ise sarsılan aile bütçeleri ve belirsiz gelecek beklentileri oldu.
Ekonomik Darboğaz Toplumsal Kaygının Fitilini Ateşledi
Araştırmanın en çarpıcı verisi, stresin kaynağının artık soyut endişelerden ziyade somut geçim derdine dayanması oldu. Katılımcıların %50,5’i, doğrudan finansal durumlarını ve hayat pahalılığını en büyük gerginlik nedeni olarak tanımlıyor. Analizlere göre, Türkiye’deki genel stres yükünün yaklaşık %65’i ekonomiyle doğrudan ya da dolaylı bir bağ içerisinde.
DOR Araştırma yetkilileri, bu tabloyu şu sözlerle özetliyor: "Görüşülen kişilerin yarısından fazlası için hayat pahalılığı sadece bir rakam değil, gündelik yaşamı derinden sarsan bir baskı unsuru. İş temposu ve gelecek endişesi bile artık bu mali baskının birer uzantısı olarak şekilleniyor." Bu durum, ekonomik iyileşme sağlanmadan toplumsal huzurun tesis edilmesinin ne denli güç olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Kadınlar ve Genç Nesil Yüksek Baskı Altında Eziliyor
Stres, toplumun her kesimini etkilese de kadınlar ve gençler bu yükü çok daha ağır omuzluyor. Kadınlarda yüksek stres yaşama oranı %54,4 olarak ölçülürken, erkeklerde bu oran %42,4 seviyesinde kaldı. Gençler tarafında ise tablo çok daha karamsar; 18-24 yaş grubundaki her iki gençten biri yoğun stres altında olduğunu ifade ediyor.
Genç bir katılımcının anket notlarına yansıyan şu sözleri durumun vahametini gösteriyor: "Geleceğe dair bir plan yapamamak, bugün karnımı nasıl doyuracağımı düşünmekten daha yorucu." Araştırma, 45-54 yaş grubunda stres oranının %43,8’e gerilediğini gösterirken; gençlerin ekonomik darboğaz ve gelecek belirsizliği sarmalında daha savunmasız kaldığını belgeliyor.
Uzman Desteği Yerine Sosyal Medyaya Kaçıyoruz
Toplumun stresle başa çıkma yöntemleri, Türkiye’deki psikolojik destek kültürünün yetersizliğini de ortaya koydu. Katılımcıların %34,8’i rahatlamak için sosyal medya platformlarına sığınırken, profesyonel yardım alanların oranının yalnızca %1’de kalması uzmanları endişelendiriyor. Bireyler, stresin etkisini "ruhsal durumumda ve genel psikolojimde ciddi bir tahribat yaratıyor" şeklinde tanımlasa da çözüm olarak yalnız kalmayı (%17,4) veya dizi izlemeyi (%17) tercih ediyor.
Vatandaşların %64'ü için stresin artık kronik bir yaşam deneyimi haline geldiği bu tabloda, katılımcıların %38,5'i durumun değişmeyeceğine, %29,2'si ise stresin daha da artacağına inanıyor. Bu "karanlık gelecek beklentisi", stresin sadece bugünü değil, yarının umutlarını da tükettiğini gösteriyor.





